şükela:  tümü | bugün
  • çevrede çoğunluğun bir şekilde inanmış olduğu gerçek dışı bir iddiayı ne kadar şişirme, abartma, balon, akıllara ziyan olursa olsun bunu hiç sorgulama gereği bile duymadan doğru sanarak benimsemek

    aslında başka türlü olması da kolay kolay mümkün değildir. çünkü bu inanan topluluğun içinde öyle kişiler vardır ki bunların yanlış bir şeye inandıkları aklın ucundan bile geçmez. onlar inandıklarına göre demek ki doğru bir şeydir, denilerek hiç kafa yormadan aynı hararetle bu inanç devralınır. hatta devralınmakla kalınmaz, inanmak istemeyenler de bu yalana inandırılmak için olağanüstü bir gayret sarf edilir.

    bu yalanın peşinde olanlar ve bundan devasa menfaatler sağlayanlar, çok iyi bir şekilde örgütlenme yeteneğine de sahiptirler. çünkü cukkalar bu yalan sayesinde kolaylıkla dolar. bunların sırf bu yalanları yaymayı meslek edinerek geçinenleri vardır. güçleri ve etkileri arttıkça, yaşamın her alanına müdahale etmek isterler. güç ve iktidar sahibi olurlar. bu takdirde yalan daha meşru ve daha karşı konulmaz bir şekilde hükmünü icra eder. artık bu durumda söz konusu olan bir tür yalan diktatörlüğü, yalan tiranlığıdır. yasalar, gelenekler, kurallar, hatta anayasalar dahi zamanla bu kurumlaşmış yalan hâkimiyetinin boyunduruğu altına girerler. bu yüzden bu yalancılar çetesinin en büyük korkusu, gerçeklik ve aydınlıktır. bilime öteden beri düşman olmalarının, onun gelişmesinin önüne türlü badireler dikmelerinin nedeni de budur. aksi halde yalan üzerine oturttukları egemenlikleri bilimin etkin vuruşlarıyla temelinden sarsılacaktır.

    birçok bağnazlığın temelinde böylesi bir körü körüne inanma hali yatar. bu tür inançların önemli bir kısmının kökü çok eskilere, binlerce yıl ötesine gider. çok sayıdaki önyargının, batıl inancın vs nin temeldinde bu mekanizma yatar. özellikle ağaç yaş iken eğilir, prensibine dayanılarak, çok erken yaşlardan itibaren bunlar kafalara enjekte edilir. inanmamak korku verici yaptırımlara bağlandığı için erken yaşta empoze edilen inanç kalıpları bir daha ömür boyu kafadan atılamaz.

    bu tür sistematik yalanlar zaman zaman bir takım engellerle karşılaşırlar. bu takdirde usta biçimde kendilerini gizlerler; alttan alta yayılmaya devam edilirler. ama ilk fırsatta kafayı yine kaldırarak daha şiddetli bir şekilde tekrarlanırlar, empoze edilirler ve yayılırlar. çünkü ayakta kalması daha çok kalabalıklar tarafından kabul görmesine bağlıdır. yayılmadan nefes alamazlar. yayılmamaları sonları demektir.

    edit: düzeltme