şükela:  tümü | bugün soru sor
  • doları takip etmekten, ülke krizden nasıl çıkar diye düşürken..

    biri seni sarsar.. aa annen!
    '' oğlum hadi kalk kahvaltı hazır, hepimiz seni bekliyoruz ''

    ne oluyor ya ? neredeyim ben diye soruyorsun etrafına. annen '' kaç kere dedim sana yatmadan çizgi film izleme diye, sonra etkisinde kalıyorsun ''

    bu gerçek olamaz!
    kömür sobası kurulmuş, aile kahvaltıya oturmuş, tv açık ve jetgiller oynuyor.
    kumandayı eline alıyorsun, kanalları değiştiriyosun, sırasıyla; jetgiller, taş devri, heidi. susam sokağı bile hala devam ediyor.

    şaşkınlığın daha da artıyor. anam o da ne öyle! fiskos var üstünde çevirmeli ev telefonu. yetmemiş üstüne dantel örtmüşler. tv 55 ekran ve yetmiyor yanında atari var. hem de 999999 in1 olanından. gerçi içinde o kadar oyun yok ama neyse devam edelim.

    erkek kardeşin kapıya tırmanıyor. kız kardeşin barbie bebeğini yanından ayırmıyor.
    bir ara elin cebine gidiyor; o aman allahım! cebinde taso var.

    babana dönüp;
    '' baba! dolar kuru ne kadar '' diye soruyorsun;

    - ne işi var senin gibi çocuğun dolarla, neyse 11.035,66 tl. ( yaklaşık 1.35 tl denk geliyor galiba )

    vay anasını diyorsun. bunlar hepsi rüya mıydı?
    hemen ekşi de başlık açayım diyorsun ki; daha dokunmatik telefon icat edilmemiş olduğu aklına geliyor. hoş daha ekşi sözlük diye bir site bile yok.

    yalnız işin kötüsü; annenin seni kırmızı leğende yıkayacağı aklına geliyor ve tekrar hüzünleniyorsun.
  • oturup ekonomi dahil her şeyin birden nasıl boka sardığını düşünürken...

    biri seni uyandırıyor. aa annen!

    "kızım kalk hadi, önce manhattan'da bir kahve içelim, daha sonra da alışverişe çıkarız." der.
    "tamam annecim. geçen gün beğendiğim cartier love bilekliği, 12 cm nude christian louboutin'leri, gmt master 2 green dial yellow gold oyster bracelet automatic rolex'i ve mavi chanel jumbo flap bag'i de alır mıyız?"
    "tabii ki alırız canım."
    "tamam annecim hemen hazırlanıyorum."

    bu gerçek olamaz!

    odandan aşağı iniyorsun ve babanı görüyorsun. yakışıklı mı yakışıklı sevgilinle borsa hakkında konuşuyorlar. agent provocateur geceliğinle onlara selam veriyor ve kahvaltıya oturuyorsun. taze sıkılmış yeşil elma suyundan bir yudum alıp:
    "babacım, yarın derneğin açılış partisi var. şoför limuzinimizle beni 20.00'da derneğe bırakır değil mi?"
    "tabii ki bırakır kızım, iyi eğlenceler."

    tekrar babana dönüp:
    "baba, dolar şu an kaç?" diye soruyorsun. baban kahkahalar atıp soruya cevap dahi vermeden evden çıkıyor...

    vay anasını diyorsun. bunların hepsi rüya mıydı?
    sonra entry girmek için ekşi sözlüğü açıyorsun ama pırlanta kaplı jel protez tırnakların zedelenmesin diye uğraşmıyorsun.

    ve sonra moschino elbisen ve yves saint laurent ayakkabılarınla alışverişe çıkıp her şeyi unutuyorsun...
  • kabus.
    5 yıl gibi süren bi kabus hatta.