şükela:  tümü | bugün
  • tomris uyar'ın gündökümü dizisinin diğer bir adı.
  • tomris uyar'ın beş ciltten oluşan günceler serisinin genel adıdır.

    gündökümü (1975 – 80), günlerin tortusu (1980 – 84), yazılı günler (1985 – 88), tanışma günleri (1989 – 95) ve yüzleşmeler (1995-1999) isimli eserlerden oluşur. aynı zamanda serisinin son kitabı da aynı isimle piyasa çıkmıştır.

    tanık olduğu olaylara ve gelişmelere ayak uydurmak istemeyen bir aydının, türkiye’nin son yirmi beş yılına ilişkin izlenimlerini konu edinir. serinin tüm eserlerinde; yazarlara, şairlere, ülke gündemine, sosyal hayata dair ilginç anekdotlar yer alır. bu eserlerin içinde şüphesiz en ilgi çeken kısımlar ise tomris'in meşhur turgut uyar, edip cansever ve cemal süreya aşk üçgeninde dönen hadiseleridir. hatta üç şairin de adının zikredildiği (yüzleşmeler eserinde) bir bölüm, zamanın behrinde pek meşhur olmuş, her yerde yayımlanmış ve bu serinin tanınmasında da epey etkili olmuştu.

    bahsi geçen anı, 1980 başlarında bir yaz akşamına ait. füsun akatlı, nimet tuna ve tomris uyar, o dönemin gözde uğrağı şadırvan’da buluşmuş, denizin tadını çıkarıyorlar. konu bir ara aşka, sonra aşksızlığa, en sonunda da “aşık olunabilecek bir erkeğin özellikleri”ne geliyor ve bir oyuna dönüşüyor.

    nesnel davranmakta kararlı olduklarından masalarına gelen edip cansever ve turgut uyar’ın da görüşlerini alıyorlar. (sonraları ferit edgü, cemal süreya, mürşit balabanlılar, aydın emeç gibi “güvenilir” erkeklere de başvuruluyor.) ve şu şekilde bir liste ortaya çıkıyor:

    erkek dediğin "tokyo" marka terlik giymeyecek. (pijama terlik kombininin vazgeçilmezi) şort yasak değil, yatarken de çoraplarını çıkarmalı.

    yürüyüşe çıkması, pazar günlerini doğa budalalığıyla geçirmesi -sizi de yanında götürmüyorsa- yasak.

    pamuklu, keten, yün gibi doğal elyaf giyecek. naylon ve parlak kumaşlar kesinlikle yasaktır. (ferit edgü’nün önemli katkısı: fanila giymeyebilir. turgut uyar’ınki: ama don giysin.)

    herkes erkeğin haftada en az bir kere yıkanmasına razıyken ferit'in görüşüne göre her gün yıkanması gerekiyor.)

    kesinlikle uykucu biri olmasın ama uykusuzluğundan da yakınmasın. uykusuz gecelerini şölene dönüştürebilsin.

    alkolik olabilir ama sarhoş olmasın. (ferit’in katkısı: düşebilir ama çelme takmasın.)

    uyuşturucu kullanmasına izin var mı? mürşit’e göre, “ikinci kişiliği gündeme gelmiyorsa kullanabilir.” turgut’a göre, “hem içki hem uyuşturucu olmaz!” galiba, izin pek yok.

    tv’de “makul miktarda maç seyredebilir” ama yorum yapmadan, sessizce. boks ve güreş sevmesin. turgut “buz patenini” de eklemiş.

    tatil günlerini eşya onarmakla geçirmesin. elektrik sigortası attığında, musluğun contası yenileneceğinde hemen işe sıvanmasın. bir usta ayarlayacak kadar bilgili olsun (ferit). cereyana kapılmayacak ya da evi havuza çevirmeyecek kadar zeki olsun yeter (turgut).

    ya yüzmeyi ya dans etmeyi bilsin. herhangi bir sporu iyi yapsın işte.

    haftada en az bir kitap okusun. mürşit: red kit ile asteriks’ten haberli olsun. turgut: pardayyanlar ile arsen lüpen’den de. ferit: şu altı yazardan birini iyice okumuş olsun -kafka, shakespeare, balzac, sait faik, sartre ve fitzgerald ya da hemingway ama ihtiyar adam ve deniz sayılmaz. edip cansever: şiir de okusun.

    bir saz çalıyorsa çalsın ama dostlar toplantısında konser vermesin. aynı şekilde isterse mavi yolculuğa çıksın ama dönüşünde dia gösterileri düzenlemesin.

    esprisi “humor”a dayalı olsun. fıkra anlatmayı, “lazın biri” diye başlamayı nükte sanmasın. turgut: askerlik anılarını anlatmasın. geçmişinden söz ederken, “sene 1963…” diye girmesin söze. “1963’te ankara’dayken…” gibi başlasın söze.

    takside arka koltukta otururken de hesabı ödeyebilsin. lokantada bahşişi yüzde ondan fazla bırakmasın. garsonlarla bu koşullarda dostluk kurabilsin. hesabı öderken cebinden tomarla para çıkarmasın. diline dolamadığı sürece mali durumu önemsiz, yalnız arabası varsa, arabanın park yerine göre program düzenlemesin. taksiye binebilsin. çok istiyorsa yabancı sigara ve içki içebilir, tabi övünmediği sürece.

    edip cansever’e göre, armağan almayı da vermeyi de bilsin. her hesabı kendi ödemeye kalkışmasın.

    yemek masasında viski vb. içmesin. masaya gelen çerezlere saldırmasın.

    hayatında en fazla 6 kere doktora gitmiş olsun (ameliyat sayılmıyor). antibiyotiklere düşkün olmasın.

    ilk gördüğü insanlar hakkında acele ve değişmez yargılar verecek kadar gözükara bir psikoloji uzmanı kesilmesin.

    politik görüşü sola yakın bir aydın olsun. ama, dahi yerine daahi demeyecek kadar düzgün olsun türkçesi. parti sloganlarıyla konuşmasın.

    omlet, makarna ve biftek dışında yemek pişirmeyi becersin. kendine yetsin.

    sgn: peki kaç yaşında olsun bu adam?

    nimet’e göre: 30, füsun’a göre: 45, bana göre: 30.

    ferit’e göre: ideal olarak 25, edip’e göre: 40, turgut’a göre: 30-35, mürşit’e göre: 35."
  • “garip bir ölçü alışkanlık. sevgi, aşk, dostluk ancak bu ölçüye vurulduğunda anlam kazanıyor. en ufak ayrıntılarda bile. sözgelimi ben yeni bir giysiyle, bilmediğim bir yere kolayca gidemem. önce evde deneyip benim kılmalıyım onu, birazcık eskisin, bedenimin kalıbını alsın ki içinde özgürce davranabileyim. alışkanlık, kişiliğin gelişimini, kendini bulmasını sağlıyor evet ama bir sınıra kadar. sizi o sınıra götüren iti, bakıyorsunuz sınırda karşınıza dikilmiş, yolu tıkamış. o tuzağa düşmemeli. her büyük tutku gibi alışkanlık da fethi naci’nin deyişiyle: yıkımının tohumunu içinde taşıyor.” (syf.76)