şükela:  tümü | bugün
  • ankara sanat tiyatrosu'nun sezon oyunlarından.
    yazarı yeşim dorman. aynı zamanda yönetiyor ve oyuncu kadrosunda.

    rol dağılımı ve görev listesi şu şekilde;

    oyuncular:
    yeşim dorman
    hakan güven
    bülent yıldıran
    mehmet ulusoy
    yıldırım şimşek
    çağlar deniz
    nalan güreş demirel
    sinem islamoğlu

    orkestrast:
    ali azapçı
    hazer erdoğan
    savaş sami kündüroğlu

    yazan-yöneten: yeşim dorman

    ışık tasarım: yüksel aymaz

    dekor: arda güler

    dans (sirto): yeliz savaş dingler
  • "bir valize ne sığmaz ki? sen yeter ki götürmek iste."
    deyip konuyu piç edebilirim her an.

    edit: o valizin tek fermuarlı iç gözüne dökülmesin diye tüm hayallerini yumurta poşetine sarıp koymuş insanlar var bu hayatta.
    *aşırı neşet ertaş etkisindeyim şu an.
  • tarih kitaplarında oldukça basit şekilde aktarılan bazı olayların milyonlarca insanın hayatını nasıl etkilediğini hüzünlü olduğu kadar keyifli bir şekilde ele alan oyun.

    lozan anlaşması sonucunda yunanistan ile nüfus mübadelesi anlaşması gerçekleştirildi. ne kadar basit değil mi? yunanistan'da yaşayan takribi 500 bin yine anadolu'da yaşayan takribi 1 milyon insanın hayatları, yaşamları, aşkları, işleri hiçbirini ihtiva etmiyor bu basit cümle. işte oyun bunu çok güzel ele alıyor. velhasıl benim beğendiğim bir oyundur.
  • ankara sanat tiyatrosu'nun bu sezon oynadığı, dün itibariyle izleme şerefine nail olduğum oyun. gerçekten çok beğendim.
    oyun dram olması hasebiyle ağır ilerliyor, tek mekan oyunu olunca diyaloglar üzerinden dönüyor. geçmişte olmuş olaylara değindiği ve bu olayların günümüzdeki izdüşümlerini anlattığı için de sürekli olarak bir anı dinleme durumundayız. ama diyaloglar çok lezzetli, oyuncular çok başarılı, konunun işlenişi çok güzel.
    bazı şeyleri birebir görüp yaşamadan anlamanın bir yolu olmuyor. evlat acısı bunlardan biridir örneğin; evladını kaybetmemiş bir kimsenin kaybetmiş olanı anlamasının imkansız olduğundan bahsederler ki muhtemelen haklılardır. göçmenlik de böyle bir şey. rahmetli babannemi hatırlattı bana oyun. boş bulunduğu her an eski vatanı bulgaristanı anlatırdı o da. kendilerini türkiye'de adam akıllı kabul etmediklerini, hep bir burukluk yaşadıklarını. annem şakasına da olsa kızınca ''gavur dölü'' diyor bize. eminim iyi niyetle söylüyor ama o bile üzüyor işte insanı.
    oyunda da dendiği gibi bitirelim bari:
    -az insanız biz, azıcık insan. birazcık.