şükela:  tümü | bugün
  • kader bana daha güçlü silahlar verdi ama ben dünyanın adaletsizligi karşısında kör olup o silahları kendime doğrulttum.
  • ıçleri gülsün diye gözlerim var fakat dünya'nın adaletsizliğini gördükce yaşla doldular.
  • kendimizi ikinci şahıs olarak görüyoruz, bunun için onu geliştiriyor veya zarar veriyoruz. kendi öz farkındalığımızı kazanma pahasına benliğimizi parçalıyoruz, bu çözülme bizi yalnızlığa ve başkaları tarafından tanınma arzusuna mahkum ediyor. kendimizden başka varoluşların varlığından emin olmakla kendimizi kanıtlıyoruz. onlara sesimizi yeterince duyuramadığımızı düşündüğümüz anlarda kendi sesimizi kısmak için elimizden geldiğince kendimize işkence ediyor olduğumuzu sanırız, oysa bunun da amacı dikkat çekebilmektir. ötekinin varlığından bağımsız bir varoluş yoktur böyle birşey mutlaka yalnız olmalıdır, yalnız ve tek olan hükümsüzdür. anlatılacak hiç bir hikayenin olmamasındansa en azında kötü anıların ve acıların olması daha iyidir.
  • tek ihtiyacım biraz daha bira, herkesin istediği bu çünkü. empatiden yoksun hoyratlaşmış duyarsız bir ruhla karşılaşmak nesneleri memnun edecektir. bakışlarımda sanki bira değil cesaret koktuğunda, şu anı yaşadığımı hissedebiliyorum, beni sıkan sürüye eşlik etme dürtüsünden de kaderin omzuma yüklediği; cisimlerin benimle hiç alakası olmayan iç dünyalarını dikkate alma aptallığından da kurtuluyorum. ama terk ettiğim için değil artık beni yormadıkları için. biliyorum onlar da seviyor bu halimi gerçek olamayacak kadar tuhaf ansızın karşılarında belirip onlara yaşadıklarını hissettiriyorum. evet yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür değildir hele bir orman gibi kardeşçesine hiç değildir. ama dürüst olamk gerekirse evet yaşamak bir orman gibidir orda her an bir savaş sürer, ölmektir yaşamak acı çekmektir. yaşamak korkudur ve yaşamak bir meydan okumadır, tüm bunlar olmuyorsa ölüsün demektir.
  • ne düşündüğün kimsenin umrunda değil, bunu anlayabilmek için onların ne düşündüklerini zerre kadar umursamıyor oluşunu düşün, yalnız olduğunu aklından çıkarma.
  • yancısınız, bir başka varlığın hizmetine yaşayan kapısında uluyan köpeklersiniz. yaşayamadığınız her anı başkalarına armağan ettiğinizi gizlemek için gereksiz olduğunuzu düşünüyorsunuz, şansınız yaver gittiği zaman geminizin kaptanısınız, gitmezse beceriksiz sersemin tekisiniz. yaptıklarınızı meşrulaştırmak için düşmana ihtiyacınız var gerçek olmadığınızı unutmak için yalanlara ihtiyacınız var kendinizi kanıtlamak için aptallığa ihtiyacınız var. hep bişeylere ihtiyacınız var ama yine de sizsiniz. bir parça umut kırıntısına muhtaç keşler, kronik yalancılar.
  • hatalarını yok etmeye çalışma, başka türlü onlardan kurtulamazsın. hatalarınla yaşamayı öğren.
  • size hayatın kötü bir örneğini sundum. bana bakarak nasıl olmamanız gerektiğini öğrendiniz.
  • kendi boyutumdan dünyayı seyrettim. insanlar domino taşları gibi birbirinin üzerine yıkılıyorlardı. ama bedenim yoktu benim. istedikleri acıyı vermeyenlere zulüm kesildiler. emelleri niyetimle boy ölçüşemezdi. oysa kimi insanlar benim yüzümden birbirine girmişti. hiç bir dilde tarifi olmayan bir acıydı her gün yaşadığım. sevdiğim dudaklardan başkalarına ait cümleler duydum. şeytan olarak geri döndü melekler. çocuklar çocuk, nankörler nankör, iki yüzlüler iki yüzlü, dedi bana. kendilerinde olanı onlara gösterdim. bana yalan söylemiş olanlara yalan söyledim. bana güvenmemiş olanlara güvendim. bilmem, kaç kişiyi adam etmişim.