şükela:  tümü | bugün
  • arkadaşa fena koymuşlar belli ki.

    oğlum bütün kadınlar aynı değil.

    sen malsın, kandın diye niye herkesi aynı kefeye koyuyorsun?

    boşanmayıp bir şekilde mutlu olan da, evlenmeyip ömür boyu mutlu olan da, yalnız kalıp depresyonlara dalan da var.

    işte bunlar hep hayat tecrübesi, bir dahakine o seni değil sen onu kullanırsın. düzen böyle çünkü artık, ya evleneceğim deyip kullananlar ya da evlenip boşanırken söğüşleyenler. arası büyük ikramiye, bulursan kaçırma...
  • ve anında feminist demagoji başlamış. evet, boşanma, boşanan kadınların çok küçük bir kısmı için vurulma sebebidir. ancak boşanma boşanan kadınların hepsi için vurgun yöntemidir. tabi bu boşanınca vurulan kadınların ne kadarı evliyken başkasıyla bir ilişkiye başladı da adam bunu öğrenince vurdu, bu oran bilinmemektedir. aldatmak bir insanın vurulması için geçerli bir sebep olmamakla birlikte, aldattığında seni öldüreceğini tahmin etmenin de ötesinde net bir şekilde bildiğin birisiyle evlendikten sonra onu aldatmak, gerizekalılıktır. eğer her canının çektiğine vermek istiyorsan, bunu ya bekarken yapacaksın ya da ruhsatsız silahı olduğunu bildiğin erkekle evlendikten sonra vermeyeceksin. bunun başka bir alternatifi yok, aldatan taraf erkek de olsa kadın da olsa haysiyetsizdir, ülkemizde ise aldatan kadın olduğunda erkeğin fiziksel zarar verme ihtimali çok yüksektir.

    bugüne kadar boşandıktan sonra nafaka ve/veya tazminat almayan bir tane bile kadın tanımıyorum. erkekle x sene evli kalıp(ki genelde buradaki x 5'ten küçüktür) hayatı boyunca çalışarak kazanamayacağı parayı alan kadınları göstermek stereotip üretmek değil, istismar edilen sisteme dikkat çekmektir. stereotip üretmek azınlıkta olanı çoğunluğa mal etmektir, nafaka ve/veya tazminat alan kadınlar çoğunluğun da ötesinde neredeyse tamamı iken, bu kelimeyi tercih etmek de sadece cehaletin göstergesi olabilir.

    madem feministsin, madem kadın erkek eşitliğinden yanasın, boşanma durumunda herkes kendi malını alır çekilir diye savunman lazım, "tüm erkeklerin onbinde biri boşanan karısını vuruyor, o yüzden bütün erkekler boşandığı kadına bir ömür bakmalı" diyorsan, sen feminist değil, yağlı kapı arayan standart bir motorsun. bir tane ben de beslemiştim bunlardan, oradan biliyorum. kadın açısından "ama ben ona x yılımı verdim" diye savunulursa bu, erkek tarafı kalkıp "ulan x kere siktim bir ömür para veriyorum" dediğinde ses çıkarma hakkı kalmaz ortada. erkek parasını verip kadından ayrılma hakkını satın aldığı sürece, kadının satın alınabilir bir meta olduğu fikrini erkeklerden söküp alamazsınız.

    ha derdiniz pozitif ayrımcılık tabi sizin sadece, bu durumda da erkeğin "amı var diye beklentisi var" demesi durumunda söz söylemeye hakkınız olmaz. gördüğünüz gibi bunların alayı zaten feminizme temelden aykırı şeyler. eşitlik başka bir şey, aynı standartlara sahip olduğun erkekten daha az çalışıp daha fazlasını elde etmeyi istemek başka bir şey.
  • bu başlığa kızan kadınlar dibine kadar haksızdır. şahsen ben evli değilim ve evlenmek için şimdiye kadar önüme çıkan zibilyon tane kız bana "ev, araba ve para pazarlığı" ile geldi, kadınlar şimdi bu konuyu çiçekli böcüklü bir aşk hikayesi ve sonunda evlilik olarak pazarlamaya devam ede dursun, benim böyle bir şeye inancım kesinlikle yok.

    ev, araba ve para olmadan evlenilmeyen bir düzen kesinlikle vurgun yapma amaçlı tasarlanmıştır, böyle olmayan "çok az" sayıda kaliteli kadını tenzih ederim. çünkü o "çok az" sayıda kadın gerçekten de zor gününüzde sizi bırakıp gitmez, sizden nafaka dilenecek kadar da adi olmaz. ama "çok az" maalesef "çok fazla" rakamına kurban gider.

    evlenecek olanlara başarılar dilerim, ümüğünüzü sıkacaklar, bilginiz olsun.
  • valla hacım kadının kötü niyetlisine denk gelirsen her türlü siki tutarsın. hukuk sistemi de buna çanak tutar, boşandığın karının jigolo parasını her ay tıkır tıkır eşşekler gibi de ödersin. acı. ama gerçek.
  • bir aktrollerin bir de turk erkeginin magduriyetinin asla bitmedigini bitmeyecegini gosteren akla zarar baslik.
    mdeniyetten uzak cehenneme yakin ne kadar hirbo varsa yazmis durmus basliga...
  • evlilikten sonra kazanılan değerlerin bölüşülmesi mantığına dayanan bir kanun varken, bir sene içinde müthiş kazanımlar var herhalde ki boşanarak vurgun yapılıyor.

    bir kişi ile evlendiğiniz zaman zaten sahip olduğunuz mal mülk para, kalan miras vs. boşanıldığı zaman yarısı verilen metalar değildir. tabii ki herşeyiniz kayıtlı kuyutluysa.
  • türk medeni kanunu'na göre evlilik sözleşmesi diye bir şey yoktur. geçerli değildir.

    evlenmeden önce yalnızca mal rejimi seçilebilir.
    hepsi bu!
    boşanma durumunda her şeyin önceden kararlaştırılabileceği bir hukuk sistemi yoktur türkiye'de.

    geçerli bir evlilik sözleşmesi yapmak isteyen arkadaşlar, evlilik sözleşmesine müsade eden hukuk sistemlerindeki bir ülkeye gidip, oradaki türk konsolosluğunda değil, doğrudan doğruya orada, oranın kanunlarına göre bir evlilik yapmalıdır ki evlilik o hukuk sistemine tabi olsun ve boşanma halinde de evlilik sözleşmesi sistemi mahkeme tarafından geçerli kabul edilsin.

    türk hukukunda bir evlilik sözleşmesi olmadığı için ve herhangi bir mal rejimi belirlenmemesi durumunda edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanacağı için, maddi yönden kendisinden daha üstte olan taraf açısından, evet, boşanmak bir vurgun yöntemidir.

    peki maddi yönden üstün olan taraf hangisidir?

    sizce kadınlar maddi olarak kendinden daha güçsüz erkeklerle evlenirler mi? hayır! kadınlar o kadar aptal değiller.

    "beyaz yakalı selin'den, okuma yazma bilmeyen halime'ye kadar her kadın kendinden daha çok kaynağa sahip olan erkekle evlenmenin derdinde, bunu çıkıp da kim inkar etmeye kalksa hiç kimse götüyle gülmekten cevap veremez." (bkz: #64222798)

    öyleyse pratikte bu ezici bir biçimde kadının boşanmak suretiyle maddi açıdan vurgun yapması şeklinde gerçekleşiyor.

    güneydoğu anadolu'da öldürülen kadınlardan girip evlendirilen çocuk gelinlerden çıkmak suretiyle, plaza çalışanı kadınları da aynı parametre ile değerlendirerek bik bik edecek feminaziler gelmeden son tavsiyeyi de vereyim:

    (bkz: evlenmeyin)

    evlenmediğiniz takdirde bu tür safsataların hiçbiri ile uğraşmak zorunda kalmazsınız.
    birlikteliğinizi sürdürmek istediğiniz kişiyle, birlikteliğinizi sürdürmek istediğiniz süre boyunca birlikte olursunuz.
    hiçbir yasal sorumluluğunuz olmaz.
    çocuğunuz olursa çocuk açısından durum değişmez.
    ona karşı hukuki sorumluluğunuz yine vardır. olsun da zaten, sizin çocuğunuz o.
    birlikte olduğunuz kişi sizin önünüze evliliği getirdiği anda ilişkiyi sonlandırıp başka biriyle birlikte olun.
    hayatınızı doya doya yaşayın, mutlu bir şekilde.
    evlenmiş olmakla aslında bir taahhütnameye de imza atmış oluyorsunuz.
    kendinize sorun, "böyle bir taahhütname imzalamaya gerçekten ihtiyacım var mı? ne için imzalıyorum bunu?"

    bakın gençler, o cinsel çekim bitecek. güvenin bana. o günler geride kalacak. eşiniz bir süre sonra size güzel gelmemeye başlayacak. heyecan bitecek, yok olacak. aldığı nefesin sesi, onun her zamanki ten kokusu bile rahatsız edecek bir süre sonra sizi. hiçbir nazı, kaprisi, tribi olmasa bile, dünyanın en anlayışlı, en güzel, en eğlenceli insanı olsa bile bu bi-te-cek.

    evlenmeyin, hayatınızı yaşayın.

    ya da bana ne, evlenin. sonra da boşanıp bir ömür boyu nafaka ödeyin.

    evlenmemek gerektiğini anlayabilmek için evlenip o kazığın kıçınıza sonuna kadar girmesi gerekiyorsa, bu kadar aptalsanız benim için hava hoş. siz boşandıkça ben para kazanırım.

    (bkz: be my guest)
  • acayip bir vurgun yöntemi gerçekten. ben yaşadıklarımı anlatayım da, gençlerin başına gelmesin;
    hiç tanımadığım, tanıdığım kadarını da sevmediğim biriyle evlendim. çünkü eline bıçak alıp benimle evlenmezsen t*şaklarını keserim dedi. zaten kadın olarak kendi varlığının bir değeri olmadığı gibi, evliliğin tüm yükü de benim üzerimdeydi. sonra da elimde avucumda ne varsa almak istedi. böyle dolandırıcılık olmaz, resmen zekamı çalmıştı!

    sürekli insanları genelleyerek itham etmek yerine, az kendinizi eleştirin. birinin sizi gerçekten sevmemesinin sebebi, g*tün teki olmanız da olabilir.
  • bir barzo kurgusu.