şükela:  tümü | bugün
  • uzun uzun düşündükten sonra felsefenin amına koyarak ortaya çıkardığım gerçek.

    şimdi, ateist arkadaşlar hemen eksilemesinler. okuduktan sonra eksileyebilirler ya da eksiledikten sonra okuyabilirler. mutlaka okuyun yani evrimini sevdiklerim. kaldı ki bu entry ne ateistin hoşuna gidecek ne dindarın :)

    bu arada uzun bir entry olacak herkes zorlanmadan anlasın diye ve rahatça eksileyebilesiniz diye iyi-kötü espiriler yaparak anlatımımı süsledim.*

    şimdi öncelikle evrim teorisine inanan dini inancı ne idüğü belirsiz bir insanım. herhangi bir ibrahimi dine inanmıyorum bu kesin ama. az sonra konu alacağımız yaratıcıyla olan diplomatik ilişkilerimi 2. katiplik düzeyine indirgemiş bir insanım ayrıca. ama aramızdaki var olan problemler bir yaratıcının var olduğu gerçeğini reddetmeme neden olamaz. bak dikkat ettiysen varlığını reddetmiyorum, ona kulluk etmek zorunda değiliz amına koyayım. kimse zorunda değil. bu tercih meselesi. kulluk eden kendi bilir, ona kendi samimiyetsizliği ile baş başa bırakıyorum, inandığı tanrı, var olduğunu düşündüğü cenneti var etmeseydi, tanrıya kulluk eden insanlar nah kulluk ederdi. buna itiraz edecek, ''ben tanrıya cehennem korkusu&cennete gitme isteği yüzünden ibadet etmiyorum'' diyecek inançlı insanlar olabilir. ama inandıkları kitap bu korkulardan bahsetmeseydi, emredici bir hüküm olmasaydı, işte o zaman nasıl davranacakları konusunda peşin hüküm veremezlerdi. o zamanın şartları yani hacı, hehe. ama neyse, konumuza gireyim.

    şimdi gençler, bu zamana kadar yaratıcının var olduğu tezi, ya kitaptan ayetler, bölümler vs ile kanıtlanmaya çalışıldı. ben buna her zaman şu şekilde cevap verdim.

    ya da her şeyin bir amacı olduğu, insanın da var olmasının bir amaç teşkil ettiğini söyleyen insanlar oldu. buna da aynı şekilde cevap verdim. her şeyin bir amacı olmak zorunda mı amına koyayım? ya da bu cevap tanrının varlığını kanıtlamaya yeter mi? ben tatmin olmadım amk.

    peki bir yaratıcının var olduğuna nasıl ikna oldum?**

    olaya tamamen bilimsel açıdan yaklaştım. şimdi, ben ''hiç bir şeyin yoktan var olamayacağına'' inanan bir insanım. ateist insanlar da bunu reddetmezler zaten ateizme inanma süreçlerinde bu gerçeklik de etkili olur.

    bu zamana kadar hep insanın evrimini düşündük. bazı insanlar bu yüzden ateist oldu, lan keke olaya insanın evriminden başlama. daha geniş düşün. evrenin evrimini düşün hacı.

    evren deyince aklına ilk olarak dünya gelmesin. ha gelmemiştir zaten de uyarayım dedim.*

    ufkunuzu açın ve geniş düşünün. geçmişe, köklerinize doğru yolculuk yapın.* evrenin evriminin başlangıcı nasıl olmuştur sorusuna cevap aramanızı istiyorum. arzuları olan bir adamım.*

    şimdi, hepimiz biliyoruz ki, bilim doğrudur ama mutlak değildir. şu an bilimsel olarak doğru kabul edilen şeyin doğruluğu aksi iddia edilene kadar, çürütülene kadar doğrudur, geçerlidir. bununla ilgili kimsenin bir itirazı olmaz sanırım. eğer olursa entryi editler örnekler veririm.

    ayrıca evrende bulunan maddeler* mutlak değildir, bileşiktir. hepsi kendinden önce var olan atomlardan türemiştir. mesela insanın evriminde de etkili bir unsur olan, ayrıca insanın temel içeceği* su bileşiğini örnek verelim: ''2 hidrojen & 1 oksijen'' gibi.

    evrenin sürekli genişlediğini duymuşsunuzdur. bu doğrudur. duymadıysanız eğer, yeterli olmasa da temel bilginiz olması açısından türkçe wikipedia'dan bakınız.

    demek ki evren, şu anda bilim adamlarının da kesin hesaplayamadığı yıl kadar önce -yani bunu tahayyül etmek de kolay değil, çok çok çok çok zaman önce diyelim- şu anki halinden oldukça küçüktü. şimdi daha da geriye gitmeye çalışalım: big bang! ama ben daha daha geriye gitmenizi istiyorum. ''lan manyak daha da geriye bilim adamları bile gidemiyor, ben nasıl gidicem'' diyebilirsiniz. haklısınız amk.* ama gitmenizi istiyorum. bu aralar çok şey istediğim doğrudur.*

    basit mantıkla, big bang'den önce, yani patlama olmadan önce atomlar ve elementlerin* olduğu kanısına varabiliriz. kaldı ki patlamaya da atomlar veya birbirlerine ters gelen* elementler neden olmuştur diyebiliriz. ama bu patlamaya neden olan atom ve elementler, şu an evrende bulunan atom ve elementlerden bazıları mıdır? buna kesin bir şey söyleyemeyiz. patlamaya neden olan atom ve elementler, patlama ile tamamen yok olmuş olabilir. bunlara basit mantıkla ulaştım. daha iyi bir fikri olan varsa, entry girip ''ben cahilini'' bilgilendirirse sevinirim.

    şimdi daha da geriye gidiyoruz** baştan dedim zaten felsefenin amına koydum diye. sizin de koymanızı istiyorum. herkesin koymasını istiyorum.*** ben çok şey istiyorum hacı.*

    şimdi bu aşamaya kadar hep nedensellikten bahsettim. her şeyin bir sebep-sonuç ilişkisiyle var olduğuna inanan bir insanım. çoğu bilim adamı da benim bu görüşümü bilimsel olarak kabul eder.**

    ama bundan sonra yeni bir kavramla tanıştırcam sizi. nerdensellik*

    evet nerdensellik.

    şimdi büyük patlamadan önce de kimyasal element(ler) ve bir kimyasal elementin bütün özelliklerini taşıyan en küçük parçacığı olan atom var ise, bazı bilim adamlarının kabul ettiği üzere bu kimyasal elementlerde tek bir kimyasal elementten ortaya çıktı ise -ki kabul ettiğim bir görüştür- bu kimyasal elemente nedensellik açısından baktığımızda nerden geldi bu element? nasıl oluştu? nasıl oluştuğuna bir cevap getirsen, buna getireceğin cevapta bahsedeceğin şeyler nerden geldi, nasıl oluştu? bu böyle sonsuza kadar devam edebilir.

    bilimde mutlak yok demiştik. doğa bulunan her şeyin neden-sonuç ilişkisi içerisinde bir açıklaması var. açıklaması olmayan tek şey, işte her şeyi başlatan, evrenin oluşumundan, dünyanın, insanın var oluşuna ve şu ana dek olan sürecin başlangıcına neden olan kimyasal elementin nerden geldiği sorusuna cevap bulamıyoruz.

    anlamanız açısından daha eğlenceli bir örnekle anlatıcam: pilot kalem ile ateizmi çökerten şakirt!

    şimdi şakirtin pilot kalemini baz alalım. bu güne gelen süreçte, yani tüm evrimlerin oluşmasına neden olan başlangıç kimyasal elementi pilot kalem olsun.* -absürt bir örnek olduğunun farkındayım, anlamanız için komik bir örnekle sembolleştirme yoluna gittim-

    yani bu pilot kalemden, big bang, dünya'nın soğuması, primatlar, insanın evrimi gibi tüm bu süreçler geldi diyelim.

    pilot kalemden önce de bir yokluk var, pilot kalemi oluşturan başka bir element ya da farklı bir elementin atomu yok. sadece yokluk var. sonuçta bilimde mutlaklık yok demiştik. her şeyin bir nedeni-sonucu var demiştik.

    pilot kalemden öncesi yoksa e o zaman bu pilot kalem nerden geldi amına koyayım?

    işte bu arada metafizik bir güç var. ama bu gücün ibrahimi dinlerin bahsettiği tanrı mıdır? buna kesin bir şey diyemem. başlıkta neden yaratıcı dediğime gelince, çok gelişmiş bir bilgisayar programı olabilme ihtimalimiz var bu yüzden amk. ''hadi lan saçmalama'' diyebilirsiniz ama bunun aksini de iddia edemezsiniz.
    neden bilgisayar programı? diyenlere şöyle bir açıklama yapabilirim: gta, max payne, call of duty vs gibi bilişim sektörünün bir oyunu olan programlarda sınırlı da olsa o oyunun içindeki karakterlere bir gerçeklik yaratıyoruz. bir güç tarafından bize de böyle bir gerçeklik yaşatılıyor olabilir. aksini kimse iddia edemez, kimse de doğrulayamaz.

    yani bir playerin* kontrol ettiği bir bilgisayar programı da olabiliriz, ya da kendisine kulluk edilmesini isteyen tanrının yarattığı bir evrende de yaşıyor olabiliriz veya bu tanrı amaçsızca bu evreni yaratmış ve evrenle hiç ilgilenmiyor da olabilir.

    ben bu seçenekler arasında gidip geliyorum. ama ibadet etmeyeceğim kesin. ben mi istedim yaşamayı da bu sefil hayat için sana kulluk edeyim lan?

    not: belki de bazı arkadaşlar için gereksizce uzun bir entry oldu, haklılar evet. ama herkes anlasın istedim.

    ty for reading.

    şimdi eksileyebilirsiniz:)

    edit: eleştirilere cevap olarak : (bkz: #33282544)

    zöge: ty.
  • kimi insanların kabul ettiği, kimilerinin etmediği durum ve hatta aldatmacadır. böyle bir gerçeklikten kesinlikle söz edilemez. evrenin sonsuz yaşta olduğunu veya olabileceğini kabul etmeyip, bütün evreni yaratabilecek muhteşem güçte bir kavramın sonsuz yaşta olduğunu kabul etmek saçmadır. eğer tanrı diye bir kavram uydurup, buna çok üstün nitelikler ve "sonsuzluk" bahşedebiliyorsak, bu güzel gönlümüzden kopan sonsuzluğu neden evrene de adayamıyoruz?

    sorular bu tür konularda oldukça fazladır, cevaba ulaşmak zordur. tanrı kavramı ile ilgili konularda herkesin bir fikri, bir söyleyeceği var. ancak bu söylenenleri "kesin doğruluk" olarak atamak hataya düşmektir. kişiler bu tarz konularda kendilerince bir benzerlik kurup, buradan yararlanarak bir sonuca ulaşırlar. ancak bilimin evrenle ilgili açıklamalarında "belli bir yere kadar gidebildiği"ni söyleyip, gerisini metafizik kavramlara bağlamak kesinlikle yanlış.

    bir örnekle düşülen hatayı gösterelim. örneğimiz "evren kavramı"na göre oldukça basit kaçabilir, ama zaten örneğin güzelliği basit olmasında. diyelim ki çaydanlığınızın dibi kireç tuttu ve siz bunun sebeplerini merak ediyorsunuz. neden kireç tuttu lan bu çaydanlık? hemen başlıyorsunuz:
    -içine koyduğum suda kireç vardı.
    -suyun bir kısmı buharlaştı ve kireç çaydanlığın dibine yapıştı.
    -bu su çeşmeden geldi, peki kireç nereden geldi?
    diyelim ki bu örnekte kirecin nereden geldiği hakkında bir fikriniz yok. bu durumda 2 tip yaklaşım olabilir;
    1. kireç bir şekilde benim çeşmeme gelmeden önce suyun içine karıştı.
    2. kirecin nereden geldiği hakkında bir fikir üretemedim, demek ki tanrı koydu kireci suyun içine.

    şimdi bu 2 seçenekten hangisinin daha mantıklı, hangisinin daha "kolaya kaçıcı" olduğunu belirtmeye gerek yok. yaşadığınız veya araştırdığınız bir problemde fiziksel bir sonuca ulaşamamanız sizin ya elinizdeki bilginin eksik, ya elinizdeki teknolojinin yetersiz ya da bakış açınızın sınırlı olduğunu gösterir, tanrının var olduğunu göstermez. tanrının varlığını ispatlamak o kadar kolay değil, uzun uzun yazmak, araya "ben zekiyim" süsü veren cümleler koymakla olmuyor bu işler.
  • insanın bir derdi olunca anlaşılan gerçek.
  • bazı yazarların ön yargılarla baktığı gerçek. bakın neye inandığınız umrumda değil, benim de tanrı hakkında adaletli olmadığı konusunda kesin inancım var. ama ön yargılarınızı bir kenara bırakırsanız bu gerçeğe ulaşacaksınız. ben öyle yaptım açıkçası.

    şu ana dek tek ciddi eleştiri getiren calculus119 nickli arkadaşa cevap vermek zorunda hissettim.

    öncelikle, sen entryimi doğru algılayamamışsın hacı.

    verdiğin kireç örneği üzerinden devam edeyim.

    farzedelim ki şu anı yaşamamıza neden de kireç olsun.

    kireçten tüm evrim başlasın.

    kireçten öncesi olmasın. bak bilimin kireçten öncesini henüz bilmemesi değil. bir gün bilim kireçten öncesine açıklama getirse bile yine neden-sonuç ilişkisi doğacak. isterse kirecin 1340 kuşak geçmişi olsun.
    en son atası olan bileşik başlangıç elementi yani tüm evrim sürecini başlatan etmen olacak. bir gün bu elemente de bir açıklama getirse bilim, yine sebep-sonuç ilişkisi doğacak. bu sefer bu gerçeklik başlangıç elementi olacak. bu böyle 14141815. kere devam edebilir, öncesine gidebilir. bu sebep-sonuç ilişkisiyle milyarlarca yıl geriye gidebiliriz.

    benim anlatmak istediğim asıl mesele şudur: evrendeki her elementin atasının atasının atasının atasının atası aynı element olsa ve bu elementten öncesi de olmasa, ondan başka bir element de olmasa, bu atayı oluşturacak bir sebep-sonuç ilişkisi de olmasa -bak bilinmemesi değil, yokluk diyorum, ana kaynak diyorum- bu element nereden geldi o zaman? bilim hiç bir şeyin mutlaklığına inanmadığı gibi sebep sonuç ilişkisinin olmadığı hiç bir konuya da cevap veremez. hiç bir bilim adamı, hiç bir ateist yoktan var olmaya inanmaz. evrenin evriminin en başlangıcına gittiğimizde orada metafizik bir şey olduğunu kavrayacaksınız.

    ayrıca çok güzel bir eleştiri geldi larden loughness tarafından. tanrıya sebep sonuç ilişkisi açısından baktığımızda tanrı nereden geldi diye bana sordu. buna benim de cevabım yok. bir tanrı var mı onu da bilmiyorum. ama metafizik bir şeyin ilk adımı attığı kesin.
  • insanı yaratıcıya inanmaktan çok agnostikliğe itmesi daha muhtemel gibi duran zihin cimnastiği.
  • evrenin, hayatın karmaşıklığından ve bilinen mutlak bir orijini olmamasından yola çıkarak "o halde tanrı vardır, bunların hepsini o yaratmıştır" çıkarımını "aga karmaşıklıktan yola çıkarak evrenin kendiliğinden oluşabildiğine inanmıyorsun ve fakat onu yaratabilecek olması sebebiyle ondan -mecburen- daha karmaşık bir şeyin varlığına, orijini olmayabileceğine neden inanıyorsun, iki ihtimalden daha basit ve mümkün olanı hala birincisi değil'm'ola? olmuyor bak ama böyle!" cümlesi ile yıllardır çürütegelmektedir ciddi bilim insanları; ben söyleyeyim.
  • güzel bir şarkı dinlediğimde ya da güzel bir film izlediğimde doğruluğunu içimde hissettiğim önerme. yaratıcılıkta sınır tanımıyor bu sanatçı tayfası.
  • var olduğunu olduğunu anlayabilmek için dine gerek yoktur. insan yaratıcıyı kendi içinde, hayatında hisseder.