şükela:  tümü | bugün
  • bir yazarı okumak, yazarın hayat felsefesinden kokusunu alan, yazarın düşünce ikliminde filizlenen kaypak, genelgeçer bazen de deha yüklü cümlelerin oluşturduğu ahenkli manzaraya göz atmaktır. yazarı okurken edindiğimiz her türlü bilgi, deneyim, yaşamın her hangibir kesitinden kopup gelmiş ilginç bir olay yazarın farkını ortaya koyan edebi hazine deposudur...bir yazarın bütün eserlerini okurken, okuyucunun dikkatini çeken yazarın bir noktadan sonra kendisini tekrarlamasıdır. tekrarlanmış hayatlar, tekrarlanmış cümleler, ilk kez işitildiğinde farklı heyacanları anlatan fakat ikinci kez üzerinden geçildiğinde bulanıklık hissi veren karmaşık anlatımlar okuyucuyu yazara karşı soğutur nedense...yazar ile okuyucu arasındaki köprü vazifesine üstlenmiş olan kitap bir akarsu misali billurluğunu ve zenginliğini her daim koruduğu vakit klasikler arasında yerini alır ki bu da bir yazarın bütün eserlerine yayılmış düşüncelerinin aynasıdır...

    (bkz: kendini tekrarlamak)
  • örnek verebilir miyim öğretmenim?
    (bkz: sezgin kaymaz)
    nedenler:
    dil oyunları, kelime zenginliği, beklenmedik sonlar'a olan ilgi..
  • borges i ve herakleitos u anımsatmıştır.

    aradım mamafih bulamadım herakleitos un ırmağı başlığını. aklımda kaldığınca anlatmaya çalışayım:

    aynı suda iki kez yıkanamazsın demiştir herakleitos. o'na göre herşey hareket halindedir, sürekli değişmektedir. yani nehre tekrar girdiğinde o su bir önceki yıkanışındaki su değildir, ne su aynı sudur ne de sen aynı sen, ikiniz de değişmişsinizdir.

    borges buradan hareketle önemli olanın çok fazla sayıda kitap okumak olmadığını, bir kitabı birkaç kez okumanın daha önemli olabileceğini savunur. örneğin, iki yıl önce okuduğun kitabı tekrar eline alıp okumaya başladığında bu iki yıl içerisinde sende de mutlaka bir şeyler değişmiş olacaktır ve okuduklarını aynı şekilde algılayamayacak, anlatılan bir olaya aynı tepkiyi vermeme ihtimalin doğacaktır. dolayısıyla; ne sen aynı sensin ne de kitap aynı kitap.

    buradan hareketle aynı yazarın tüm kitaplarını okumak konusuna gelirsek buradan bakınca görünen şudur: bir kere yazar o kitapları yazdığı dönem boyunca kendini geliştirme çabasına her insan gibi ve doğal olarak devam edecektir. ilk aklıma gelen örnek orhan veli nin ilk dönem şiirleri ile son dönem şiirlerini karşılaştırmaktır. yazar değişecektir yani. ayrıca biz de değişeceğiz kaçınılmaz olarak. belki de üç yıl önce çok kızdığım bir şeye bugün gülmüşümdür ben farkında olmadan. sözlükte bile karşılaştığmız bir durumdur bu. herhangi bir entry bizim bir konuya bakış açımızda bir takım değişikliklere yol açabilir.

    kitap değişmiş, yazar değişmiş, sen değişmişsin. belki de, yaşayanların en iyisi* gibi düşünüp, değil aynı yazarın tüm kitaplarını, daha önce okumuş olduğumuz bazı kitapları da tekrar tekrar okumalıyız.

    (bkz: ayni nehirde iki kez yikanamazsin)
  • internetten kitap satın almaya başlanıldığı günden itibaren artan alışkanlıktır. kitapçı çalışanı çoğu zaman bu bilgiye haiz değildir ya da stoklarında çok satan dışında yazarın diğer kitapları yoktur. bir kitabını alır; tut ki bir de seversen ulen bu adam başka neler yazmış diye tıklar tıklar durursun.. hepsi aynı tadı vermez elbet.. yazım kronolojisi disiplininde okuma olası hayalkırıklıklarını önler..
  • yazar amin maalouf ise oldukça eğlenceli olur ve size çok şey katar.
  • bazen sizofrene baglamaktir, bazen gereklidir
    (bkz: hakan günday)
  • bunu böyle şey yapanları insanlık komedyası'nda da etkin görmeyi pek dilerim efendim. görünüz ki nasıl bir eylemmiş. (sanki okumuşum gibi yazdım evet)
  • ya cok iyi bir yazar ya da best seller yazarı karsısında takınılabilecek tutumdur. ayrıca belirli bir tema uzerine yazan yazarlar için de geçerlidir bu tüm kitaplarının okunması. (bilim kurgu , vampir , fantastik romanlar vs).

    örneğin 80 li yılların evde kalmıs genç kızları barbara cartland 'in bütün abuk subuk ve yer yer cinsellik de kokan aşk romanlarının hepsini okuyorlardı. bu demek değildir ki barbara cartland iyi bir yazardır.

    ya da vampir romanları konusunda en ünlü isim olan anne rice 'in da bütün romanları vampir edebiyatından hoşlananlar tarafından okunuyordur.

    ama diğer yandan cok iyi yazarların da aynı şekilde okundugundan eminim. oguz atay , dostoyevskigibi.
  • biri "ben ferhan sensoy u cok severim" dediginde "hayir ben daha cok seviyorum" ic sesiyle kiskanicak hale gelmektir.
  • hem sabır, hem cesaret gerektirir. yan etkileri de yadsınamayacak kadar fazladır. kullanım şekli ve dozu çok değişken ve aşırıdır. endikasyonları arasında; tutku, saplantı, ağızdan akan salyaların kontrol edilememesi, gözün dönmesi ve sürekli bir okuma açlığı yer alır. söz konusu yazar kişisi, okuyucu bünyesinde dolanan zehrin tek panzehiriymiş gibi çeker kendine. genellikle polisiye, fantastik kurgu yada bilim kurgu serileri yaza-bile-n gerçek yazarlara nasip olabilecek okuyucu kitlesidir. ayrıca seri kitap yazıyorsa, sadık okuyucusu için bu büyük bir imtihandır.

    misal kendimden biliyorum; yıllardır stephen king'in tek bir kitabını es geçmeden okuma manyaklığına sahip olmama rağmen, bir türlü şu kara kule serisine sızmayı başaramadım. ya da ejderha mızrağı* * * serisi yıllardır hayallerimi süsler, elbet birgün kütüpahanemi de süsleyecektir ancak okur muyum, okumaz mıyım, orası muamma. tuhaftır, seri kitaplardan tırsıyorum. dolayısıyla bu iş benim harcım değilmiş. neden? çünkü sandığım kadar da manyak değilmişim.

    nihai edit: kara kule çizgi romanının marvel comicsten çıkmaya başlamasıyla balıklama daldığımı an itibariyle belirtmek isterim. böylesi daha iyi oldu sanırım, evet.
    yavaş yavaş editi: ejderha mızrağı'na da giriştim kasım itibariyle, ilk 5 kitabı şu an bana bakıyor. oh mis.