şükela:  tümü | bugün
  • stefan zweig'in bir kadının yaşamından 24 saat adlı öykü kitabındaki ikinci öyküsü. başlangıcındaki ilk paragrafın son cümlesi sbt içerir.

    "kişinin kendini tanımaya başlaması aslında kendini savunmaya başlamasıdır ve bu çoğu zaman beyhude bir savunmadır."
  • ilk paragrafın aşağıdaki gibi olduğu stefan zweig öyküsü.

    --- spoiler ---

    ... bir yüreğin adamakıllı sarsılabilmesi için her zaman ille de kaderin güçlü bir tokadı ya da her şeyi sert bir şekilde söküp atan bir güç gerekmez; hatta gelişigüzel nedenle yıkımı yaratmak, kaderin ele avuca sığmaz heykeltıraş isteğini tahrik eder. biz insanoğlu, kendi anlaşılmaz dilimizde bu ilk hafif dokunuşlara bahane deriz ve onun o küçücük cüssesiyle çoğu zaman muazzam etkili gücüne şaşar kalırız; fakat bir hastalık nasıl sinsice ortaya çıkarsa, bir insanın kaderi de ancak her şey gözle görülür hale geldiğinde ve olaylar başladığında kendini belli eder. kader, yüreğe dıştan dokunmadan önce beyinde ve kanda içten içe ilerler her zaman. kişinin kendini tanımaya başlaması aslında kendini savunmaya başlamasıdır ve bu, çoğu zaman beyhude savunmadır...
    --- spoiler ---
  • çok güzel bir öyküdür ve bu sıralar başıma gelmesinden korktuğum durumdur..
  • "bir yüreğin çöküşü" ismiyle, türkiye iş bankası kültür yayınları'ndan çıkan ve stefan zweig imzalı derlenmiş öykülerin yer aldığı karmaşık duygular isimli kitapta da bulunan, tasvirlerle dolu öykü.
  • zweig'in en sevdiğim öykülerinden biridir.
    ilgili yorumu jetonya'da yazdık, buyrun
  • stefan zweig'in psikolojiyi yansıtma konusunda kendini bile aştığı öykü

    bir kadının yaşamından 24 saat'i okuyup arkasındaki öyküyü bırakmıştım. taşınırken elime geçti. bir ara okurum diye attığım çantada aylarca gezdi ve bostanlı sahilde hiç de rahat olmayan bir taşın üzerinde başlamış bulundum. dizlerim ve beynim uyuşmuş olarak kalktım oradan.

    edit: " buraya alıntı gelecek" diye bir not bırakmıştım kendime. ama bakmak istediğimde, olur da bugün hissettiklerimi hatırlama ihtiyacı duyarsam öykünün tamamını okumanın daha doğru olacağına karar verdim, zaten 35 sayfa.

    kitaptaki ilk öyküyü* haziran 2016'da okumuştum. kitabın hediye edildiği tarihse 20.04.16'ymış. eğer ikinci öyküyü de o yaz okusam o hastane koridorunda hiçbir şey anlamamış olarak kapatacaktım kapağını. o zaman hiç yaşanmamış kavgalar vardı. şimdi kitapta içine girdiğim karakterle zerre alakam olmasa da geri vites yaptırdı. fark etmediğim yaralara dokundu.

    "silah fiziksel açıdan güçsüz olanların kendilerini güvende hissetmelerini sağlar."
  • ne satranç ne amok koşucusu ne de aynı kitapta bulunan birinci öykü bir kadının yaşamından 24 saat bu öykünün yanından geçebilir. zweig bu öykü ile bence zirvesini yaşamıştır. yaptığı her betimleme yaptığı her örnekleme son derece kalbe işleyen ve içten. buna rağmen hayatın gerçeklerini yüzümüze hiç acımadan da çarpabilmekte.

    öykünün başından sonuna kadar kendinizi adamın yerine koyabiliyorsunuz, kitap bitine kadar da onlarca alternatif son düşünebiliyorsunuz. keşke 40 sayfa değil de 1040 sayfa olsaydı diyorsunuz bittikten sonra. başyapıt.
  • (bkz: bir kalbin ölümü)
    kişi tahlilinin,düşüncelerin çok başarılı anlatıldığı stefan zweig

    --- spoiler ---

    "ama siz gene de haklısınız. mademki insanlar,kendi kusmuklarını yutan köpekler gibi,hiddetlerini içlerine çekmekle yetiniyorlar,mademki bu derece alçak olabiliyorlar,yürek parçalayıcı bir alçaklığa katlanabiliyorlar haklısınız o halde. mademki o utanmaz kadını kolundan bıçaklamıyorlar,sizi kuvvetle yapışıp o namussuzun üzerinden çekip alamıyorlar...mademki şuracıkta ağızlarını açmadan durabiliyor,hiddetletini alçakça...alçakca...alçakca bastırabiliyorlar haklısınız"
    --- spoiler ---
  • can yayınları'nın bir kalbin çöküşü ismiyle yayınladığı stefan zweig eseri.
    salomonsohn isimli yaşlı bir adamın kalbinin yavaş yavaş çöküşüne tanık oluyoruz bu kitapta. paranın gerçek mutluluk vermeyeceğini anlıyoruz bir daha. baba olmak, kız babası olmak güzel işlenmiş bu kısa öyküde.
  • "tüm acılar korkaktır, kendisinden daha güçlü olan yaşama isteği karşısında geri çekilir, çünkü bedenimizin her hücresinde yerleşmiş olan yaşama isteği, ruhumuzdaki ölüm tutkusundan çok daha güçlüdür."

    bir yüreğin ölümü, stefan zweig