şükela:  tümü | bugün sorunsallar (2)
  • bira bilinen ilk alkollü içecek. çünkü atalarımızın o zamanlar yedikleriyle bira akıl almayacak derecede sıkı bir ilişki içerisindeydi. hatta tom standage bunu altı bardakta dünya tarihi kitabında “ekmek katı biraydı, bira ise sıvı ekmekti” diyerek olabilecek en sarih yolla açıklıyor. esasen bira icat edilmedi, en doğru tabirle keşfedildi. ilk olarak tahılları topladılar, bu tahılları depoladılar ve depoladıkları tahılları ıslanmadan saklamaları zamanın şartlarında çok zordu. sakladıkları tahıllar ıslandı, ıslanan tahıllar tatlılaştı yani maltlaştı. bu maltlaşan tahılları da yemek için yaptıkları tahıl çorbalarında kullandılar. bu ise yepyeni bir keşfe sebep oldu, bir-iki gün bekleyen “maltlaşmış tahıllı çorba” köpürmeye, daha önce bilmedikleri bir hal almaya başladı yani çorbadaki şeker mayalandı ve alkole dönüştü. tabi bu dönüşüm, bugün tattığımız serçeler, fıçılar falan gibi bir birayı elde etmeyi sağlamıyordu ancak atalarımızın ağzına değen ilk alkollü sıvının bu olduğunu söyleyebiliriz.

    bira, bireysel olarak tüketilen bir içki de değildi. hem içen kişinin ikram edene güvenebilmesi adına –zehirlenme ihtimaline karşı- hem de misafirperverliğin bir göstergesi olarak bira büyük kapların içine doldurulur ve uzun pipetlerle ortak olarak tüketilirdi. pipetlerle tüketilmesinin bir sebebi de tahıl tanelerinin insanları rahatsız etmemesini sağlamak olabilir diye düşünülebilecekse de, esasen sümerler zamanında birayı süzmek mümkünken dahi insanlar birayı bu yolla tüketmekten vazgeçmemişlerdi.

    ve ben iflah olmaz bir bira aşığıydım.
  • sivi ekmek (ben gida muhendisiyimde ehu)
  • ağızlarına işetenlerden öğrendiğimize göre, sidiğin tadı bunun gibiymiş.
  • sürekli konya kadar boyuyla tüm türkiye'den fazla tarım ihracatı yapıyor dediğimiz hollanda var ya, işte o tarımın güçlenmesinin başlıca sebebi işte bu antik dönemden kalma serinletici içkidir.

    kısaca: 1917'de abd'de akp kafalı ahmaklar alkolü yasaklıyor. distile alkol üretimi kaçak köçek iyi kötü devam ediyor ama bu döneme kadar ingiltere'ye bile bira satan abd'nin tüm bira üretim altyapısı yerle bir oluyor. çünkü bira günaşırı tüketilen ucuz bir şey, atıyorum bir fıçı bira 10$ ise aynı fıçıya votka 100$, burbon viski 150$ falan, haliyle kaçakçılar yükte hafif pahada ağır viski ve ingiltere'den gelen moonshine geleneğiyle diğer distile alkollere yöneliyorlar. bunun bir sonucu olarak abd'de arpa üretimi durma noktasına geliyor. çünkü arpa dediğiniz tahıl, bira ve viski üretimi dışında pek kullanılan bir şey değil, buraya geleceğiz. dediğimiz gibi bira dışında distile alkol dağıtımı mafyanın denetiminde devam ediyor. abd bu böyle gitmez, kaçak viski yapıyorlar vergi alamıyoruz diyip 1933'de içki yasağını kaldırıyor.
    yasak kalkınca, moonshinerlar üretimlerini yasal altyapıya tekrar taşıyor, mafya da mevcut altyapısını kısmen yasallaştırı dağıtımı devam ettiriyor. ama bira daha çok kişisel tüketim için kurulan çiftliklerin gizli dehlizlerinden dışarı çıkmamış. haliyle abd'de, yerli üretim tekrar kurulana kadar inanılmaz bir bira ithalat talebi ortaya çıkıyor. hah işte hollanda burada olaya dahil oluyor. neden diğer ülkeler değilde hollanda başka bir konu***. abd'nin bira ithalatında hollanda, yani heineken patlama yapıyor, heineken abd'ye gemiler dolusu bira yollarken hollanda halkının bira talebini karşılayamaz hale geliyor.

    şimdi burada biranın ne olduğunu söyleyelim: eser miktar arpa maltı ve şerbetçiotu aromalı %95 su... yani aslında hollanda gemilerce su satıyor abd'ye ve geride ellerinde çok değerli bir şey kalıyor: bira mayşesi posası... bu posa ne oluyor, hani şu meşhur hollanda ineklerinin yemi. millet çiftliklerindeki hayvanlarına düşük kaliteli buğday sapı, çeltik çöpü, çavdar falan yedirirken hollanda'nın elinde parasını abd'lilere ödettiği ve giderek artan miktarda, kaliteli mayşe posası kalıyor. haliyle bu posa çiftçilere ucuz bir şekilde satılıyor, hollanda inekleri lüks bir hayat sürüyor, güzelim arpaları yiyip yiyip sıçıyor. sıçtıkları bok ne oluyor? olurda kralları moskova'ya atar yaparsa tezek yapıyorlar.. hadi len bizimkiler gibi çomar mı onlar, bu biradan üretilen inanılmaz miktardaki kaliteli bok, bu meşhur hollanda çiftliklerindeki tarlaların gübresi oluyor.
    bu arada heineken dünyada en çok ithal edilen biradır.
  • yaklaşık 8bin yıl önce mezopotamya'da savaş sırasında saklanan siyah arpa ekmeği yağmur suyuyla ıslanır. farkedildiğinde önce ziyan olduğu düşünülen, sonra da çok sevilen bu sıvı ekmek biranın da keşfi oluyor..

    bira bugünkü tadına ulaşana kadar çok evreler geçiren bir içki. önce arpa ekmeğinin fermantasyonuyla keşfedilen bira daha sonra hurma suyuna karıştırılıp kimyon, bal ve karanfil eklenerek değişik tadlar kazanıyor. bugün biranın kalitesini ve türlerini belirleyen malt uzun yıllar bilinmiyor. 13. yüzyılda almanya bavyerası'nda keşfediliyor. malt elde etmek için arpa önce suya yatırılıyor ve birkaç gün böyle bekletildikten sonra sıcak bir yere serilerek beş gün çimlendirilmeye bırakılıyor. çimlenen arpa özel fırınlarda kavrulduktan sonra malt adını alıyor. bu kavurma işlemi biranın cinsine göre farklılık gösteriyor. eğer bira koyu renkli olacaksa daha çok kavruluyor. biraya karakteristik özelliğini veren şerbetçiotunun kullanımı ise 500 yıldır biliniyor. değirmende kabaca öğütülen malt, sıcak su ile karıştırılıp büyük tenekelere dolduruluyor ve ısıtılıyor. sonra bu sıvı süzülüp kazanlara alınıyor ve şerbetçiotu eklenip kaynatılıyor. biraya katılan şerbeçtiotunun da türleri var ve bu türler de birayı çeşitlendiriyor. kaynatma işleminden sonra sıvıdaki şerbetçiotu süzülerek alınıyor, kalan sıvı soğutulmaya bırakılıyor. daha sonra içine maya ilave edilip fermantasyona tabi tutuluyor. mayanın etkisiyle sıvıdaki şeker alkole dönüşüyor. alkole dönüşüm normalde bir haftada tamamlanıyor ve artık bira olan içki dinlendirilmeye alınıyor..

    dünyada sarı, kırmızı ve siyah renklerde bira üretiliyor. en çok üretilip tüketileni, diğerlerine göre daha lezzetli, daha hafif ve daha az alkol içeren sarı bira. kırmızı bira daha çok avusturya'da, siyah bira ise almanya'da üretiliyor.
    biranın çeşitlendiği bir alan da alkol derecesi. standart biranın alkol derecesi 4 civarında ancak bu rakam özel üretilen biralarda 8'e çıkabiliyor. son zamanlarda ise çeşitli yöntemlerle damıtılan biralar alkolsuz yada az alkollu duruma getiriliyor.
    türü ne olursa olsun bira çok besleyici bir içecek. b vitaminlerin çoğunu içeriyor. karaciğer ve safra kesesi fonksiyonlarında yararlı etkisi var. böbrekleri çalıştırması yanında iştah açıcı ve hazmı kolaylaştırıcı özelliği var.

    birayı saklarken ve soğuturken diğer içkilere oranla biraz daha özenli davranmak gerekiyor. soğutulup daha sonra oda ısısında tutulan bira tekrar soğutulursa berraklığını kaybediyor. sıcak ortamda çabuk bozuluyor ve -2 derecede de donuyor. açık renkli biraların soğuk, diğer biraların ise biraz daha az soğutulup servis edilmesi gerekir. aşırı derecede soğutulan biranın tüm lezzeti ve tadı, güzelim köpüğü kayboluyor..
  • öyle yabana atılacak bir şey değildir bu sarışın arkadaş. çok ciddi olarak medeniyetin gelişmesine katkıda bulunmuştur. nasıl mı?

    tesadüfen bulunuyor bu arkadaş, sonrasında insanlar tadını beğeniyor, besleyici özelliğini fark ediyor ve imalatına yönelik çalışmalara başlıyorlar. tarım sektörü gelişmeye başlıyor, insanlar avlanmayı daha aza indirip tarıma ağırlık veriyor, arpa ekiyorlar, sabanla tarla sürmeyi öğreniyor, daha sonra matematik devreye giriyor, tarlalarının sınırlarını çizmeye başlıyorlar, akabinde kim ne kadar arpa ekmiş, ne kadar hasat kaldırmış şeklinde hesap kitap işine giriyorlar. hatta çivi yazısı tabletlerinde de bunları rahatlıkla görebiliyorsunuz. ben demiyorum british museum diyor. http://www.britishmuseum.org/…location_of_beer.aspx

    sonra inşaat sektörüne dahil oluyor bu sarışın arkadaş, ne gibi mi? piramitler adı verilen dünyanın 7 harikasından biri olan eserlerin inşasında işçilere yevmiyeleri bira olarak ödeniyor. işçinin günlük yevmiyesi 1 galon (3.78 litre) biraya tekabül ediyor. işçilere o zaman 50 kadeh/testi bira alabilir gibisinden fişler veriliyor iş karşılığı, bir nevi çek/senet olayı. dolaylı yoldan bakınca giza piramidinin inşası 874 milyon 747 bin 630 litre biraya çıkıyor, yani günlük hesap yapınca 1 litre biranın türkiye fiyatı 8 lira ise 6 milyar 997 milyon 981 bin 42 liraya piramit inşa edebiliriz, birayı ukrayna, bulgaristan, azerbaycan veya rusya'dan çok daha ucuza alırsak maliyetlerde %60-70 oranında kar şağlayabiliriz. (bkz: hesaplayan adamlar)

    ki o zamanlarda da biranın mısırlılar için en temel besin kaynaklarından biri olduğunu söylüyor tarihçiler, hatta okula giden küçük çocuklar bile sabah kahvaltısında bira içiyorlarmış. ben de mısır medeniyeti nasıl böyle gelişmiş diyordum, aldım cevabımı. artı bu arkadaşların piramitlerinde bulunan tabletlerde, yok ipad değil onlar, öldüklerinde yanlarına yolluk olarak 1000 kadeh/testi bira aldıkları görülüyor (yukarıdaki hesaba göre yaklaşık 75 litre civarı)

    medikal açıdan da bakmak lazım biraz, zararlı değil mi çoğu insana göre bu arkadaş, acaba? mısırlılar çoğu hastalığın tedavisinde bira tavsiye ediyorlarmış bunun da sebebi bira içinde bulunan tetrasiklin adlı antibiyotik. ben demiyorum antropoloji profesörü george armelagos ve medikal kimya uzmanı mark nelson diyor. http://www.sciencedaily.com/…10/09/100902094246.htm

    bu arada tetrasiklin denen antibiyotiğin resmi olarak keşfi ise 1949'a tekabül ediyor

    armelagos bunu keşfettiğinde şok olmuş ve aynen şöyle diyor; 3000 senelik kemiklerde tetrasiklin bulunması kafatasından rayban gözlük çıkması gibi bir şey o tarihe göz önüne alacak olursak.

    biraz da ortaçağ avrupa'ya gidelim; insan ölümlerinin genelinin su içmekten daha doğrusu kirli su içmekten kaynaklanan hastalıklar olduğunun bilinip bilinmediğini bilmiyorum fakat kaliforniya davis üniversitesinden profesör charlie bamforth'un yaptığı deneyler ertesinde ulaştığı sonuçlar etkileyici. adamlar ördeklerin bol olduğu gölden, ki bilen bilir ördek olan sudan hayır gelmez diye bir laf vardır, su alıp bunu birayla fermente edip suyu içilebilir kıvama getiriyorlar ve bunun ortaçağ avrupasında da biranın tadını daha güzel hale getirmek için yapıldığını görüyorlar, demek ki neymiş öyle bilip bilmediğiniz suyu içmek yerine bira içmek sağlığınız için daha faydalı ki ortçağ avrupasında da bira yerini ilaç gibi sağlamlaştırıyor. http://othemts.wordpress.com/…-by-charles-bamforth/

    bunları nereden mi öğrendim alın size kaynak; how beer save the world.

    hadi şerefe.
  • alkol birdir. bira o nun kulu ve elçisidir.
  • raf ömrü yaklaşık olarak dört aydır, nanokomposit ambalajlar sayesinde altı aya kadar çıktığı da görülen bu elzem sıvıyı alır almaz için, bugünün içkisini yarına bırakmayın. yarın yenisini alır, tazecik dikersiniz kafaya. o yüzden son kullanma tarihi önemli değildir, insanın içindeki arzu ve güdümlülük önemlidir. bira dolabına odaklan ve torpido gibi dipten ilerle, birasız hayat geçmez.

    lakin, ıssız adaya düşecek bir ıssız adamsanız mevcut birayı dört ay içinde tüketin. bir konteyner birayla düşsen bile bitir işte, ıssız adadasın, daha ne lolo yapıyorsun.

    -abi nerede soğutacağız, ılık içilmiyor bu meret?
    -adanın ortasında tatlı su kaynağı var, orada oldukça soğuk su. oraya yirmişer yirmişer yatır. konteyneri de güneşte bırakma, ağaç altında sakla.

    fakat kolinin içinden çıkan en az 3 yıllık biralar? patroniçenin strateji hatası nedeniyle fosil yakıtı gibi olmuş biraların akibeti? lost'ta 30 senelik bira içiyorlardı, ben de 3 yıllık deneyeceğim bugün. gerçi, 30 yıl önce deyip sabahki biraları içiyor da olabilir o lavuklar. ılık bira içerlerken, saniyesinde bıraktım diziyi. bir daha izlemedim.
  • gobek yapar inanmayan gelsin beni gorsun ben 2 yil once boyle degildim
  • pahalıdır.

    ben istiyorum ki amerikalı redneck'ler gibi boxer üzerine bornoz giyip pazar günleri sabah 10da içmeye başlayayım. ama 6 tane içsen 30 lira tutuyor. pahalı bence yani.

hesabın var mı? giriş yap