1. insanın kendini dinlemek için çıktığı fakat sonunda -çoğu zaman- beynini iyice yediği yolun başlangıcında çevresindekilere -çoğunlukla sevgili- kurduğu entel ve fakat aynı zamanda samimi cümle.

    her yer çok kalabalık, kuru kalabalık... ben hepten kalabalık. n'olcak böyle? (bkz: yalnız kalmak istiyorum)
  2. bir ilişki hakkında söyleniyorsa bu söyleyen taraf ilişkiyi bitirmek istiyordur ama cesaret edemiyordur çünkü alışmıştır terk edeceği insana onsuz boşlukta hissedecektir. işte bu yalnızlık alışma dönemidir. alışma dönemi bitince terk edilecek kurban soğuk bi tavırla bir mekana çağrılır ve bu yalnız kaldığı dönemde çok düşündüğünü ve ayrılmaları gerektiği söylenir.
  3. ...derken ilgiye en çok ihtiyacınız olduu andır.
  4. karşınızdaki kişiye sövüp saydırıp kalbini kıracağınıza söylenebilecek en doğru söz. kötü insan konumuna düşerseniz belki, belki de en çok ilgiye konuşmaya paylaşmaya ihtiyaç duyulan an olsa gerek. en zayıf, en dengesiz olduğunuz an olsa gerek. belki de kendini daha da rezil etmemek uğruna yalnız kalmaya yönelir kişi. bu süre çok uzadıysa, yani yalnız kalarak geçirdiğiniz süreyi kesen tutup kolunuzdan çekip çıkaran biri olmadıysa da insan kendine yalan söylemeye başlar. ben yalnızlığı seviyorum, bu* benim seçimim. aksi halde kişi daha da dipsiz derinliklere çekilir zaten, ne desin ki. buna o kadar inanır ki, inandığını unutur zamanla, gerçek zanneder.

    bu durumun farkına varan aile için çok kötüdür. "evladım neyin var?", "yok bişey biraz yalnız kalmak istiyorum". aslında burdaki gizli nesne çaresizliktir. "içim yarılıyo anne ama maalesef yapacak bişey yok, belki kötü şanstır, belki zamanla düzelir, biraz yalnız kalsam sanki.". sanki içteki iki kişi elim sende oynamaktadır, "hey hadi kendine gel, zıpla koş, bişeyler yap, dağılma" derken diğeri son derece umutsuz depresif bir şekilde "dur artık, yavaşla, konuşma, çıkma, otur yerinde, muhatap olma, uyu, bol bol uyu, uyku ne güzel şey aslında"..

    biraz yalnız kalmak istiyorum diye başladı, hala o başlangıçta, biraz ne kadar zira? iki safhası var bu cümleyi kurmanın, öncesi ve sonrası tabi ki. öncesinde birikir, birikir bazı şeyler, mücadele anlamsızlaştığında, çırpındıkça paşabahçe dükkanına giren fil misali... sonrası ise düşününce komik geliyor, özellikle istanbulda, ya da olası tüm metropollerde, zira metropol hastalığı sanki bu. evet sonrasında milyonlarca insan, "biz hepimiz yalnızız".. "arkadaşlarla karar verdik, biraz yalnız kalmak istiyoruz dedik, şimdi yalnızım diyeceğim biri bile yok". köylerde kasabalarda böyle olmuyor sanırım. insanın sürekli yetiştirmek zorunda olduğu işler, yoğun tempo oldukça insan yalnızlığını bile ağız tadıyla yaşayamıyor.

    bakınız tarihe, her kim ki biraz yalnız kalmak istemişse** hep üretmiştir. yazı yazmıştır, resim yapmıştır, koşmuştur zıplamıştır, can sıkıntısında "dur ben gidip ekşi sözlük diye bişey yapayım" bari demiştir. artık pek de öyle değil sanki. yalnız kalmak isteyen çırpınırcasına tüketiyor, hırsla nefretle tüketiyor. sigara, bira, çikolata, yemek, kıyafet, ot, bok.. evden çıkmış olmak için markete gidip binbir tane gereksiz saçmasapan şey alıp çıkıyor.

    biraz yalnız kalmak istiyorum, en çok da karşınızdakine verdiğiniz değer, duyduğunuz saygıdır, bazen bazı şeylerin tek çaresi zamandır. bazen aileye, bazen kankaya, bazen sevgiliye söylenir genelde. kişi kendi dertleri ile başkasını boğmak istemez veyahut karşısındakinin çözemediği veya çözemeyeceği problemlerden kaçmaktır bazen.
    (bkz: sosyal ötanazi)

biraz yalnız kalmak istiyorum hakkında bilgi verin