şükela:  tümü | bugün
  • türkçe'ye kafes adı ile çevrilen (ithaki yayınları) bir gerilim romanı. josh malerman yazmıştır. fazla dolandırmadan çabuk anlatılmış ama etkili bir kitap. 2 günde bitirdim ve son sayfalarda gerçekten bırakamadım. elinizden bırakamayacaksınız klişesine uyacak kadar sürükleyici.
  • şu sıralar özellikle instagramda sıklıkla karşıma çıkan, d&r'da da çok satanlar listesinde görerek aldığım, sosyal medyada çok popüler olan; lakin hakkında girilen tek bir entry ile beni çok şaşırtan kitap.

    kitabı okuduğum süre zarfında bende oluşan 'son' beklentisini karşılamadığı için, kitaba .ok atmak istemiyorum; ama ben beğenmedim. tatmin olmadım yani. kitabın sonunda yazılan son iki satırla devam kitabının geleceği haber verilmiş bu arada. onun da bilgisini vereyim.

    bu arada kendi zekamı kendim gömmek isterim, şöyle ki;

    --- spoiler ---

    "deliler delirir mi?" sorusu kitapta tartışılmış, azıcık ama olsun. peki ya görme engelliler? hiç mi aklına gelmez yeryüzünde yaşayan görme engelli insan sayısı, sevgili lovefly? tee kitabın sonundaki bölümle aklımda gelen bu soru için beni tokatlamak isteyenlere öteki yanağımı çevireceğim.

    kaynak: http://www.who.int/…ediacentre/factsheets/fs282/en/
    https://nfb.org/blindness-statistics

    --- spoiler ---
  • benim için bir kitaptan korkmak ve gerilmek zordur. bu kitap bunu başardı. daha önce herhangi bir kitaptaki öğelerden bu kadar tırstığımı hatırlamıyorum.

    konu şu: bir anda sağdan soldan insanların birbirlerine saldırma ve öldürme haberleri gelir. öldüren ve deliren kişilerin "bir şey" gördükten sonra delirdikleri ortaya çıkar.

    --- spoiler ---

    zamanla bu tüm dünyaya yayılır. insanlar o şeyi görmemek için evlerinin pencerelerine kalın perdeler/kartonlar takarlar, dışarı hiç çıkmazlar, çıktıkları zaman da gözlerine bant takarlar. evin dışında herhangi bir şekilde gözlerini açmazlar.

    ana karakter kadın bir yandan olayların başlangıcında bir yandan da başlangıcından 4 yıl sonrasında anlatılıyor.

    4 yıl sonrasında yanında 2 adet de 4 yaşında çocuk bulunmaktadır.

    kitapta o kadar çok olasılık var ki, konuyu istediğiniz her yere çekebilirsiniz. delilik hali var, zorunlu olarak körlük halleri var, hayatta kalma mücadelesi var.

    bir yandan kitabın tam tatmin etmediğini düşünsem de, bir yandan da çok iyi toparlandığını söylemem gerek.

    çevirisinin de çok özenli olduğunu belirteyim.
    --- spoiler ---
  • lisedeyken okuduğum onlarca stephen king kitaplarından sonra 'korkudan altına sıçmak hissi' nedir bana tekrar hatırlatan romandır.

    --- spoiler ---

    özellikle insanların delirmesine neden olan şeylerin nasıl olduğunun betimlenmeyip okuyan kişinin hayal gücüne bırakılması, insanı görmeden bile çıldırma noktasına getirebiliyor. şahsen ben çok acayip biçimler canlandırdım kafamda.
    sadece malorie ile tom arasındaki özel bağın üzerine fazla düşülmeden, kadının en zor zamanlarında tom'dan güç almasına anlam veremedim. belki de benim gözümden kaçtı.
    onun dışında ba-yıl-dım.

    --- spoiler ---

    şiddetle tavsiye efendim.
  • uzun bir süreçte okuyabildiğim için mi bilmiyorum ama malesef beğenmediğim kitap. güzel bir konuya sahip olmasına rağmen konu işleyişi açısından yetersiz buldum.

    --- spoiler ---
    gören herkesin delirip ölmesine sebep olan varlıklarla alakalı bir açıklama olmaması olayları biraz havada bırakmış. bu konuda açıklama yapılsaydı (yaratıkların nerden geldiği vs) daha doyurucu bir roman olabilirdi.
    --- spoiler ---
  • boğucu kitap. okunur mu okunur tabii ama boğucu işte...

    --- spoiler ---

    arkadaş sürekli gözlerin bağlı, etrafında ne olduğu belirsiz yaratıklar ve delilikle dolu bir hayat başka ne olabilir ki. boğucu olur okurken bile öyle hissettirir.

    devamı gelecek sanırım.

    --- spoiler ---
  • bir oturuşta bitirdiğim josh malerman'ın ilk kitabı.

    orijinal ve sürükleyici bir konu, heyecanı aralıksız dorukta tutan bir anlatım tarzı. bu sene okuduğum en güzel kitaplardan biri fakat çeviri için maalesef aynı şeyleri söyleyemeyeceğim. aslı hanım çoğunlukla direkt çevirilere yüklenmiş ve yer yer konuya hakim olmadan, ne anlıyorsa öyle çevirmeye çalışmış. eski bir çevirmen olarak kitabın hakkı daha iyi bir çeviriydi diye düşünüyorum.

    kitap hakkında düşüncelerime gelecek olursak;

    --- spoiler ---

    öncelikle konuyu iki farklı açıdan ele almak gerekiyor. birincisi, yaratıkların ne olduğunun ya da nereden geldiğinin açıklanmaması çok yerinde bir karar çünkü konu yaratıklar değil, bunların bilinçli ya da bilinçsiz sebep olduğu yıkım karşısında insanların içine girdikleri yaşam mücadelesi. konunun içinde de işlenen insanın düşmanının yine insan olması durumu söz konusu. zaten dikkat ederseniz, yaratıkların kimseye zarar verdiği yok. insanlar (ve diğer hayvanlar) ya kendilerine ya da birbirlerine zarar veriyorlar. dolayısıyla, yaratıklar aslında hikayenin merkezinde bile değil. bu yüzden kabaca bile olsa tanımlanmamaları, nereden geldikleri ve olaylarının ne olduğu konusuna açıklık getirilmemesi çok isabetli bir karar.

    ikincisi ise, ana karakterin yaşadığı dönüşüm. tom'dan aldığı güce anlam veremeyen okurlar da bu açıdan bakarlarsa açıklayıcı olabilir. malorie olayların başlangıcına kadar gayet sıradan, pek de güçlü olmayan, hassas, ailesinin desteğine ihtiyaç duran bir karakter. evinden kaçıp diğerlerinin yanına sığınma çabasından da anlıyoruz ki, olayların üstesinden tek başına gelebileceğine inanacak karaktere ya da donanıma sahip biri değil. işte bu durumdaki bir insanın tom gibi bir liderin kanatları altına sığınması şaşırtıcı değil. tom sadece malorie'ye değil, evdeki diğer herkese de liderlik eden bir karakter. bu açıdan, malorie'nin zor şartlar altında tom'u kendine rol model belirlemesine şaşırmamak lazım. kendisi doğum yaptığı dakikaya kadar sürekli bir gelişim içinde ve doğum sırasında gelişen olaylar da karakterin kozasından çıkıp bambaşka bir yapıya bürünmesine yol açıyor. doğum da zaten bir yerde bunun alegorisi gibi. kendi başına hiçbir şey başaramayacak oldukça hassas bir insan, dört sene boyunca iki çocuğu tek başına, hem de korkunç bir katılıkla büyütebilecek bir insana dönüşüyor bir anda. bu açıdan her fırsatta tom'un hatıralarında kalan lider yönüne sığınması anlaşılır bir durum diye düşünüyorum.

    atmosfere diyecek söz yok. yazar çaresizlik halini o kadar güzel yansıtmış, bilinmeyene duyulan korkuyu o kadar başarılı vermiş ki, okurken cidden geriyor. kuyudan su çekme bölümü kitabın zirvesiydi sanırım. hiçbir kitabın hiçbir bölümü beni o bölüm kadar germedi.

    hakkında olumsuz yönde tek eleştirim karakter gelişimlerinin çok sınırlı tutulmuş olması olabilir. tom ve malorie hariç diğer karakterlerin geçmişlerini bilmiyoruz desek yeridir. çok fazla karakter var ve bunları birbirinden ayırt edici fazla unsur yok. daha az karakter sayısı ve daha fazla karakter gelişimi okuyucunun karakterlere daha rahat bağlanabilmesini sağlayabilirmiş diye düşünüyorum.

    --- spoiler ---

    özetle, çok güzel kitap. gerilim türüne meraklıysanız alın okuyun efendim. ayrıca filminin de yapım aşamasında olduğunu, çok güzel bir yazar ve yönetmene emanet edildiğini de ekleyeyim.
  • öncelikle bu kadar az entry girilmesine şaşırdığım kitap.

    saglam bir gerilim kitabı okumak isteyenlere şiddetle tavsiye ederim.

    zombilerden, dünyaya göktaşı çarpmasına kadar bir çok felaket senaryosu okuduk bugüne kadar. evet kafes te bunlardan biri.

    bilinmeyen bir sebeple insanlığın tehlikede olduğu bir dönemde, bir kadının çocuklarıyla birlikte hayatta kalma çabası diye de özetlenebilir...

    ben de iki günde okudum kitabı, çok sürükleyici. bir arkadas stephen king kitaplarından beri boyle gerilmemiştim demiş, katılırdım bu fikre, grange, flynn, larsson gibi yazarlara da ayıp etmiş olmaktan korktugumdan bir şey demiyorum.

    gercekten gerilim adına kitap cok basarılı. paralel kurgusu, yaratıcılığı ve sürükleyiciliği ile son yıllarda okuduğum en iyi kitaplardan biri.

    --- spoiler ---

    ağır spoiler var yazının devamında, dikkat!

    iki hikayeyi aynı anda anlatıyor olması çok başarılı. kitabın özellikle giriş ve gelişme kısımları beni hayran bıraktı.

    finali biraz hızlı gelişmiş. özellikle dogum anında evde beklenen kaosun da kopmuş olması, o kaosu tam anlayamamış olmak beni biraz soğuttu diyebilirim

    yemek meselesini fazla es geçmiş. bence baska kaynaklar da üretmeliydi. ya da başka keşifler. ya da evde yaşam detaylari biraz daha anlatılabilirdi. evde yaşayan karakterleri derinleştirseydi çok daha tadından yenmez olurdu.

    finalinden anladıgım kadarıyla devamı gelecek. yapmasa daha iyiydi. usta king'in kimbilir kaç kitabı vardır. öyle hikayeyi anlatır bitirir. eliniz kalbinizde kalırsınız.

    yani hikaye başarılı bir şekilde bitti işte, uzatmasa daha iyi gibi düşünüyorum.

    ama sevdim bu malorie'yi de, ufaklıkları da. umarım ikinci kitap kendini tekrar etmez...

    --- spoiler ---
  • okurken direkt aklima "bunun bir filmini yaparlar mi?" sorusu geldi. son zamanlarda okudugum en surukleyici kitaplardan diyebilirim.
    buyuk ihtimalle de devami gelecektir diye dusunuyorum ben de.
  • --- spoiler ---
    kopek victor'un delirmesi ve kendi kendini yemeye calismasi cok carpiciydi.

    garry'nin yasadigi delirme cok ayri boyuttaydi.hala gercekten delimiydi yoksa zaten deli olan biri hangi noktada olurdu sorusunun bir cevabimiydi dusunuyorum.

    nehirde karsilastiklari gozleri acik adam ile gecen diyalog cok heyecanliydi, o an kitabin ortasinda oldugumuzdan dolayi adama inanmistim aslinda ama sonra hic de inanilacak biri olmadigini anladim, yine de bir deliye gore gayet efendi bir adamdi.

    hic bir karakterdeki korku , tedirginlik , endise bana kiz ve oglanin duydugu urkeklik duygusu kadar gecmedi ve dokunmadi .

    gayet basarili bir kitap. ilk kitap olmasi ve yazarin bir muzik grubu uyesi olmasi da takdir edilesi.
    --- spoiler ---