şükela:  tümü | bugün
  • dikkat.
    yazıyı okumaya başlamadan önce lütfen fularlarınızın takılı, ropdöşambırlarınızın ütülü ve temiz olduğundan emin olunuz.

    bireşim, sentez demektir. bireşimsellik ise sentezcilik.
    peki sentez nedir? çözümlemenin tersidir. yani bir bütün önce tüm parçalarına ayrılarak tek tek tanınır ve bu tanımlanmış parçalar sentez yani bireşim ile yeniden kurulur.
    tümevarım ile yapılan çözümleme, tümdengelim ile yapılan sentez vasıtasıyla tamanlanır.

    lakin bu tanım basit ve zayıf bir tanımdır. öyle ya, bu kadarcık olsa hiç artistlik yapmaz, sentez der çıkardık işin içinden. ama olmaz, fularlarımıza ayıp. terim gerçek anlamını hegel diyalektiğinde bulur.
    hegel abimiz olayları sen-ben gibi görmeyen değişik bir abimizdir. durumu; yadsımanın yadsıması olarak görür ve bu durumu olumlama ve yadsıma çatışmasının daha yüksek bir düzeyde yeniden olumlanması olarak açıklar.
    şöyle bir örnekle açıklayalım;
    bir tavuk embriyosu, gelişimi esnasında yumurta içerisindeki besini tüketir. bu yumurtanın yok olması demektir. oysa ki yumurtadan çıkmasının amacı yeni yumurtalar yapmaktır. yani, yumurta kendi kendini yok ederek yeni yumurtalar yapar. yumurtayı yadsırken, yeni yumurtalar üreterek yumurtanın yadsınmasını yadsımış olur.
  • anarşist sendikacılık*, liberteryen komünizm* ve anarşist bireycilik* akımlarınıñ birbiriyle çelişkisiz ve uyum içinde olabileceğini, bu yüzden birleştirilmesi gerektiğini savunan felsefî, siyâsî görüş.

    (bkz: sébastien faure)
  • (bkz: bireşimsel) gayet normal düz sıradan kullanılan bir kelime. bir haltı da abartıp hemen fular ropdöşambr demeyin ya gözünüzünü seveyim.