şükela:  tümü | bugün
  • cok safız.
    gercekten.
    oleyım de uzulsun deme eglımımız var.
    bız olsek ıkı gun uzulecek, sonra gulluk gulıstanlık hayatına devam edecek.

    ınsanlara bu kadar cok deger vermeyın.
    kımseyı cok sevmeyın.
    degmez.

    dedemın gencken rakı masasını cok severmıs. eve gec gelıyormus. daha yenı evlıler.
    annanem cok uzuluyormus.
    bır gun kısın sogukta ıncecık balkona cıkmıs. saatlerce oturmus. zaature olayım, oleyım, esım de uzulsun dıye dusunmus.
    bızım aılede genetık kalbımız kırılınca kendımıze zarar verıp onun uzulecegını dusunmek.
    cok safız allahım.
    cok.

    kımsenın umrunda degılız.
  • zamanında yapmayı ciddi ciddi düşündüğüm salaklık. ama kimse için değmez. nietzsche ağladığında adlı kitabında şöyle der irvin d. yalom: "belki de sevdiğiniz insanları düşünmektesiniz. ama daha derinlere inin, sonunda sevdiğinizin onlar olmadığını göreceksiniz: siz bu sevginin içinizde yarattığı duyguları seviyorsunuz! siz arzuyu seviyorsunuz, arzu edilen şeyi değil." yani aslında biri için üzülmüyoruz biz. bizde uyandırdığı duyguları kaybettiğimiz için üzülüyoruz. oysa duygularımız bir yere kaçmıyor. biraz etrafa bakmak ve o duyguları uyandırmak lazım sadece.

    "fakat, allah kahretsin, insan anlatmak istiyor albayım: böyle budalaca bir özleme kapılıyor. bir yandan da hiç konuşmak istemiyor. tıpkı oyunlardaki gibi çelişik duyguların altında eziliyor. fakat benim de sevmeye hakkım yok mu albayım? yok. peki albayım. ben de susarım o zaman.gecekondumda oturur, anlaşılmayı beklerim. fakat albayım, adresimi bilmeden beni nasıl bulup anlayacaklar? sorarım size: nasıl? kim bilecek benim insanlardan kaçtığımı? ben ölmek istiyorum sayın albayım, ölmek. bir yandan da göz ucuyla ölümümün nasıl karşılanacağını seyretmek istiyorum. tehlikeli oyunlar oynamak istiyor insan; bir yandan da kılına zarar gelsin istemiyor. küçük oyunlar istemiyorum albayım."

    bir yandan da bunu istiyoruz işte. insanız en nihayetinde. keşke bir kereliğine mahsus böyle bir hakkımız olsa. evrimden beklentim budur. bir tarafımıza monte etsin böyle bir şeyi. yirmilik diş yerine bunu bahşedebilir mesela.
  • buz dağının görünen yüzü
  • gerzekliktir. kendisi haricinde bir şey için intihar etmemeli insan.
  • sorup dururdum ona. biz gerçekten kavuşabilecek miyiz diye.

    bir gün dedim bu dünyada bize rahat yok. belki öbür dünyada mutlu oluruz.

    atlayalım ozaman dedi gülerek. atlardı da.. atlasaydık ogün de kurtulsaydık. biri için değil birbiri için olanının anlamı olduğu eylem. daha da anlamlısı birbiri için ölmek değil yaşamak. başarabilene...
  • yapılabilir bir eylem. uçurum kenarındasın çok sevdiğin bir insanın eliyle hayata tutunuyorsun ya beraber düşeceksiniz ya siz elini bırakacaksınız. zor bir karar ne yapardım bilmiyorum.
  • böyle bir düşünceye sahip olan insanlar genellikle hayatın heryerinde en küçük şeyde mızmızlanan en küçük engelde ağlıyan iç dünyası zayıf olanlar insanlardır. çocukluğundan beri hep baskı altında büyümüş ve başkalarının verdiği emirleri yerine getiren duygusal anlamda çok kırılgan kişiliklerdir.
  • “ya doktor insan bir başkasını cezalandırmak için hakikaten kendini öldürebilir mi? olabilir mi böyle bir şey?”
    doktor’ un yanıtı ise çok net: “zaten intiharların çoğu başka birini cezalandırmak için yapılmıyor mu savcı bey?”

    bir zamanlar anadolu'da
  • hiç kimse biri ya da birşey için intihar etmez. biri ya da birşey intihar eden için sadece bahanedir. 10 yaşındaki çocuğa anlatır gibi basitçe örneklemek gerekirse, "ahmet, ayşe için intihar etti" denildiğinde, aslından ahmet o kişi için değil, o kişiyi elde edemediği için yani kendi amacına ulaşamadığı için intihar etmiştir. bu eylemin altındaki metin "ben onu elde edemedim, bari canı yansın" dır. insan karma karışık vir varlık, intihar olgusu aniden yarın bizim kapımıza da dayanabilir. intihar eden insanları küçük görmüyorum asla, kişi bazında değil ama insan ırkı bazından intihar insanın en küçülmüş halidir.
  • gelmiş geçmiş en büyük salaktır.