14 aralik

  • 258
  • 1
  • 0
  • 0
  • geçen hafta

16 aralık 2013 şampiyonlar ligi kura çekimi

son birkaç senede başarılı tahminler yapmış ve uefa'nın bu organizasyonlardaki beklentilerini az buçuk çözmüş birisi olarak naçizane yorumlarımı sunuyorum efendim.

öncelikle şunu belirtmeliyim ki marka değerine çok önem veren uefa organizasyonun ismine zarar gelmemesi için sonuçların sahada belirlenmesi konusunda çok hassas. maçlara ve hakemlere asla etki edilmemesi en büyük vazgeçilmezi. bu durumda turnuvaya müdahale edebilmesi için tek bir şansı kalıyor organizatörlerin, o da kuralar.

şunu da ekleyelim ki, bu kadar büyük paraların döndüğü, milyar eurolardan bahsedilen bir organizasyonun kaderinin ve aşamalarının tombala çeker gibi şansla belirlendiğini düşünmek biraz saflık olur. zaten bir kavanozun içinden 8 tane top çekmek için koca koca adamların 3-4 gün önceden provalar yapması, kura çekimi sabahı toplantılar düzenlemesi de bunun en büyük göstergesidir.

peki gelelim bu toplantılara, acaba kura çekiminden 1-2 saat önce bir odaya kapanıp neler konuşuyor bu adamlar? benim bu mevzuda 1-2 fikrim var.

1) fifa'nın organizasyonlarında turlar ilerledikçe maçların ismi büyür. uefa da ise bu durum biraz farklıdır. her turda ismi büyük maçlar görmek ister bu adamlar. bunun nedeni izleyicinin ilgisini hep canlı tutmak, oluk oluk para akıtan yayıncıları üzmemektir. mümkün olduğunca her maç gününe ismi büyük bir maç koymak isterler, ismi büyük 2 maçı aynı güne koymazlar.

2) uefa'ya göre iyi takım - kötü takım yoktur. pazar değeri yüksek olan takım - düşük olan takım vardır. bir maçın japonyada, korede, malezyada, arap yarımadasında izlenme oranı, ülke nüfusu vs. gibi etkenler bu durumun belirlenmesinde başlıca kriterlerdir.

3) erken turlarda 2 büyük takımın eşleşmesi iyidir. böylece bu takımlardan birinin turnuvaya devam etmesi garanti altına alınmış olur.

4) erken turlarda 2 zayıf takımın eşleşmesi de iyidir. böylece bir sonraki tur için 1 tane yem hazırlanmış olur.

geçtiğimiz seneden şöyle bir örnek verelim, diyelim ki elimizdeki takımlar; barcelona, milan, schalke ve galatasaray. önümüzde 2 seçenek var;

1) büyüklerle küçükleri eşleştirip 2 büyüğü bir üst tura çıkarmak. yani barcelona–galatasaray, milan–schalke eşleşmeleri. ilk bakışta mantıklı olan bu gibi dursa da uefa yetkilileri pek böyle düşünmüyor. hem bu 2 eşleşmeninde çok heyecan verici olmaması hem de galatasaray ve schalke'nin olası tur atlaması büyük maddi kayıp anlamına geliyor.

2) büyükleri birbirleriyle, küçükleri birbirleriyle eşleştirmek. yani barcelona–milan, galatasaray–schalke eşleşmesi. böylece hem o akşam bütün dünyanın önüne seyredecek bir maç koymuş oluyor. (türkler ve almanlar galatasaray-schalke maçını izlerken dünyanın geri kalanının barcelona–milan maçına kilitlenmesini sağlıyor) hem büyük takımlardan birinin çeyrek finale çıkmasını garanti altına almış oluyor. hem de küçük takımlardan birini yem olarak çeyrek finale hazırlıyor.

2004’teki porto-monaco finalinde yaşanılan acı tecrübenin bu stratejinin belirlenmesinde önemli etkisi olduğunu düşünüyorum.

gelelim bu seneye;

seri başı takımlar : real madrid, barcelona, atletico madrid, manchester united, chelsea, borussia dortmund, bayern münih, paris saint germain

seribaşı olmayan takımlar : galatasaray, milan, zenit, leverkusen, schalke, arsenal, manchester city, olympiakos

2.tur maçları 4 farklı akşamda oynanıyor, yani uefa’ya en az 4 tane büyük maç lazım, bu da demek oluyor ki gruplarını 2. bitiren arsenal, manchester city ve milan gibi takımlar real madrid, barcelona ve bayern münih gibi güçlü rakiplerle eşleşmek durumundalar.

en kuvvetli grup 2.siyle başlayalım. manchester city, bayern münih ile aynı gruptan çıktığı için birbirleriyle eşleşme ihtimalleri yok, aynı ülkelerin takımları birbirleriyle eşleşemeyeceği için manchester united ve chelsea ile de eşleşemez. geriye 2 seçenek kalıyor man. city için; ya barcelona ya real madrid. yani man. city ispanya yolcusu.

gelelim diğer grup 2.si ingilize. arsenal'in karşısına genelde kendisi gibi ayağa pasa dayalı, seyir zevki yüksek futbol oynayan barcelona veya bayern münih'in çıkması tercih edilir. son yıllarda uefayı çok memnun eden, izlenme oranı çok yüksek olan bu eşleşme hiç şaşmamıştır. hikayesi olan klasikler oluşturmayı seven uefa geçen yıl olduğu gibi bu yıl da arsenal'in karşısına bayern münih'i çıkaracaktır muhtemelen. böylece hem arsenal'e bir rövanş şansı sunacak, hem de şampiyonlar liginde bir "arsenal - bayern münih klasiği" oluşturulmuş olacak. zaten ingiliz-alman eşleşmesi kuraların olmazsa olmazıdır. böylece bir eşleşmemiz belli oldu; arsenal - bayern münih

milan barcelona ile aynı grupta yer aldığı için bu eşleşme gerçekleşemez, bayern münih'te arsenalle eşleşir dedik, o zaman milan için tek seçenek kalıyor geriye; real madrid. 2 eşleşmemiz daha belli oldu böylece; milan - real madrid, manchester city - barcelona

böylece galatasaray en zor 3 rakipten kurtuluyor.

2 ingiliz takımını devlerin önüne atan uefa en az 1 ingilizin devam etmesini isteyecektir. hem bu sebeple hem de geçen seneki nani-cüneyt çakır olayına bir özür olması amacıyla manchester united’ın 2. turun en zayıfı gibi görünen olympiakos ile eşleşeceğini düşünüyorum.

aynı gruptan çıktığı schalke ile eşleşemeyecek olan chelsea için 3 ihtimal kaldı geriye; leverkusen, zenit ve galatasaray. uefa hikayeleri sever demiştik. 1 yıldır her videoda, her afişte galatasaray'ın reklam yüzü olarak drogba'yı görüyoruz. mourinho-galatasaray ve chelsea-drogba buluşması bulunmaz bir fırsat uefa için. böylece 5. eşleşmemiz de belli oldu.

b.dortmund için 3 rakip kaldı; leverkusen, schalke ve zenit. aynı ülke takımları olduğu için leverkusen ve schalke'yi saf dışı bırakıyoruz. bir eşleşme daha belli oldu; zenit - b.dortmund

paris saint germain ve atletico madrid ikilisine de leverkusen ve schalke ikilisi kalıyor böylece.

özetleyecek olursak;

arsenal – bayern münih
manchester city - barcelona
milan - real madrid
olympiakos – manchester united
galatasaray – chelsea
zenit – borussia dortmund
leverkusen – paris saint germain veya atletico madrid
schalke – paris saint germain veya atletico madrid

not : adamlar toplanıp “türkiyede birisi bütün sistemizi deşifre etmiş, acilen b planına geçiyoruz” derse, orasını bilemem tabi. bütün teori çöker.

edit: yıl 2017, aradan geçen yıllarda aynı kurgu şaşmadan devam etmektedir.

devamını okuyayım »