52hz

  • 3850
  • 122
  • 30
  • 0
  • dün

çocuk yetiştirmek

bir acayip "kendine yardım" grubundayım. bu upuzun hikaye de başlığı ilgilendiren kısmı şu;

bir gün bu toplantılardan birinde bir konu harlandı, konuşuldu etti, çıktım. çıkar çıkmaz aradım kızımı;

-boncuğum naber?
+iyiyim baba ne oldu bu saatte?
-ölmeden kalmadan unutmadan söylemem gereken birşey var
+...
-senin yanlış yapma hakkın var kızım.
+nasıl yani?
-bir karar aldın mesela ya. hani o an yemek istediğin yemekten tut da seçeceğin işe, okula kadar. hah işte senin o konuların hepsinde yanlış karar alma hakkın var.
+anladım
-tam anladın mı bilmiyorum ama birşey yapmak istediğin zaman senden bir şey isterim; bana da bir sor. hani daha önce başımdan geçmiştir, daha önce başından geçen birini tanıyorumdur. illa doğrusunu anlatırım diye birşey yok bazen de "biz şöyle şöyle yapınca olmamıştı" derim. ama sonra bana, ona, buna sordun. kararını verdin ya. hah ondan sonra maddi manevi fiziki ne istiyorsan ben o "şey"i berbat edeceğine emin de olsam sonuna kadar yanındayım. hem de bir yanlışında değil, her yanlışında, hatta aynı konuda birçok yanlışında.
+baba sonunda bitersin. ehehehe...
-deden bitmedi de ben ne oldum ki kızım???

dün de şöyle bir şey oldu;

toplantıdan çıktım. millet biraz geçirdiği çocukluğa girdi.
kadının biri var, hikaye uzun da astımlıymış bu. baya marazmış küçükken. işte alkol girmiş hayatına sonra. şu bu... diyorlarmış ki buna “e biz seni hastayken az mı sırtımızda taşıdık”

“taşımasaydınız yahu” diyor.

“şu kadar konuşmadan sonra dönüp bakıyorum da hiç öyle aaah keşke çocuk olsam demediğimi farkettim. gözümün önüne çekilmiş fotoğrafları getirdim. hiç birinde gülmemişim ben. tamam dövmemişler üzmemişler ama hatırlayacak mutlu olduğum bir anı olmaz mı insanın?”

dedi. evet bildiklerinin en iyisini yapmışlar onlar da. o kadın için en iyisi olduğunu düşündükleri şeyleri. ama mutlu değil işte kadın.

hemen telefonda kızımla çektiğim resimlere baktım. buradan birkaç kişi de bilir. yanyana çektiğimiz pozlarından sonra hep ikinci bir poz vardır yumulup beni öptüğü...

valla şükrettim kendi halime değilse de kendi babalığıma en azından.

sahi benim annem babam da -kendi bilgi/görgüleri dahilinde- benim için "en iyisi" olduğunu düşündükleri şeyi yaptılar.

siz? sizinkiler???

ne zaman "peki sen ne istiyorsun?" diye sordular? kaç kere?
kaç fotoğrafınızda poz veremeyecek kadar eğlendiğiniz için yamuk yumuk çıktınız mesela?

kaç yanlışınızdan sonra "kınanmadınız?"

şimdi benim yaş oldu kırk bilmemkaç. hafta sonları dağa tırmanıyoruz bir arkadaş grubuyla. ekip liderliğimizi yapan arkadaşı köyde anası babası "adam olsun" diye ankara'ya yollamış, elektrikçi olmuş.

hafta içi altı gün sevmediği iş elektrikçilikten kazandığı parayla yedinci gün o dağ senin bu dağ benim geziyoruz çobanlık yerine elektrikçilik yapan arkadaşla.

onun anne babası da sormamış “oğlum sen ne istiyorsun?” diye.

hayat...

devamını okuyayım »