8128

  • 1437
  • 0
  • 0
  • 0
  • 5 ay önce

12 aralık 2014 aile hekimlerinin iş bırakma eylemi

oyh, şiştim valla. eylemi destekleyenler de köstekleyenler de o kadar çok yanlış bilgilere sahipler ki yanlışları düzeltmekle uğraşmak istemiyorum. önemli birkaç noktayı yazıp kaçıcam:

1- acillerdeki iş yükünün sebeplerinden biri hasta bilinçsizliğiyse, diğeri de acildeki hekimlerin döner sermayeden aldıkları parayı artırmak için acil olmayan hastalara da bakmalarıdır. yani acil olmayan hastalar acildeki hekimler için bir nevi kolay kazançtır. acil olmayan hastaların hiçbiri acile gitmese aciller müthiş rahatlar, hizmet kalitesi müthiş artar ama acildeki hekimlerin döneri de ciddi oranda azalır. yani saat sabahın 4'ünde hekimi uykusundan uyandıran tırt bir vaka olmadığı sürece, tırt vakalar acildeki hekimlerin işine gelir. ha, ben buna karşı mıyım? değilim. kapasiteleri ve keyifleri ölçüsünce diledikleri hastaya baksınlar, dönerlerini de artırsınlar. bunda gözüm yok. niye olsun ki? sadece şunu diyorum: acildeki hekimler istemeseler bu hastaları "acil değilsiniz" diyerek geri çevirebilirler. hem hastanenin güvenliği var, polisi var, aile sağlığı merkezlerine göre nisbeten daha da güvenli. ben kars'ta, çocuk acilde çalışıyorken acil olmadığına karar verdiğim vakaların sabah sağlık ocağına gitmeleri gerektiğini söylerdim. birkaç nöbet bu şekilde çalışınca, artık beni tanıdılar ve nöbetlerim rahatladı. diyeceğim o ki, acillerdeki iş yükü, aile hekimlerinin çalışma şartlarındaki değişikliklere asla mazeret olamaz.

2- bu dayatılan yeni çalışma saatleri ne getirecek? umarım tutmaz, umarım eylemler başarılı olur, çünkü tutarsa, bu, aile hekimliğinin bitmesi demek. aile hekimliği nedir? aile hekimliği senin dilediğinde hekime ulaşabilmen demek değildir. böyle bir aile hekimliği dünyanın hiçbir yerinde yok, olamaz da, hele türkiye gibi hekim oranın düşük olduğu bir ülkede hiç olamaz. aile hekimliği, adı üstünde, bir ferdin ana rahmine düştükten itibaren sağlıklı büyümesi, gelişmesi, sağlık kayıtlarının düzgün tutulması ve bu kayıtlar ışığında tüm ömrünü olabildiğince sağlıklı geçirebilmesinin amaçlandığı sağlık sistemidir. aile hekimlerinin öncelikli işleri, gebe takibi, lohusa takibi, bebek takip ve aşıları, çocuk takibidir. ikinci öncelikli işleri koruyucu hekimliktir. yani hastalık oluşmadan önce hastalığın oluşumunu önleyecek eğitimin verilmesi ve çeşitli tarama testlerinin yapılmasıdır. üçüncüsü kronik hastalıkların takibi ve yaşam kalitesinin artırılmasıdır. bu böyle uzar gider... poliklinik hizmetleri ilk üçe bile giremez. toplumumuzda çok yaygın bir bozukluk olan "ilaç yazdırma" ve aile hekiminin görevi zannedilen "rapor yazdırma" saydığım işlerin yanında ne kadar tırt kaldılar değil mi?

şimdi bazılarınız diyecekler ki bizim aile hekimimiz böyle idealist değil ki... doğrudur. ama böyle idealist olanların sayısı hiç de az değil ve aile hekimliği sistemiyle türkiye, birinci basamak sağlık hizmetlerinde çok hayati bir atılım yapmıştı. sisteme uyum sağlayamayanlar elimine oldukça birinci basamak sağlık hizmetleri gün geçtikçe gelişiyordu. daha da iyiye gidecekti. en azından gerçekten ideal bir birinci basamak oluşturmaya doğru giden bir yola girilmişti.

şimdi o yoldan geri dönmek isteniyor. arada bir misafir hasta bakma dışında, sadece kendi hastalarıyla ilgilenen aile hekimi, gerçekten akla zarar bu dayatmayla artık kendi hastası olmayanlara da bakmak zorunda kalacak. nerede kaldı hasta bilgilerinin, hasta geçmişinin tanı ve tedaviye yaklaşımda yol göstericiliği? bu dayatmayla yine kör gözüm parmağına hasta bakılacak. hastayı sadece ilaç yazılacak bir meta olarak görürsen, aile hekimliği vizyonundan böyle uzaklaşırsın işte.

sonuç: "beni muayene edecek doktorun sağlık profilimi bilmesi ve ona göre yaklaşması benim için önemli değil. benim için önemli olan dilediğim zamanda sağlığımla ilgileniliyormuş illüzyonunun sağlanması ve istediğim ilaçların bir an önce yazılması" diyorsanız, bu eylemi desteklemeyin.

devamını okuyayım »