911 turbo

  • 2472
  • 1
  • 0
  • 0
  • 3 hafta önce

oy vermemek

insanların kendilerini ne kadar oy kullanmaya bağladığını ve oy pusulalarındaki o küçük yuvarlak boşluklara küçümsediğini gördükçe üzülüyorum. sanki dünya sona ermiş, yapılabilecek her şey yapılmış ve kaybedilmiş. kimi ağzından salyalar saçarak ortalığa sövüyor, kimi umutsuzlaşıyor, çevresine, hayata küsüyor.

bana temsili demokrasinin kısa tarihinde, bir önceki hükümete göre bambaşka bir ülke yaratmış bir iktidar örneği verebilir misiniz? yapabileceklerinizi dört yılda bir oy kullamakla sınırlandırmak, çocukluktan beri okullarda beyne işlenen devlet propagandasının seçim propagandalarından bile güçlü olduğunun kanıtı. "oy vermek ödev ve görevdir." siz de bu şekerden yiyin, oy vererek çok büyük değişim getireceğinizi düşünün, seçimlerden sonra yatıp uyuyun.

diyorlar ki "kütahyalı, zonguldaklı, artvinli nasıl yapabiliyor bunu? aptal bu millet. müstahak bunlara." yahu kim anlattı bu insanlara gerçekten ne olduğunu? kütahyalıların kaçı göldeki tehlike neden oluştu kavradı, hatta kaç kütahyalı siyanürün ne olduğunu biliyor? artvinlilerin kaç tanesi hayatında otoriteye karşı çıkmanın nasıl bir şey olduğunu tattı da metin hocaya hak versin? kaç zonguldaklı insan hayatının madenlerde harcanmayacak kadar değerli olduğuna dair bir eğitime ve hayat standardına sahip? çıkıp eğrisiyle doğrusuyla, nereden, hangi partiden olduğu önemli değil, tek bir siyasetçi bunları umursayıp halka anlatmaya çalıştı mı? yoksa rakip partiye vurmak için bunları sadece kullandı mı? hatta tek bir siyasetçi bu sorunların nasıl oluştuğunu anladı mı? bir tanesi bile çıkıp siyanür olayı ve zonguldaklı madencilerin ölümü "şirket devlet el ele, para nerdeyse oraya" sorunudur, kapitalizmin klasik sonuçlarından biridir, veya metin lokumcu cinayeti "kimse devletine, milletine karşı gelemez, özgürlük köleliktir, biat edin" zihniyetinden kaynaklanır diyebilir mi? bir siyasetçiden sistem eleştirisi beklemek, birinin kollarını aşağı yukarı hareket ettirerek uçabileceğini beklemekten farksız. sistemi külliyen, tüm kurumlarıyla eleştirmeden bir değişim beklemek ise faydasız.

sorun hükümetin kim olduğu değil, sorun ortada bir hükümet olması. siyaset ile seyis aynı kökten gelen kelimelerdir ve bunun mecazi değil doğrudan uygulandığı bir coğrafyada çoğunuz kendi oy verdiğiniz partinin dışında bir partiye oy verenleri "kandırılmış" olarak görüyorsunuz. fakat ailenizin, devletinizin, çevrenizin ve toplumunuzun söylediklerini işlemeden içselleştirip, milyonlarca insanla aynı şeyleri sanki kendi fikirlerinizmiş gibi kelimesini değiştirmeden aynı kalıplar halinde söylüyorsunuz. sizin de kandırılmadığınız kanısına nereden vardınız?

meclis denen yerdeki insanlar, toplumdan bile daha yozdur. çünkü "rafine edilmişlerdir", seçilmiş olmanın "sanal" gücüyle hiçbir boktan anlamamalarına rağmen kendilerini sadrazamın sol taşağı sanarlar. ne o salon dolusu herif ve yanlarına göstermelik konulmuş üç-beş kadın cözecek sorunları, ne onları seçmeniz. sizi yönetmesi için birilerini beklemeyin, sizden daha iyi değiller.

ne demişler seksist atalarımız: "el sikiyle gerdeğe girilmez." oturduğunuz yerden, hiçbir şey yapmadan halk sizin kültür seviyenize yükselsin diye bekliyorsunuz. önce kendi seviyenizi sorgulayın.

(bkz: #24017446)

devamını okuyayım »
15.06.2011 15:00