abtash

  • 4022
  • 7
  • 3
  • 0
  • 4 gün önce

bjk çarşı

gezi direnişi'ne birkaç kez gitmiştim. il gidişimde çarşı'nın parka giriş anı gözümün önünden gitmez. öyle çok kalabalık bir grup değildi. sonraları çok daha kalabalık gruplar da gördüm. ama ben o kadar etkilendiğimi çok az hatırlıyorum. çarşı geldi diye insanların özgüveni artmıştı resmen. biliyorum çok uç bir örnek ama bana şunu hatırlattı. mahalledeki serseriden tokat yemiştim bir keresinde. yaşım 7-8 falan. ne öncesinde ne sonrasında abimi çağırmadım hiç. biliyordum çünkü gelse analarını ağlatırdı. başı derde girsin istemezdim, ama ondan öte kendime yediremezdim dayak yiyip abimi çağırmayı. herkesin babası kahramınıdır o yaşlarda, benim de büyük abimdi kahramanım. yenilmezdi benim için. herkesi dövebilir gibi geliyordu. balkondan görmüş beni. aşağı inip gelmesi geldi gözümün önüne. aha şimdi sıçtın dedim çocuğa, sonrakı yıllarda da bu kadar güvende ve güçlü hissetmemiştim kendimi. gelip çocuğa bir şey yapmadı tabi ki. babasına kükredi, yaşlı diye bir şey yapmadı ama sonrasında tek bir sataşması olmadı o çocuğun bana. o gün abim gelirken hissettiğim güven duygusunun benzerini çarşı'nın gezi park'a girişinde hissettim. bu duyguyu tek başıma hissettiğimi sanmıyorum. öyle değildir diye düşünüyorum.

gezi parkı olayları konusunda kafam hep karışıktı, tam olarak bir tarafım olmadı hiç bir zaman. hep bir ikilimde kaldım. iki tarafın da koyunu-maşası olmaktan korktum. siyasal bir kimliğim olmadı benim. oraya gidip direnişte ezilenlerin yanında olurken de, evde oturup sokaktakileri izlerken de böyle hissettim hep. bir topluluğa ait olmadan kendi değer yargılarıma göre yaşamak istedim hep. malesef dünyayı değiştiremeyeceğimizi, savaşları, zulmü, haksızlığı bitiremeyeceğimizi biliyorum. bir birey olarak benim tek yapabileceğim doğru bir insan olmaya çalışmal. hem kendime hem de insanlığa yapabileceğim en büyük şey bu olur. ezilmişin yanında olmalıyım her zaman. siyasi kimlik altında olmaz bu iş, siyaset kirli kalacak çünkü hep. temiz adama siyaset yaptırmazlar. ya kirletirler, ya da kirletemediklerini dışlarlar.

çarşı gezi parkı olaylarına böyle yaklaştı. siyasi bir kimliği olmadı hiç. oraya buraya çekilmeye, siyasi partiler tarafından sahiplenmeye kalktığında bunu açıkça reddetti. çarşı çok güçlüydü ama bunu bir zümrenin çıkarı için kullanmadı hiç. çarşı aslında tek şeye karşı, o da haksızlık. nerede bir haksızlık var, orada, tam da haksızlığın karşısında görürsünüz çarşı'yı.

101. yıldaki samsun maçından sonra bırakmıştım futbolu takip etmeyi. tiksinmiştim. futbolun asla sadece futbol olmadığını görmüştüm. şimdi çarşı ile yeniden gördüm futbolun asla futbol olmadığını. yıllar sonra beşiktaş'ın bir maçına gidicem bilet bulabilirsem trabzon maçına. biliyorum çarşı yine direnecek. bunun sebebi ise daha ortada bir şey yokken taraftarın sindirilmeye çalışılması. yapılan şey diktatörlükten başka bir şey değil. bize stadı verecekler ama siyasi slogan atılmayacakmış. kim nereden uyduruyor böyle kuralları anlamak mümkün değil. çarşı'yı sindirmeye çalışıyorlar ama bilmiyorlar ki asıl böyle yaparak kışkırtıyorlar onları. kimse kusura bakmasın ama çarşı dünkü maç öncesi olduğu gibi polisevinde sindirilemez. daha 1 ay öncesine kadar savunmasız-çoluk çocuk demeden herkesin üzerine biber gazı sıkan orantısız güç kullanan polis sindiremez çarşıyı. isterlerse stadı polisle, cemaatle doldursunlar, o gün o statta kimse çarşıyı susturamaz. gözaltına alırlar belki ama dakika 34'te her yer taksim her yer direnişteki hüsran yaşanamaz. maç değil kayseri, dünyanın öbür ucunda da olsa çarşı yine yapardı yapacağını. belki son 34 dakikada yapardı ama yine zekice bir çözüm bulur, duyururdu sesini. yapamayacağı şeyin altına da girmezdi.

bizi stadla tehdit edenler de komik gerçekten. biz o formanın içindekine değil, o formaya aşığız diye bir mesaj okumuştum teletext'te bundan belki 15 yıl önce, alpay'ın gidişinin ardındandı bu mesaj. beşiktaş nerede oynarsa, bizim için orasıdır inönü. önemli olan oranın ruhu. mahallede 30 kişinin izlemesi veya 50 bin kişinin stadı doldurması bir şey değiştirmez.

eh be çarşı, benim gibi futbolla uzaktan yakından alakası kalmamış adamı da bir anlık da olsa eski günlerine getirdin ya, ne desem ki sana? fenerbahçe-galatasaray rekabetine hep inrenmişimdir bir köşeden üçüncü büyük olarak. şimdi biliyorum ki herkes senin gibi bir taraftar grubu olmasını istiyor, sana imreniyor, seni sahipleniyor. sen beşiktaş'tan ayrısın, bütün insanımızın ortak paydasısın, çünkü sen hep ezilmişlerin yanında-arkasında, baskı kurup boyun eğdirmek isteyenlerin karşısındasın.

devamını okuyayım »
12.08.2013 01:48