acilin ben yazilimciyim

  • 32
  • 0
  • 0
  • 0
  • 2 ay önce

teknokent

son yıllarda üniversiteler devlet teşviklerinin artmasıyla kuluçka merkezleri ve teknoloji transfer ofisleri gibi birimleri bünyesinde barındıran teknokent’leri hizmete soktu.

türkiye’de bir hayli yaygınlaşan teknoloji geliştirme bölgeleri yani teknokent’ler ülkemizde ne yazık ki ticari amaçla yönetilen yerler olmaktan öteye geçemedi. başlangıç idealleri ne olursa olsun şu anda ticarethane düsturu ile yol alan bu kurumlar ülkemizin ihtiyacı olan genç girişimcilere ve yeni şirket kuran gerçek anlamda destek alarak çok iyi işler çıkarabilecek kişilere hizmet vermekten çok öte bir noktada.

birçok teknokent 1000 tl + kdv kadar bir ücret talep etmeden başvuruları incelemeye almıyor. düşünsenize ayda binlerce başvuru yapılsa milyonlarca liralık bir rant ve bunlardan bir tanesi kabul ediliyor mu acaba. ya da hangi şartlarla kabul ediliyor. ayrıca başvuruları hiçbir gerekçe göstermeden reddetme haklarını saklı tuttuklarını belirtiyorlar. gerekçe göstermeden reddetme durumu, bilim ve teknoloji üzerine inşa edilmiş kurum yapısıyla bağdaşamaz!

ve bu kurumların yönetimsel beceriden uzak işleyişi en önemli sorunlardan biri. çoğu teknokent yetkilisinin hangi liyakatla o konumlara geldikleri ya da getirildikleri de muamma. liyakatsız yöneticiler nedeniyle ülkemizde hakettiği değeri ve desteği gördüğünde muazzam işler yapabilecek birçok kişi ya ellerindeki projeleri yapmaktan vazgeçiyor ya da yurtdışında şansını denemeye çalışıyor.

eğer teknokent’ler sadece şirketlere bir nevi serbest bölge gibi hizmet verecekse derhal statülerini değiştirmeli. her teknokent kendisini silikon vadisinde hizmet veriyormuş gibi sunuyor! kaliforniya’da bulunan silikon vadisi üniversitelerle işbirliği halindedir lakin üniversiteler kendi bünyelerinde çok büyük rakamlarla yeni girişimcilere destek sunmaktadır. dahası yurtdışında girişimcilere işadamlarının sundukları destekler de devlet tarafından vergisel olarak ödüllendirilmektedir. (bu noktada aklınıza ülkemizdeki melek yatırımcılar gelebilir. ileride yayınlayacağım bir yazım şeytan’ın da melek olduğuyla ilgili olacak…)

kendi işimle alakalı da bir şeyler eklemek isterim. yapay zekaya entegre edilecek bir algoritma geliştiriyorum ve çok da yol katettim. dünya’da hiç bir örneği olmayan bu algoritma eğer hedefler doğrultusunda uygulanabilirse ülkemize teknoloji açısından çağ atlatabilecek yapıda. bununla ilgili görüştüğüm sayısız teknokent oldu. çoğu ile telefonla görüştüm bazıları ile de yüzyüze. yaptığım işin değerini öngörebilenler projemden etkilenseler de gereken desteği sunmadılar. bazı yetkililer kullandığım basit terimleri bile anlayabilecek kapasitede değillerdi. bu nedenle tecrübemle sabittir ki türkiye’de başta kendini aydın, akademisyen ve yönetici olarak görenler değişmeli, değiştirilmeli. bu da öyle yüzeysel değil köklü bir değişim olmalı. ki bu ülke cevherlerini parlatabilsin mücevher olarak sunabilsin.

beni haksız görenler de olabilir. bu yazdıklarım yaşadıklarımın özetinin özetidir. teknokentlerin günümüz itibariyle genç girişimcilere hakettiği desteği verdiğini söyleyenler olabilir ya da bir ticarethane olarak nitelendirilemeyeceğini. her yazdığım tecrübemle sabittir. aksini iddia edenin alnı itinayla karışlanır!

son söz olarak şunu belirtmeliyim; başta teknokent’lerin yöneticileri ve yönetim şekilleri köklü şekilde değiştirilmeli sonrasında bünyesinde barındırdıkları şirketler büyük oranda üniversite dışına çıkarılmalı. üniversiteler bünyesinde yer alan teknokent’ler serbest bölge mantığıyla ilerleyemez. serbest bölgelerde fabrikalar vardır. üniversiteler fabrika değildir…

devamını okuyayım »