aclik sampiyonu

  • 288
  • 0
  • 0
  • 0
  • geçen yıl

stalker

--- spoiler ---

bir bakma dinler alegorisi gibi bu film. bir kılavuz var, insanları ruhsal olarak tatmin olacakları bir yere götürüyor. ama tek kılavuz o değil. ve her bir kılavuz insanları gidilecek yere farklı yollardan götürüyor. buradaki kılavuzlar, çeşitli din kurucularını ya da var olan dini kendince yorumlayıp yeni bir mezhep kuran kişileri sembolize ediyor açıkça.

kestirmeden götürme yerine dolambaçlı yollara sapıyor kılavuzlar; türlü türlü adetler icat ediyorlar. niye öyle yaptıklarını kendileri de anlamıyorlar kuşkusuz. ama bu şekilde bir inanç geliştirmişler. bu tutum eleştiriliyor filmde, ama tarkovski yine de onların içten olduğuna inanıyor. filmdeki kılavuz örneğin, insanlığın sorununu kendi sorunu gibi algılayıp acı çekiyor. belli ki acılara, ümitsizliklere, hayatın tüm olumsuzluklarına bir çare arayışı içinde. düşen bir meteor parçası, bu bilinmezlik, başka bir dünyadan gelmiş bu gizemli varlığın bulunduğu alan bir anda ona aradığını sunuyor. kılavuzlar nasıl din ya da mezhep kurucularını simgeliyorsa, meteor da tanrıyı ya da varsayılan tanrıyı simgeliyor.

filmdeki kılavuz sıradan insanları götürmüyor zone denilen bölgeye, bir yazar ve bir fizikçiyi götürüyor ki bu kesinlikle tesadüf değil. sıradan insanlar gitmiş olsa filmi derinliğine tartışmamız da mümkün olmazdı, çünkü giden kişiler kılavuzun söylediklerini baştan kabul edecekler, sorgulamadan her şeye inanacaklardı. ama sanatçıyı temsil eden yazar ve bilimi temsil eden fizikçi işin içine girince neredeyse bin yıllık çatışma da kendini gösteriyor: tanrı gerçekten var mı? sanatçıyı temsil eden yazar film boyunca inanıp inanmama arasında gidip geliyor; kılavuzu eleştiriyor, ama doğrudan oda’ya gitmeye kalktığında bir şeyler hissediyor. yine de emin olamıyor; tıpkı çağlar boyunca pek çok sanatçıda olduğu gibi. ‘tanrı olabilir de olmayabilir de’ düşüncesi sürekli zihninde dönüp duruyor.

fizikçiye gelince, o bilimi temsil ediyor ve sanatçıya kıyasla çok net bir duruş sergiliyor. son dört yüz yılda bilimdeki gelişmelerin ‘tanrıyı öldürmesi’, fizikçinin çantasından bombayı çıkarıp, tanrıyı temsil eden meteoru yok etmeye çalışması eyleminde somutlaşıyor. fizikçinin bu girişimi, yazarın (sanatçının) karşı koymasıyla sonuçlanıyor. ama tıpkı fizikçi gibi sanatçı da tanrının bulunduğu oda’ya adımını atmıyor.

meteorun düşmüş olduğu zone denilen bölgeye girişin devlet tarafından yasaklanmış olması, filmin sovyetler birliği’yle ilgili bir ayrıntısı. başka bir ülkede, örneğin almanya, norveç, isveç gibi ülkede çekilmiş olsaydı, böyle bir ayrıntı anlamsız kaçardı. tarkovski filimden sonra sürgün hayatı yaşadı ve yurt dışında öldü. asıl nedeni de, andrev rublev’le başlayan ve stalker’la doruğa çıkan dinsel metaforlar ve bunlar üzerinden incelikli devlet eleştirisiydi.

tabii film zone bölgesiyle sınırlı değil. filmde son bir sahne var ve tarkovski burada, bir çocuk üzerinden kendi çözümünü (çok etkili bir çözüm olduğunu kabul etmek gerek) sunuyor. bu da aslında bütün bu mezhep, din, vs gibi ayrıklıların tarkovksi tarafından kabul görmediğini, onun hayata bakışındaki metafizik yönün daha farklı bir kaynaktan beslendiğini gösteriyor.

--- spoiler ---

devamını okuyayım »
22.10.2013 16:50