air canada

  • 381
  • 0
  • 0
  • 0
  • 3 ay önce

kadınlarla erkekler arasındaki farklar

kadınlar, muhtemelen bir mağara veya benzeri bir yerde, doğanın onlara verdiği en önemli sorumluluk olan çocuk doğurma, yetiştirme ve bebeğin güvenliğini sağlama gibi görevlerini geçmişten bu yana mütemadiyen ifa etmelerinden dolayı, geçmiş ve gelecek bilincinden yoksun bir şekilde, içinde bulundukları ana takılı kalıp, duyularının ve bedensel zevklerinin kölesi olmuş bir şekilde yaşıyorlar. kadınlara elle tutulamayan hiçbir şey zevk vermiyor. o yüzden kadınlar -ki tabiki genelleme yapmak zorundayım- santraç oynamada, herhangi bir yeri yönetmede, uzun süren araştırmalar yapmada, felsefi bir sistem oluşturmada, sanatta klasik olmuş bir eser yaratmada vb. işlerde başarılı değiller. ama mağaranın içerisinde yani kısa ve dar zamanlarda erkeklerden daha üstündürler. örneğin kibarlık konusunda ve bir bütünün tamamında değil ama ufak parçalarındaki hataları keşfetmekte erkeklerden daha başarılı olmaları, vb. gibi.

oysa doğa erkeklere mağaranın dışarısında her ne varsa onu merak etmek ve keşfetmek veya onları kontrolü altına alma görevini vermiştir. o yüzden einstein ve schopenhauer erkektir.

arkeolojik bir yeri bir erkekle kadın dolaşmaktalar diyelim. erkek bu yerlere baktığında aklına ölüm, varoluş-yokoluş, zaman, uzam gibi felsefi meseleler geldiği halde kadının aklına bir an önce şehir merkezine dönüp alış veriş yapma düşüncesi gelecektir muhtemelen. çünkü kadınlar sanat veya felsefeye karşı ya nefret duyguları besliyorlar ya da samimiyetsiz bir ilgi. kadınların çoğu kierkegaard adlı filozofun belirttiği estetik aşamada yaşarlar. etik veya ruhani aşamaya geçemezler. yani günü gününe yaşarlar. duyusal zevklerin peşinde koşarlar. bir şey ya haz verir ya da sıkıntı. neyin ahlaki veya adaletli olduğu önemli değildir, hayatın merkezinde zevk vardır. herşeyle çocukça bir ilgi vardır. ben çoğu kadında bu çocukça ilgiyi görüyorum. çocuklar da ciddi meselelerle ilgilinmezler ve sürekli oyuncaklarla zaman geçirirler. en önemlisi de kendilerini birer seks objesi seviyesine indirgemiş olmaları. her yerde bu görünüyor. herhangi bir faaliyette mutlaka cinsellik eylemin kendisinden daha fazla dikkat çekiyor.

şavaş-şiddet gibi konularda erkekler birincidir ki burada da genelleme yapıyorum. kadınlarsa daha sevecen ve sevgi doludurlar. erkeğin bilgi edinme şekli daha derinliklidir. örneğin bir yerde yemek yenirken kapı önünden bir dilenci geçtiğinde erkek dilencinin neden o halde olduğunu kadından daha fazla duyumsar. duyarlılık arttığı için acısı da yok yere artar. bu duygu merhamet duygusuyla akrabadır. bilgi arttıkça acısı da artar. kadının bilgisi yüzeysel olduğu için duyguları da yüzeysel ve anlıktır. dünyanın en iğrenç adamıyla, o içinde bulunduğu anın sınırları dahilinde, yalan sözler veya esprilerle haz duygusu uyarıldığı için birlikte olur ardından kapı önüne konduğu zaman da meğersem onu yanlış tanımışım der. kadınlarla erkeklerin öyle sanıldığı kadar ortak noktaları olduğu düşüncesini bana saçma geliyor. iki türü de birbirine çeken tek şey cinsel istektir. cinsel açıdan tatmin olmuş bir erkek aynen bazı hayvanlarda olduğu gibi bir daha görüşmemek üzere kendisini doyuma ulaştırmış kadınının yanından kaçarcasına uzaklaşma isteği duyacaktır. kadında da her zaman olduğu gibi erkeğindekinin tam tersi bir duygu hakim olacaktır.

bütün bu farklar kadın ve erkeklerin doğal yapılarından kaynaklanıyor bence. doğa tarafından meydana getirilmiş bir diyalektik bir etkileşim, dengeleme söz konusu olabilir. yani erkeklerde bir taraf ne kadar öne çıkıyorsa kadınlarda da o taraf aynı hızla geri çekiliyor. bir terazinin iki kefesi gibi. kadınlar da erkekler gibi savaş ve şiddet düşkünü olsalardı veya kadınlar da erkekler gibi münzevi bir şekilde ilim irfan peşine düşselerdi dünya hiç kuşkusuz çok sıkıcı bir yer olurdu.

(bkz: neden hiç kadın filozof yok/#22011961)
(bkz: kadınların yazma konusundaki başarısızlığı/#25438271)
(bkz: kadın ruhu/#27349838)
(bkz: roman okumak/#28922580)
(bkz: esprili insanların zeki olmaları/#24952669)
(bkz: emile/#25896864)

devamını okuyayım »