ajx

  • 99
  • 36
  • 1
  • 0
  • geçen hafta

yerleske.net

@colonizer başta olmak üzere zamanında yerleske.net üyesi olan herkesten özür diliyorum.

burada bunu yazarak muhtemelen kim olduğum zaten belli olacak ama sorun değil, gizlimiz saklımız yok allah'a şükür. üzerinden seneler geçmiş olmasına rağmen, o güzelim iletişim şansımız neden elimizden alındı ve sonrasında olanları bilin istedim. uzun bir yazı olacak, özet geçemicem çünkü hepsi birbiriyle alakalı..

2002-2003 öğretim yılı 2. yarıyılında uludağ üniversitesi elektronik mühendisliği bölümü 1.sınıf öğrencisi olarak hadi biraz aktif olayım diye öğrenci topluluklarından birine katılmak istedim ve toplulukların olduğu binaya gidip satranç toplululuğu nerede diye sorduğum kişi meğersem basın topluluğu başkanıymış ve beni kafalayarak bu gruba girmemi sağladı :p gittik bursa'daki işletmelerde reklam topladık dükkan dükkan ve bir yerel gazetenin matbaasında gazetemizi basabilmiştik. çok ilginç bir deneyim olmuştu benim için ve hoşuma gitmişti.

sene sonunda başkan "ben bırakıyorum" dedi ve topluluk dağıldı (zaten çok az kişiydik). ben bunun devamı için elimi taşın altına koyarım diye düşündüm ve 2003-2004 sezonu itibariyle tek başıma basın topluluğu başkanı olarak "sınırsız iletişim projesi" adı altında bir proje yarattım kendimce. kısaca projenin amacı toplulukların ve okuldaki etkinliklerin haberlerini fakülte mesaj panoları ve oluşturulacak olan bir websitesinde öğrencilere ulaştırmaktı (meraklısına detaylar). bakın dikkatinizi çekerim, olaylar 2003 civarı oluyor.. o zamanlar facebook yeni yeni yurtdışında oluşuyordu ve türkiyede yoktu. türkiyenin kullandığı sosyal medya sitesinin veya whatsapp'ın olmadığı zamanları düşünün. iletişim sıkıntılıydı o zamanlar. bu yüzden hiç alakam olmamasına rağmen web sitesi kodlamayı öğrendim ve yerleske.net dünyaya gelmiş oldu. insanlar gelmeye başladı topluluğa, microsoft'un bursa partneri sponsor oldu bize ve hem site yayında hem de üniversitede renkli baskı gazete çıkardık. gazete maliyetli bir işti, bu yüzden yerleske.net önemliydi ve tuttu. o zamanlar 40.000 öğrenci civarı vardı ve kısa sürede 15.000'i aşkın üyemiz olmuştu.

insanlar birbirleriyle haberleşebilmeye başladı, proje amacına ulaştı ve herşey ne güzel di mi? hayır değil. en azından benim üstümde hiç beklemediğim muazzam bir baskı oluştu. rektör bir ara beni odasına çağırdı ve bağıra çağıra ağzıma sıçtı diyebilirim. koskoca profesör olmuş rektör, 19 yaşındaki daha dünyadan haberi olmayan ama birşeyler başarıcam diye uğraşan öğrencinin dünyasını kararttı o dakkalarda. neymiş efendim? ben nasıl kimseye sormadan böyle bir şey yaparmışım, ben kimmişim, o siteye yazılan herşeyi silecekmişim, bundan sonra gönderilen herşeyi önce kontrol edip sonra yayınlanacakmış vs vs.. o zamanlar sözlüm vardı üniversitede tanıştığım ve dediğine göre rektörün odasından çıkıp toplulukların olduğu binaya döndüğümde yüzüm sapsarıymış.. aradan 30dk geçince bir telefon geldi, rektör beni tekrar odasına çağırıyormuş. dedim bu sefer dövecek, sanırım hızını alamadı.. gittim bi baktım rektör 180 derece dönmüş ve gülümseyerek bana "ya niye söylemedin bilim ve teknik dergisinde çıkacakmış senin projen. bak ne güzel birşeyler yapmışsın vs vs" o anki dumur oluşumu size anlatamam.. yerleske.net oluşmasına sebep olan "sınırsız iletişim projesi" bir okul muhabirinin hoşuna gitmiş ve röportaj yapmıştı benle.. sonra da proje, bilim ve teknik dergisinin nisan 2004 sayısında 34.sayfada yayınlanmıştı. işte bu rektör olayı, proje dergide yayınlanmadan bir süre önce oluyor ama adam nasıl duymuşsa bir yerden duymuş bunun nisan sayısında yayınlanacağını.. sen önce çocuğun ağzına sıç, sonra tebrik etmeler falan.. o gün bütün sinirim bozulmuştu ve sonrasında kendime gelemedim. şimdiki mental gücüm o zaman olsa ben o rektörün altında kalmazdım ama 19 yaşında hayatı üniversiteye yarış atı gibi hazırlanan bir çocuktan o performans çıkmadı.. sonrasında rektörün tebrik etmesine bakmayın, bütün üniversitedeki posterler, koca bannerı falan yokettiler ortadan. güya tebrik ediyorlar ama bana değişik yollarla baskı yaparak en son siteyi kapatmama sebep oldular. sağolsun etrafımda sırtımdan bıçaklayan yönetimde kişiler de olunca, sıçarım sizin iletişiminize dedim ve hayata küstüm bir bakıma.

üstünden uzun zaman geçtikten sonra uzun uzadıya düşününce anladım ki aslında rektörün korktuğu şey yersiz değildi. facebook, whatapp vs gibi iletişim alanlarının olmadığı bir dünyada 19 yaşındaki bir çocuğun elinde istediğinde tüm üniversiteyi protestolar için çağırabilecek bir güç vardı ve bu tehlikeliydi. ne olursa olsun, bu olay sayesinde belki üniversitedeki kişiler birbirleriyle arkadaş oldu ve çeşitli etkinlikler düzenledik ama benim gençliğime oldu olan. ben stres ve depresyon yüzünden hızla kilo aldım, gözümün önünde ilişkim eridi ve en sonunda bitti. sonrasına kendimi world of warcraft oyununa bıraktım ve hayattan koptum.

uzun lafın kısası alın size bir örnek daha.. neden türkiyeden bir facebook çıkmadı, çıkamazdı.

devamını okuyayım »