ak gandalf

  • 270
  • 0
  • 0
  • 0
  • 7 yıl önce

dost kazığı

hahahaha. sinirlerim bozuldu, kalbimin ritmi değişti, duygularım allak bullak. yaşadığım şeyi ve yaşadığım şey karşısında hissettiklerimi bir ben biliyorum sanırdım. taa ki bu başlığa tıklayana kadar…

daha önce dost kazığı yemediğimden mütevellit eninde sonunda olacaktı ama halâ ‘nasıl laaan?’, ‘olamaz oğlum saçmalama!’, ‘ya öyle değilse, nasıl bakarım o utançla yüzüne!’ diye durumu inkâr ediyorum. evet, halâ yapıyorum bunu. ya dudak dudağa ya da nikah masasında gördüğümde inanırım artık.
sevgili sözlük, mesele kesinlikle aynı çocuktan hoşlanmak değil. kalp bu. haa bizim defterde öyle bir şey yoktur, bak orası ayrı. belki ben önce davranıp belli etmişimdir. her neyse.

mesele aynı çocuktan hoşlanmak değil. mesele güven. mesele sadakat. mesele ilk başta arkadaşının o çocuktan hoşlandığını öğrendiğinde ona heyecanlı heyecanlı bir şeyler anlatırken aslında gerçekten dürüst olmaman ama karşı tarafın ‘o da benim heyecanımı paylaşıyor.’ diye düşünmesine sebep olman. seni gördüğü her yerde sana sarılmak isteyen, güzel gözlerinde samimiyeti bulduğunu düşünen ve her gece yatmadan önce ‘iyi ki karşıma çıkmış!’ diyen bir insan varsa senin için, bu yapılmaz.

hani puzzle’ın parçaları şimdi oturdu denilir ya, aynen öyle oldu işte. arkadaşın be sözlük, şüphelenecek o kadar çok insan var ki şu hayatta! onun yanına da mı zırhını kuşanıp gideceksin? gidecekmişsin… şöyle ki çocuğa karşı hissedilen kesinlikle basit bir hoşlanmadan ileri değildi zaten. ama dedik ya, çocuğu 'sektir at'. arkadaşın diyoruz, her gün yüz yüze olduğun insan diyoruz. koymuyor değil be sözlük!

hayatım boyunca insanları uzun bir süre tanımadan, onların bana dahil olmalarına izin vermedim. onlarla hep uzaktan tanıştım. bu yüzden ‘bu kız sanki bir buzdolabı!’ dediler, ‘kendini beğenmiş.’ dediler, 'içine kapanık.' dediler. hepsine alıştım. sonradan üzülmek istemediğim için insanlarla aramda görünmez bir duvar vardı. ve o duvarın arkasındakiler cidden benim için özel insanlardır. sadede gelelim. ben tüm bu duvarlara rağmen, içeriye nasıl böyle birini alabiliyorum? insanları daha fazla nasıl ve neye göre elemeliyim? tam ‘heh, kafama göre birini buldum!’ derken bile bir taraftan ‘ya değilse?’ diye şüphe mi edilmeli her seferinde? ona gerçekten sarılmak istiyorken ‘ileride beni üzebilir!’ diye kollarını geri mi çekmeli?

tecrübe denilen şey bu mu? hay sıçayım tecrübenize…

devamını okuyayım »