ak bak

  • 1149
  • 4
  • 3
  • 0
  • dün

şubat (dizi)

21.bölüm:

--- spoiler ---
ali: ben bir yabancıyım. tıpkı sizin gibi. bir sürü insanı rahatsız edecek sırlara sahibim. tıpkı sizin de sahip olduğunuz gibi. fakat yine de aramızda küçük bir fark var, ben çok güçlüyüm, sizin olmadığınız gibi. bu da şu anlama geliyor hanımlar beyler: ben bu sırları kullanarak insanların hayatlarını mahvedebilirim. tıpkı sizin kendi hayatlarınızı mahvetmeniz gibi. hayattaki en büyük sır bir sırrı neden saklamamız gerektiğiyle ilgili olabilir. düşünsenize, kainatta bir insanın diğerine verdiği ilk sır gerçekten bir sır değilse. biz onun bir sır olmadığını nasıl biliyor olabiliriz ki. beklide sır diye bir şey yoktur, beklide bizim sır diye sakladığımız şeyler herkesin yüzleşeme korktuğu apaçık hakikatlerdir. beklide, siz benim gerçek babamın kim olduğunu benden bile önce biliyordunuz. belki de benim hakkımda bildiğiniz her şey benim bilmenizi istediklerimden başka bir şey değildir. çünkü ben kimsenin bilmediği ama herkesi bilen bir yabancıyım onun için size kendimle ilgili yeni öğrendim bazı sırları vermekte bir mahsur görmüyorum. bana o kadar büyük kötülük yapıldı ki ; şimdiye kadar dünyada kimsenin başına gelmemiş bir kötülük , çok büyük bir günah hem de ben dünyanın gerçekten ne kadar kötü bir yer olduğunu asla bilmeyecek bir yaştayken işlenmeye başlanan bir günah . o günden bugüne yani 8352 günden beri bana aynı kötülüğü yapmaya devam ettiler. kimler mi? size daha verecek çok sırrım var ama şunu unutmayın bazı sırlar yalanla gerçeği birbirine karıştıran bir adamın uydurduğu gerçek bir yalandır. nasıl diyordu çinli bilge "düşümde bir kelebek görüyorum, peki ya kelebekte düşünde beni görüyorsa, ya kelebeğin düşünde kendisini gören bir adamsam ben ya da ben her üçünü de düşünde yaşayan bir kelebeksem "
--- spoiler ---

22.bölüm:

--- spoiler ---
şubat: “bir hikâyenin sonu başladığı yerdir” derdi aziz bey. yaşlanacaksın ve anlayacaksın ki ömür dediğin büyük bir oyundan başka bir şey değil. bu sebeple başına gelen bütün belaları yüzündeki o eşiz gülümsemeyle karşıla. sabret, ola ki hata yaparsan o hatanın bedelini ödemek için bir yol bul. biz buna kefaret deriz. öyle ki, bazen yaptığın yanlışın kefaretini ömrünle ödemen gerekir. “sen ne hata ettin aziz bey” diye sormuştum, cevap vermedi. bir gün dedi belki bulursun sorunun cevabını. ama benim bunu şimdi dile getirecek gücüm yok. sonra o sorunun cevabı bir gün karşıma çıktı: ali poyraz, aziz bey’in oğlu, aziz bey’in hatası. bizim hikâyemizin başladığı yer, bizim hikayemizin son bulduğu yer.
--- spoiler ---

23.bölüm:

--- spoiler ---
şubat: bilmemem gereken şeyler öğrendim, sorular sordum sormamam gereken, gördüm apaçık görmemem gerekeni, söylenmezi söyledim, suçum büyük ve taammüden. cezam uzakta olmak, ondan uzakta, yaşadığım şehirden uzakta, gökyüzünden uzakta. yabancı olmanın derdinden ölenleri gördüğünü anlatmıştı aziz bey onu yeniden bulduğumda. bazen ondan vazgeçemezsin, şimdi onlar uzakta, ben uzaktayım, aziz bey, saltuk uzakta, öyle kesildi cezamız. ama ceza yalnız ne zaman ceza olur biliyor musun, yeter diyemediğin zaman. yeter demek zordur, çünkü o cezayı kesen katıksız zalimdir. yeter demek için zamanı gelir kendi canından vazgeçmen gerekir. canından geçersin ama ondan? beni mahkûm ettikleri bu labirentten çıkmayı denedim, ondan vazgeçmeyi denedim, kalbim bir taş parçası olsun istedim; ama onu göremediğim her gün, ömrümden yıllar geçti. gittim, gittim ama yağmur: sen benim labirentimsin.
--- spoiler ---

24.bölüm:

--- spoiler ---
aziz bey: hayat dediğimiz şey bitmez, biliyorsunuz değil mi? hep yeniden okumaya başladığımız bir kitap gibi ya da hep baştan çalmaya başlayan bir şarkı gibi. her seferinde sözlerini daha iyi anlarsınız o şarkının, her seferinde o kitabın cümlelerine daha bir malik olursunuz. büyükler buna tekâmül derler. kelime anlamı olgunlaşmak, gelişmek. peki bu gelişmek bu dünyada yaşadığımız hayattan mı ibarettir? sadece bir kısmı; merhamet, şefkat, sevgi, fedakârlık, dürüstlük ve bizi bencillikten kötülükten uzak tutacak bir sürü şey daha, kolay gibi geliyor dimi? değil; çünkü insanız ve tercihlerimiz var işte eğer hayatın biteceğini düşünüyorsanız bu tercihleri kendinizden yana yaparsınız. oysa bir şeyi verirken canınız yanmıyorsa; gerçekten vermiş sayılmazsınız ve bazılarımız bilir ki canınızın yanması aslında o kadar kötü bir şey değildir. canınız yanar ve kalkıp devam edersiniz, sonra bir daha bir çeşit oyun gibi, yakalanırsınız sonra yeniden koşmaya başlarsınız. yenilirsiniz ve yeniden oynamaya devam edersiniz. kaybedersiniz ve yeniden kazanmaya çalışırsınız. kazanmaya çalıştığınız aslında o sonsuzluktur. evet, hayat dediğimiz şey bitmez, ya da şöyle söyleyelim: ölmekle hayat bitmez!
--- spoiler ---

25.bölüm:

--- spoiler ---
sabah: çocuklar evlerden çıkmazlar. çocuklar oyunlara inanırlar, çünkü inanmayı isterler. işte bu yüzden inanmak kolay olduğu için çocukluk güzeldir. keşke çocuk olsam demek, keşke bana söylenen bütün yalanlara inansam demektir aslında. tatlı bir uykuda güzel bir rüya görüyor gibi. oysa bir gün evlerden çıkarsınız, dünya sandığınız o dört duvardan çıkarsınız. şehre çıkarsınız, bu büyük şehre; istanbul’a. ben istanbul'u hiç görmedim ama şehri biliyorum. bu şehrin en karanlık noktalarını biliyorum. babam bana karanlığı öğretti, o karanlıktan nasıl çıkacağımı, şehrin kalbini nasıl bulacağımı öğretti. çünkü bir gün büyüyebilirdim. bir gün ölmemek için kendimi korumam gerekebilirdi. babam iyi bir adamdı benim, kötü değildi. çünkü kötüler ümit etmezler, kötüler sadece isterler, istediklerini alırlar. babam istediğini alamadı; büyümeden öldüm ben. demek ki babam kötü biri değildi. bana oyunu nasıl kazanacağımı, şehrin kalbini nasıl bulacağımı bu yüzden öğretti. ben kazandım, çünkü çocuklar her zaman kazanırlar. artık her şeyi biliyorum. şehrin kalbini siz bilmiyorsunuz ama ben biliyorum. çünkü ölüler her şeyi bilirler.
--- spoiler ---

tanım: “bilmemem gereken şeyler öğrendim, sorular sordum sormamam gereken, gördüm apaçık görmemem gerekeni, söylenmezi söyledim, suçum büyük ve taammüden” dizeleriyle metin altıok’a saygılarını belirtmiş dizi.

devamını okuyayım »