alaskardan

  • 1959
  • 23
  • 20
  • 0
  • dün

mankenler fakirlerle mi çıksın

ayrımcılık üstüne kurulu ve de sınıflı bir toplumda yaşayan, kararlarını da bu dinamiklere göre şekillendiren insanlarımızın tepki gösterdiği bir açıklama.

ben hariç hepiniz boktansınız işte. neyin telaşesini güdüyorsunuz?

ssg'nin etiket değeri olmasaydı, şu an evli olduğu kadın onla sevgili bile olmazdı mesela ya da büyük aşk yaşadığını düşünen çiftlerde erkek kişisi bir on santim kısa olsaydı, sevgilisi yüzüne bile bakmazdı. gene aynı insan olsa ama üniversite mezunu etiketine sahip olmasa bir kadın ya da erkek, beraber olduğu kendisiyle beraber olmazdı; en fazla bir, iki seferlik seks hikayesinden ibaret kalırdı. şu an olduğundan bir 30 kilo olsaydı kadınlar, kendilerini sevmiş erkekler geçmişi neredeyse tamamen silinirdi...

yakındığınız bayağılığın ve de yüzeyselliğin tam göbeğindesiniz ve aynı zamanda kendisine hayat da verensiniz. yakındığınız kişiden farkınız işleme sokabildiğiniz farklılıklarda sadece; ve işleme sokabildiğiniz avantajlarınız olduğunda da bunu iki kişi arasındaki dinamiğin saf gerekçelerinden birisine çevirme hokkabazlığınızda.

oyunun adı güç. neye gücünüz yetiyorsa, onu normalleştiriyorsunuz. ne gücünüzü aşıyorsa, onu da lanetliyorsunuz.

erkeğin hası diye pazarladığınız arzu nesnesi erkeklerin neredeyse tamamının sadece ve de sadece güzel kadınlarla beraber oluyor olmasını es geçiyorsunuz mesela. justin trudeau şöyle böyle yağlamaları yapıyorsunuz ama adamın tam da elde edebileceğini elde etmeyi seçtiğini, bundan öte bir vizyonu olmadığını es geçiyorsunuz. ne hikmetse kişiliklerinin ne güzel olduğunu fark ettikleri kadınlar hep güzel kadınlar ya da gene arzu nesnesi güzel kadınların beraber olduğu erkekler de hep yakışıklı adamlar. ne hikmetse hem karakter hem tip bir arada gelmiş hep.

madonna gibi pespayelerin dandik pr duyarlılıklarına yağlama çekiyorsunuz ama kadının eşyalaştırılmasından dem vuran bu kadının da erkeği her daim eşyalaştırdığını, seçimlerinin bundan ibaret olduğunu, tek bir "aa bunla mı olmuş" denilebilecek erkeğin geçmişinde olmamasını da es geçiyorsunuz.

insanın es geçilmesinden, suni, yüzeysel değerlerin belirleyici olmasından yakınıyorsunuz işinize geldiğinizde de neredeyse tek bir tanenizin bile aşk hikayesinin şaşırtıcı olmamasını nasıl açıklıyorsunuz? estetiksel ve de sınıfsal karşılığınız neyse, neyi elde etmeye gücünüz varsa, tam da o kişiyle bir ilişki içerisinde olmanız size de şaşırtıcı gelmiyor mu?

şehirli, az eli yüzü düzgün kadınların seviştikleri ile sevgili oldukları, evlendikleri arasındaki fiziksel farklar da bunun sonucu. iş bir noktaya geldiğinde, liginiz neyse onu yaşarsınız. sevişilen yakışıklı adamların muadili olabilecek güzelliğiniz yoksa, hiçbirisiyle sevgili olamazsınız ve olamıyorsunuz da zaten. ben bayağı olayım ama karşımdaki olmasın fantezileriniz duvara çarpıyor; karşınızdakiler de sizin kadar bayağıdır hep.

birinizi makaraya alırken, diğerinizi es geçmeyelim. fiziksel gücünüzün altındaki hangi kadınla sevgili oldunuz mesela? onlarla sadece seviştiniz. fizikselliğinizin ya karşılığı ya da bir tık üstü olanlarla sevgili oldunuz hep.

özge ulusoy'un ne menem bir kimse olduğunun bir önemi yok. çünkü siz de kendisinden farklı değilsiniz. oynayabildiğiniz oyunda elde edebildikleriniz farklı sadece.

insan denen bir gülünçlükten ötesi değil.

devamını okuyayım »
19.05.2017 17:50