albino hendrix

  • 1132
  • 56
  • 14
  • 2
  • bugün

memur olma hayali kurmak

özel sektöre biraz bulaşmış birisi olan bendenizin bile arada düşünmeye başladığı fikirdir.

ben çok özel birisi değilim yanlış anlaşılmasın. sadece idealist davranıp devlette çalışma fikrine sıcak yaklaşmıyordum. sözlükte de bununla ilgili bir entry girdiğimde bir yazar bana açıkça toyluk yaptığımı ve hayatın gerçeklerini çok da kavrayamadığımı söylemişti. ya sepet havasında bir cevap verdim ya da engelledim diye hatırlıyorum ama itiraf etmezsem de olmayacak.

haklı çıktın abicim. yerden 80 katlı gökdelenin tepesine kadar hem de. keşke öyle mal bir entry girmeseydim. densizlik ettim.

patron şirketinde işe başlamak, kısa bir süre sonra kurumsala geçmek, fazla mesailerin verilmemesi, yol parasının bile olmaması, izin almak için mücadele etmek ve üstüne üstlük bir anda işsiz kalmak deneyimlerinden sonra artık devlet memuru olma olasılığını düşünmeye başladım.

peki ya iş kurmaya kalksak? iş kurma kısmına gelince, gidip 10 mühendis toplayıp 10-20 sene içinde arm gibi firmalara rakip olacak işlemci mimarisi üretmeye kendini adamış bir start-up kurmaya kalktığımı varsayalım. işlemci dediğiniz şey en amiyane tabiriyle görüp görebileceğiniz en karmaşık elektronik komponent olup geliştirme süreci uzun ve sancılıdır. bunu şu anda yapamıyor olmamın iki sebebi var. birincisi henüz yeterli bilgi birikimim ve benimle çalışacak çevrem yok. ikinci sebep de iç piyasada müşteri bulmamızın neredeyse olanaksız olması. türkiye'de tüyar dışında adamakıllı yarı iletken üretebilen yok. onların da kapasitesinin sınırlı olduğunu biliyorum. ellerindeki aletlerle ben zannetmiyorum ki nanometre seviyelerinde silikon işleyebilsinler. onlara da kızamıyorum ama. türkiye bu alanı çok boşladı.

ticari ambargo yüzünden çin bile işlemci tasarım çalışmalarına hız verdi. ülke olarak biz de bu yarışın içine girmeliyiz. çünkü o ambargolardan yakın veya uzak gelecekte bizim de yeme olasılığımız var. askeri alanda kullanacağınız bariz olan bir işlemciyi dışardan aldığınızda adamlar isterlerse içine öyle donanımlar yerleştirir ki (bir örnek verelim hardware trojan) isterlerse tüm bilgilerinizi çekerler, sadece 8 bitlik bir kod transmit edip sisteminizi komple kapatırlar. örnek olarak benim düşündüğüm transistörleri power transistor oluşturacak şekilde paralel bağlayıp akım kaynakları tasarlayıp haberleşme protokolleri üzerinden gönderilecek kodla aktive edip clock distribution hatlarını bir anda yüksek akıma zorlayarak işlemcinin çektiği gücün dengesini bozarak ve ısısını soğutmanın yetmeyeceği seviyeye getirerek bütün ünitelerini buharlaştırmak! düşünsenize o çok övündüğümüz ihaların işlemcilerinin içinde böyle yapıların bulunduğunu ve savaşta bir anda patır patır gökten düştüklerini, bir anda eliniz kolunuz bağlanır. hiçbir önlem de alamazsınız. o tarz devreleri koyan adamlar hiçbir şekilde deaktive edilemeyecek şekilde devresini tasarlarlar. reverse engineering ile bir ihtimal devrenin yerleştiği silikon bölümünün yapısını bozmaya yönelik aktivitelerde bulunursunuz ama o da çipinizi kullanılmaz hale getirebilir. bu tarz bir aktivitenin cezası astronomik boyutlardadır, işlemci üreticileri bu tarz olayların önüne geçebilmek için çok ciddi para ve insan emeği harcarlar, ama adamlar kafaya koyarlarsa yaparlar arkadaş. yazılımsal bir olay değil bu. aktif hale gelmedikçe fark edemezsiniz, dolayısıyla önlem de alamazsınız. bunu inceleyen ayrı bir mühendislik dalı için hardware security

konumuza geri dönelim, iki önceki paragrafta özetlediğim gibi bir durumda para kazanabilmek için tek çare dünyaya açılıp arm gibi mimari tasarlayıp lisansını satarak üretilen ünite başına komik paralar almak. ama bu dert değil, çoğunlukla fiziksel bir ürün satmıyor olacağız. örnek vermek gerekirse binayı değil de binanın inşaat planlarını sattığınızı düşünün, o tipte yapılan her bina için de lisans ücreti aldığınızı. kısacası satacağımız şey fikri mülkiyet kapsamında.

peki bunu türkiye de yapamamanın diğer sebepleri neler? üç tanesini sıralayalım.

1. ofis açıp bir sürü belge kağıt kürek bok püsüre girmem gerekecek. bir teknoparkta kendimize yer bulursak ne ala. onun için de badem bıyıklı götü öpmeye hiç ama hiç niyetim yok. yer bulsak gelir vergisi ödemeyeceğimiz için personel giriş çıkış saatlerinden fazla mesaiye kadar teknopark yönetimi her halta karışır. insanları köle gibi çalıştırmaktan bahsetmiyorum. belli saatler arasında giriş çıkış yapmadığınız zaman mesainiz yanıyordu. 4-5 saatte günlük işlerini halleden adamı illa 8 saat mesaiye zorlamanın alemi yok benim gözümde, ama teknopark yönetimleri buna da karışmaktalar. teknoparklarda yönetimle herhangi bir konuda ters düşmeyen firma sayısı bir elin parmağını geçmez. hangi firma sahibine veya yöneticilerine sorsam mutlaka bir konuda yönetimle papaz olduklarını söylüyorlardı.

2. kar etsen de zarar etsen de ödeyeceğin kol gibi vergiler, ofis giderleri, stopaj vs. şeklinde engellenemez ve kısılamaz gider kalemleri. atilla yeşilada'ya katılıyorum aslında. türkiye'de özel sektörün muhtelif yerlerine pamuk tıkanıp cenaze namazı kılınıyor şu anda.

3. türkiye finans sisteminin start-up'lara üvey evlat gibi davranması. yatırımcı bulsak bile krediye her türlü ihtiyacım olacak çünkü alacağım prototipleme donanımları (bkz: fpga) ve tasarımda kullanacağım yazılım lisanslarının fiyatları astronomik seviyede! tüyar'ın bu tarz eda programları (bkz: electronic design automation) için bir lisans havuzu oluşturma girişimini bizzat genel müdürlerinden duydum lakin ben babama bile güvenmem. kaldı ki onlara güveneceğim. ayrıca işlemci mimarisinin, komut setinin, çevresel birimlerinin, işletim sistemi desteklerinin, derleyicisinin, ide yazılımının geliştirilmesi, endüstriyel uygulamalarda yazılımcıların yazılımlarını prototiplemesi için kullanacakları evaluation board tasarımı ve bunların her birinin doğrulama/validasyon faaliyetleri bittikten sonra işlemcinin ayrıntılı dökümantasyon desteğinin verilmesinin minimum 3 sene alacağı öngörülürse en az 3 yıl para kazanamama garantisi var. tek başıma çalışırsam siz bu süreyi kafadan 5 seneye çıkarın, ortaya çıkacak ürünün kalitesini de ortalama seviyeye çekin. bu süreyi kısaltmak için yolumuz eşşek gibi (bkz: risc-v) 'den geçecek.

daha da fazlasını sayabileceğim bu gibi sebeplerden ötürü gözüm korkmakta açıkçası. böyle bir girişim, veya herhangi bir teknolojik girişim, müşterisi devlet olmadıkça türkiye'de çok büyük işler yapamaz. biraz alakasız olacak ama bilenleriniz vardır. yazılımın en büyük alıcısı devlettir. devlete yazılım satmayı başarabilen firmalar rakiplerine göre birkaç adım önde gider. diğerlerinin de sağlam müşteri portföyü yoksa o firma kurucusuna maksimum bir başka yerde maaşlı çalışabileceği kadar veya biraz daha fazlası kadar gelir bırakabilir.

ne bok yiyeceğimi bilemez bir haldeyim anasını satayım.

yeniden işsiz kalırım korkusuyla özel sektöre girmek istemiyorum. büyük firmalara bile güvenemez oldum. başvuru yapıp mülakat için aradıklarında geri çevirir oldum. hem firmalara olan güvensizliğim hem de covid-19'un artık çılgın atmaya başlamasının önümüzdeki günlerde çalışma hayatına nasıl etkisi olacağını kestirememem yeni adımlar atmamı engelliyor. bir şehirde yeniden bir düzen kurup kçö + şehirlerarası seyehat yasağı geldiği anda ben siki tutanzi. kiramı bile ödeyemem. bu benim açımdan alınabilecek bir risk değil.

devlete girsem o rutinlik benim hali hazırdaki alkol tüketimimi maksimize eder 35-40 gibi nalları dikeriz.

akademik kariyer yapmaya kalksam torpil, adam kayırma gırla gidiyor. doktorada tez aşamasına gelip hocasının gereksiz pezevenkliğinden senelerce o aşamada kalıp en son atılma gibi olayları da görmüş birisi olarak bütün emeğin boşa gidebileceği korkusu da mevcut.

iş kurmaya kalksan herkes seni öpüyor bir şekilde.

yaş oldu 27. yüksek lisansı yapıp sağlam bir tez ortaya koyup yurt dışına gittim gittim. gidemedim mal gibi bir hayat beni bekliyor. dışarda en azından bir umudum olur. burada o da yok.

ne diye yaşıyorum bilmiyorum dostlar. en iyisi ben bir silah bulup kafama sıkayım.

edit: güzel mesajlarınız için hepinize teşekkür ederim. buraya kadar okuma zahmetine girenlere de mesajlarıyla destek olanlara da benim için üstaddan gelsin. belki yeniden hayata döneriz.

edit 2: alakasız bir alanda yüksek lisansa başladım. ama burnum sürtüldü anasını satayım. bütün gücümle elektronik mühendisliğine tekrar geri döneceğim. o işlemciyi de ip düzeyinde tasarlayacağım anasını satayım.

devamını okuyayım »