alexis zorba

  • 1467
  • 4
  • 1
  • 0
  • dün

derin tarih

bunlarla uğraşmaya değer mi değmez mi, hakikaten cevabını bilmiyorum, çünkü nasılsa hem kendileri hem de takipçileri için söylenenlerin hiçbir ehemmiyeti, burada örneklendirilen kepazeliklerin hiçbir önemi yok. hayır olsaydı, şimdiye dek sağolsun ahmetfirat, hidrellez ve diğerlerinin gerek burada gerek başka mecralarda daha önce çeşitli sayılarda yapılan edepsizliklere, art niyetli sokuşturma ve hatalara dair yaptıkları haklı müdahaleler için bir kez de olsa tashihe gitme erdemi gösterilirdi. ama işte yeni nesil islamcı ahlakı böyle bir şey. hoş, eskisinden ne gördük ki sadece yenisine laf etmekle kalalım, orası da ayrı; ama en azından doğruyla yanlışı ayırt eden, edepsizlik ve kepazeliklere göz yummayan hakiki müslüman neslinin memlekete giderek memlekette azaldığı da bir vakıa.

yine de eklemeden duramıyorum, zira son yazdığıma ilaveten, mevzubahis yazının dergi için yapılmış tercümesini görebilme şansım oldu. başlıkta yapılmış oynamalar ve sokuşturmalar buzdağının görünen kısmıymış sadece. yapılan aslında tercüme de dememeli; işine gelen yerlerin tutulduğu, işine gelmeyen yerlerin silindiği bir doğa harikası. sadece tek bir örnek vermekle yetineceğim ki altında mustafa armağan ve şürekasının imzasının olduğu herhangi bir işin usul, edep ve hakikat zemininden her defasında ne denli kaymış olabileceğine delil olsun: yazının orijinalinde, selim'in tahta çıktıktan sonra safevi problemi çerçevesinde anadolu'da katlettirdiği 40000 kızılbaş bahsi var ["largely as a result of bayezid’s perceived inability to suppress the kizilbash uprisings, selim ı acceded to the ottoman throne in 1512 and proceeded to crush the revolt, massacring nearly 40,000 shi‘is accused of being kizilbash or safavid agents, and imprisoning or deporting thousands of others."] ama tercümeye bakıyoruz, her şey pür ü pak, her şey ecdadımıza yakışır cinsten: "büyük oranda ıı. bayezid’in kızılbaş isyanlarını bastıramamasının neticesi olarak yavuz sultan selim tahta çıkınca isyanı bastırdı." (s. 56) hayır, madem twitterda dolanırken karşına çıkan akademik standartlarda harc-ı alem bir yazı (ki sonuçta kişisel bir blog için biraz ciddice hazırlanmış, şimdiye dek konuyla ilgili yapılmış belli başlı bazı çalışmaları gözden geçirerek yazılmış başı sonu belli bir yazıdan söz ediyoruz; ama armağan ve türevleri gibi tarih bilgisi üretmenin ne demek olduğundan bihaber olanların ağzını sulandırmaya yetiyor işte!) hoşuna gitti ve yazarına nerede basacağını ve nasıl tercüme edeceğini söylemeden paylaşmak için izin isteyip aldın. bari gerisini adabıyla yap. ne bileyim, yazının orijinalindeki dipnotları ve kaynakçayı yok yere ortadan kaldırma. yazıda geçen tartışmaları abra kadabra yapıp yok etme. yazıda olmayan vurguları kendi mabadından ekleme. ama bizimki de laf! kendi ideolojik angajmanlarına tarihi alet etmeyi ve bunu yaparken akademik görünüm kisvesi altında her türlü usulsüzlüğü yapmayı yıllardır şiar edinmiş birinin değişebileceğini beklemek, sezen cumhur önal naifliğinden de öte.

devamını okuyayım »