alice in sourland

  • 265
  • 0
  • 0
  • 0
  • 5 ay önce

doktorların keyfi için beklemesi gereken hasta

çok ama çok büyük olasılıkla keyfi olarak beklemiyordur. ama böyle algılanmasını bir açıdan anlayabilirim. sadece bir açıdan, o da çalışma koşullarını bilmemek, ki kimse de bilmek zorunda değil. lakin vurmadan önce adam ölmüş mü diye bakmak gerekir. o yüzden bob ross gibi açıklamaya çalışacağım. yani burada hata yapmayız, sadece mutlu kazalar olur. çiçek böcek kelebek!

şurada, çalıların arkasında, sabah altı buçukta pansuman için gelip ertesi akşam şanslıysa altı gibi hastaneden çıkan küçük, sevimli ve mutsuz bir cerrah yaşıyor. servisteki hastalarından zaman kaldıysa eğer, acilin o geceki en az beş, en fazla sonsuz çağrısından birine doğru koşuyor. yemek yemeye zaman bulamadığı içindir belki, sekiz saat açlık sonrası arzu edilirse opere olabilir. ama o acildeki halı saha felaketine koşuyor. çünkü onun işi bu, ve unutmayalım, çişe bile gidemez!

nehir kıyısında otların arasında yaşayan pek çok dahiliye, pediatri, göğüs hastalıkları, kardiyoloji, nöroloji gibi familyaların üyeleri vardır belki de? onlar da servislerinde altın günü yaparken acilin aradığını duyamamışlardır herhalde. çünkü cerrah olmayan doktor masa başı iş yapıyor. yazı yazı imza kaşe. beyin de bedava. acile de o koltuk sevdasını bırakıp koşsun iki dakika da işe yarasın.

bakınız kuralları da şöyle:

bütün gün poliklinikte zilyon tane hasta bakan ve ertesi gün de buna devam edecek kişinin uyuması gerekmez. 04:26'da bir hasta yakınını uyku tutmadıysa az önce yanında olduğu hastanın durumunu sormak için doktor odasının kapısını çalması caizdir.

asistan doktorlar üç günde bir veya gün aşırı nöbetçi olabilirler, ne iş olsa yaparlar abi. iyi bir iş çıkarırlarsa övgü hocaya gider, beceremedikleri iş için temizlikçisinden başhekimine zılgıtı yerler. şikayet etmeden ayakta uyuyarak hayata devam etmeleri gerekir, yoksa intihar etmeyi deneyebilirler.

bir kısım da doktorlar hastanelerinde tek uzman iseler aylarca icap nöbeti tutuyor olabilirler, yani aylarca. günün. her saatinde. her hasta danışıldığında cevap vermek, çoğu zaman hastanede kalmak zorunda olabilirler. onların da amme hizmeti yapması çok normal.

bir de zalım ve biçare acil var küçük patikanın sonunda. şu ağaçların dallarında minik ve yaşama sevincini deskin çekmecesine sokmuş bir acil doktoru yaşıyor. 24 saatlik vardiyalar halinde tırmanıyorlar dallara belki de, o ufak canlılar. "burnum akıyor" ile "saçım dökülüyor, hem de üç yıldır" (true story bro) arasında değişen yaklaşık 200 sevimli poliklinik hastası ile 50 kadar gerçekten acil hasta görüyorlar. şanssızlarsa üjbejyüz kişiyi göremeden ilaç, yani serum yazacaktım da şaşırmışım, vermeleri gerekiyor. çünkü:

türk insanı serumu sever beybi,
oov, yee, seni serum!
damarımı yedi kere delen hemşire,
oov, yee, seni hemşire!
ilaç yazmasanız iyileşemez kimse,
oov, yüce amerikan ilaç şirketleri!
çünkü sümüğüm bile aksa,
oov, yee, sümüğüm!
beni sadece serum iyileştirir,
oov, yee, yüce tuzlu su!

evet ben acilin bekleme salonunda bu türküyü duydum bir teyzeden. az önce geldiği acilde serum takmamışlar adiler.

ayrıca eklemeliyim ki bu minnoş doktorlar triaj denen inanılmaz mantık dışı akıllara zarar sistemle hastaları sıralamak zorunda kalıyorlar. zira sıralamazlarsa kalp krizi ve intoksikasyon, ölüyor. aaaa! ama ama benim bileğim burkuldu ve yarım saattir bekliyorum. ama ne yazık ki birilerinin ölmemesi için bunu yapmak zorunda olabilirler. ama ben doktor olduğunu düşündüğüm birini 37 saniyedir izliyorum, başka biriyle konuşuyor ve gözlerime inanamıyorum ama gülüyorlar. hem de ben acı çekerken, 24 saatlik nöbetinin o 37 saniyesinde gülüyor allahsız. elbette ki ben onunla birlikte nöbet tutmadım ve nöbetin 186 nolu hastası olmam onun insanmış gibi başkalarıyla iletişim kurması ve doğru düzgün bir robot olamaması gerçeğini değiştirmez. ben ona hakaret ettiğimde cevap vermesi de robot olamadığının bir kanıtı!

bu acil namlı ağaç kümesinde mesai saatleri içinde aile hekimine başvurabilecek durumda olan pek çok hasta var ki acilde 8 dakikada şifaya muktedir olurum ben diyor, serum var acilde diyor, koşup geliyor. bir kısım aklı evvel t.c. vatandaşımız ise "ücretsizse, neden olmasın!" diyerek akşam yemeğini müteakip acile çekirdeğini kapıp dedikoduya, öhm, yani doktorun aile ağacına atıfta bulunmaya geliyor. enteresansın ey türk halkı. amacını bilmiyorum. mutlu kazalar mıyız yoksa olm hepimiz, samimi soruyorum?

devamını okuyayım »
07.07.2013 02:38