alimdayi

  • 164
  • 0
  • 0
  • 0
  • 2 ay önce

behzat ç.

tüm bölümlerini sırasıyla sayıp her bölümdeki olayları ve hatta diyalogları tek tek anlatabilecek kadar sevdim. sinemacı değilim, filmci değilim, sektörden değilim. yıllar sonra behzat ç. için sözlük yeminimi bozdum.

4. sezon, sanki "behzat ç. - son hesaplaşma" adlı sinema filminin iki saatlik senaryosu gibi. senaryo alınmış ve dokuza bölünmüş. bölünme nedenli kesinti hissini azaltmak için de birkaç adet bölüm bazlı olay/cinayet (sekansı diyemiyorum çünkü ana hikaye ile bağlantısı zayıf) eklenmiş.

behzat ç. seni kalbime gömdüm ve behzat ç. ankara yanıyor adlı iki sinema filmini de çok sevdiğimi söyleyemem. behzat ç.'de özel mekanlar, karakterler ve genel bir tema vardır.

mekanlara genel hatlarıyla bakarsak: cinayet büro, behzat'ın evi, hüseyin'in meyhane, doktor'un pavyon, şevket'in makam odası, araba içi, kafes, seğmenler, gölbaşı, sıhhiye, eymir, kuğulu, kurtuluş, kızılay, ulus, kale, gençlik parkı, bir hastane vb.

temalara bakarsak: babalık, "kaba saba" erkek arkadaşlığı ve yalnızlığı üzerinden maskülen dille ailede, okulda, mahallede, iş yerinde, kamuda toplumsal çürümenin cesur ve vicdanlı gösterimi, derin devlet

4. sezona geçmeden önce burada öncelikle dizinin ve/veya behzat ç.'nin kendimce düşüşlerini sıralamak isterim. burada düşüşten kastım benim gibi bir seyirci gözünden kabul edilmesi güç ya da hoş olmayan değişiklikler:

--- spoiler ---

1. ercüment çözer'in diziye girişi - 13. bölüm

olay örgüsünün cinayet büro ekibinden ercü/memduh adi ortaklığına kayması ve karikatürize ercüment'in behzat'tan rol çalması nedeniyle. ercüment çözer, memduh başgan, hatta cem renkli karakterlerdi ve diziye yakıştılar ama aynı zamanda diziyi bambaşka bir yöne sürüklediler. karikatürize derin devlet burada başladı.

tamam, daha ilk bölümde polis tarafından örgüte ait bir silahla sahte delil üretilmesi, üçüncü bölümde müsteşar olmak için yapılan suikast, onuncu bölümde emniyet içinde örgütlenmek için solculara yönelik işkenceler anlatıldı. ama bu olaylarda faillerin tümü net kötüydü. bunlar ercüment gibi kişiselleştiren, memduh gibi yarı-sevimlilik katılmış katiller değillerdi. örneğin, on üçüncü güvercin tedirginliği bölümü ile hrant dink'in öldürülmesi ve arkasında olan bitenler çok iyi işlendi. ve failler hep ama hep saf kötüydü.

behzat ç.; silikosiz hastası olan kot taşlama işçileri, hes protestoları, trans birey cinayetleri, gazetecilerin tutuklanması , ana dilde eğitim hakkı, yabancı düşmanlığı/ırkçılık, kadına ve çocuklara şiddet ve taciz, yoksulluk gibi bir çok güncel toplumsal adaletsizliği, çarpıklığı, konuşulmayanları cesur ve vicdanlı bir yaklaşımla aktardı. ama derin devlet vurgusuyla, katil memduh ile psikopat ercü ile "abi" ile dizi başka bir boyuta geçti.

2. bahar'ın ayrılışı - 32. bölüm

bahar, kararsızlığı ve bilmişliği ile gıcık bir karakter de olsa dizi için, daha önemlisi behzat için önemli bir figürdü. behzat'ın dünyasındaki; bahar, gönül ve esra gelgitleri iyiydi. bahar'ın gidişiyle dergi ortamından da uzaklaşıldı ve pek çok muhtemel siyasi mevzuyu sergileme fırsatı da kaçırılmış oldu. ama emrah serbes'in dediği gibi, burada ve sosyal medyada ayça varlıer'in üstüne bahar karakteri üzerinden o kadar çok gelindi ki oyuncunun da morali bozuldu. istemeye istemeye senaryoda ayrılışa yer vermek zorunda kalındı.

3. gönül'ün ayrılışı - 36. bölüm

gönül, esra'ya yer açmak için diziden ayrıldı. sonuçta behzat yalnızlaşıp içine kapandı. gönül, behzat'ı normalleştiren belki de tek karakterdi, ayrılışıyla birlikte savcı esra öne çıktı ve hatta esra tek kaldı. ama baktığınızda esra ile behzat uyumlu bir çift değildi, zaten mutsuz olmayı kabul ederek başlamışlardı. ama gönül esra gibi hesap sormazdı, razıydı her şeye ve behzat'a kesinlikle daha iyi geliyordu. en azından gönül ile daha mutlu olabilirdi. benim hayal dünyamda ilk bölümlerde kurguladığım behzat gönül'ü bırakmazdı. zaten 3.sezonda behzat da gönül'ü bıraktığına ilişkin pişmanlığını kendine itiraf etti.

4. şule'nin berna'nın katili olduğunun anlaşılması - 38. bölüm - 1. sezon finali

ağzımızı açık bırakan, ince ince örülmüş muhteşem bir final olmakla birlikte bence behzat ç.'nin süreklilik açısından gerçek anlamdaki son bölümüydü. dizi burada bitse, tutarlılık açısından zirvede bırakmış olacaktı ancak elbette behzat ç.'nin daha söyleyecekleri vardı, iyi ki de vardı. sonraki sezonlarda harika bölümler geldi ama, senaryo açısından sezona özgü çözüme ulaşıldığından, ikinci sezonda sezona yaygın konulara ihtiyaç duyuldu, kesik parmak cinayetleri gibi. ancak bu da diziyi bence 66. bölüme kadar ayakta tutabildi (nedeni aşağıda).

5. cinayet büro'nun mekansal değişikliği - 2. sezon - 39. bölüm

elde olmayan sebeplerle de olsa büronun değişmesini evden taşınma gibi bir travma olarak görüyorum. zaten mükemmel bir noktadayken, "bittiğini" düşündüğüm dizi ve behzat ç., cezaevi, böcekli halüsinasyonlarla cebelleşirken bir de 38 bölümdür alıştığımız mekanın değişmesi ile duygusal bir yabancılık hissettirdi.

6. behzat'ın evlenmesi - harun'un eda ile birlikte olmaya başlaması

behzat evlendi, kendisi ile alakası olmayan bir siteye taşındı, şevket ise -hala devam eden- andropoz etkisiyle boşandı. ailenin kötü çocuğu evlenirken, iyi çocuğu boşandı. benzer şekilde harun/eda birlikteliği aynı bölümde gerçekleşirken, 74. bölümde eda'nın dizinin dar gelirli tayfasına uymayan evine taşınma, maskülen birliğin bozulmasına, yalnız, kaba karakterlerden biri olan harun'un da kaybedilmesine neden oldu.

7. anne ç.'nin diziye mafya lideri olarak fantastik girişi - 66. bölüm (2. sezon)

behzat'ın annesinin -ve üvey babasının- derin devlet bağlantılı örgüt lideri çıkması. bu bölüm itibarıyla dizi tamamen dağıldı gözümde. ercü/memduh bile daha kabul edilebilirken olaya bir de behzat'ın ailesini karıştırarak yapaylığın zirvesine ulaşıldı.

8. savcının (ve doğmamış çocuğunun) öldürülmesi - 2. sezon finali - 69. bölüm

behzat'a çok ağır bir travma geçirterek onu bir hayalete döndürmesi. behzat'ı burada kaybettik. eylül travmaları, kendi kendine konuşma halüsinasyonları vs. tüm üçüncü sezona hakim oldu. zaten üçüncü sezonu ayakta tutan ikinci sezondaki kesik parmak cinayetleri gibi barbaros/muzo ikilisiydi.

9. savcı cinayeti ve derin devlet bağlantısı - 3. sezon

savcı cinayetinin arka planında, ercüment'in işlerini baltalamak isteyen, patron, yargıç, politikacı, polis, mafya bağlantısının ortaya çıkmasına karşılık olarak behzat, 78. bölümde basit yaşamak istediğini söyleyerek duygularıma tercüman oldu. ben de basit yaşamlı behzat'ı seviyordum. çünkü benim de yaşamım basit.

buna rağmen 3. sezonda yayımlanan 78. bölüm, dizi en dipteyken geldi, giderayak senaristin ve oyuncuların ustalığını izledik. görüntüde şatafat içermeyen, bilindik mekanda, karakterlere yoğunlaşan, derin devletsiz bir bölümdü. bu adamlar özünde maskülen ve kaba adamlar olduğundan özü dönüş bölümüydü ve süperdi.

2010-2013 yılları arasında gittikçe kan kaybetmiş ama içimize sinmeden bitirilmiş efsanevi bir dizinin 6 yıl sonra dönüşü büyük olay, çok sevindirici elbette. yeni sezonu soluksuz, büyük bir zevkle izliyorum. erdal beşikçioğlu bu dönüşü bir bis'e benzetti. tam değil tabi, çok şey değişti, ülke değişti, rejim bile değişti, oyuncular yaşlandı. ben şu anda aşağı yukarı behzat'ın ilk sezondaki yaşındayım. 9 sene sonra enerjim ne noktada olur, emin değilim.

4. sezon yorumu

a - teknik ve prodüksiyon

4. sezonda yönetmen, sinema filmlerini de yöneten ve dizinin genel yönetmeni olan serdar akar. kendisi (ve görüntü yönetmeni) 4. sezonda, iki sinema filminde kullanılan görüntü, ışık ve açı tekniklerini, efektleri koruyor. örneğin şu dinozor heykelindeki 23:17 buluşma sahnesi, bizim bildiğimiz eski dizide böyle gösterilmezdi. ama bu sahne iki sinema filminden birinde olsaydı, tam olarak böyle gösterilirdi. ilk bölümlerdeki çekim ekipmanları, -sıralı otogaz sistemlerinin sponsor olduğu dönemler-, ikinci sezonda vodafone ve diğer sponsorlarla değişti, prodüksiyon "gelişti" tabi ama gerçeklik duygusu azalıp yabancılaşma duygusu arttı. ben eskiden arkadaşlarımla (karakterler) bir araya gelmek için izliyordum diziyi sonraları ve şimdi bir "şeyi" bir "yerden" izliyor gibi oldum. yönetmen değişikliklerinin de bunda etkisi var tabi. ilk iki sezon doğan ümit karaca iyiydi ama sadullah şentürk, son sezonda çok iyi değildi.

b - mekanlar

gazi mahallesi ve behzat'ın müstakil, ufak evi anlatının bayağı önemli bir parçasıydı. artık yok ve eksikliği hissediliyor. ankara mekanları da eski yoğunluğunda değil. pavyonu, meyhaneyi gördük neyse ki.

c- temalar

babalık teması eksik. şule hapiste, anne ç., şevket'in oğlu reşat bilinmez bir noktada. babasını gördüğümüz bir diğer karakter harun yok.

"kaba saba" erkek arkadaşlığı devam ettirilmeye çalışılıyor. toplumsal çürümenin gösterilmesi yan konu haline gelmiş.

ana tema, sinema filmlerindeki ve üçüncü sezondaki gibi o sevmediğim derin devlet yine. bunu sevmiyorum.

d - karakterler

mevcutlar, bir zamanlar içinde yaşadıkları role yeniden ısınmada zorluk çekiyorlar ki bu çok normal, çok zor bir işe soyundular, sağ olsunlar.

eksikliklere bakarsak, harun zaten eda ile birlikte olarak kadrodan çıkmıştı gözümde. üçüncü sezonda eda'nın evine taşındığı 74. bölüm itibarıyla bence bitmişti, o nedenle eski harun'u özlüyorum ama üçüncü sezon sonundaki, eda'nın ehlileştirdiği, duyarlı harun'u değil. cevdet, enişte durumundan kaybediyor. cevdet olsa aslı'nın ve harun'un da olması gerekirdi.

gelelim 4. sezonun karakterlerine. bence karakterler iyi.

mahir iyi bebe, suat bağcı da bence olmuş.

sorun şu ki behzat aynı behzat değil, ilk sezondaki behzat olsa bu karakterlere ısınırdık. öncelikle diyaloglar daha çok olacaktı ve karakterler uzun uzun işleneceği için ısınabilirdik. ama aslında sorun süre sorunu değil. sorun şu ki şu anda behzat zaten kara bir kahraman gibi, sorunlu, hasta ve bitik. yanına kimi koysan olmayacaktı. hayalet ile bile ilişkileri değişmiş durumda. amir gibi değil. eski kadro ile devam edilse daha iyiymiş diyor insan ama dediğim gibi üçüncü sezon sonunda senaryonun geldiği nokta itibarıyla bu mümkün değildi. behzat şu anda sosyal ilişki kurmaya müsait bir yapıda değil. mahir ve suat'ı oynayan kardeşler, siz dinlemeyin ampır ampır konuşanları. siz iyisiniz de birader, yanlış zamanda dahil oldunuz diziye, behzat'ın hayatına. bu nedenle haksızlık etmeyelim.

--- spoiler ---

zaman makinasıyla hangi behzat'ı görmek istersin derseniz, bahar'a yüzük alırken emniyet indirimi var mı diye soran, hüseyin'de demlenip akbaba'da cilalayan, gönül'de sabahlayıp gecenin bir yarısı olay yerine intikal eden ankaralı memur behzat derim. yani ilk 12 bölüm. sonrasında da muhteşem diyaloglar, bölümler var. ama en samimi yeri başlangıcıydı, 2010 ankara'sının tatlı eylül sıcaklığında açık renk ceketler giyen behzat...

devamını okuyayım »