alimdayi

  • 163
  • 0
  • 0
  • 0
  • 11 ay önce

gelir dağılımı

iktisat politikalari arasinda onem verilmesi gereken hedeflerden biri.

her ne kadar neoliberal iktisat politikalari gelir dagilimi sorununu onemsemese de toplumun genel refahi baglaminda onem arzeden bir sorundur. (bkz: neoliberalizm)

ikinci dunya savasi’nin bitiminden 1974 yillarina kadar gecen surec bazi iktisatcilar tarafindan refah devleti donemi diye adlandirilir. bu surecte devletin fonksiyonlari arasinda gelir dagilimin alt kesiminde bulunan vatandaslara gelir desteginde bulunmak ve onlara sosyal guvenlik kapsaminda fayda saglayacak kimi korumaci politikalar yururluge sokmak da sayilmaktaydi. ancak ozellikle yetmislerin sonuna gelip petrol krizlerinin de etkileri, butceden sosyal guvenlige ayrilan paylar vb. gibi gelismeler yeni politikalarin aranmasina, refah devleti anlayisindan uzaklasilmasina neden oldu. aslinda temel sorun, marx’in ve bircok iktisatcinin belirttigi gibi kapitalist sistemde (bkz: kapitalizm) artan sermaye birikimi sonucunda dusen kar oranlarinin sistemi zora sokmasi, onu yeni kar alanlari arayisina suruklemesiydi. elbette refah ekonomilerinin kimi ust burjuvazinin butceden aldigi payi sekteye ugratmasinda bu donusumde etkisi buyuktu. bu cercevede ortaya atilan neoliberal politikalar ve kuresellesme kavrami oncelikle ingiltere’de thatcher, abd’de reagan hukumetleri tarafindan desteklenmeye basladi, imf ve dunya bankasi da bu surecin hizlanmasinda ve yayginlastirilmasinda onemli roller ustlendi. bugun turkiye’nin icinde bulundugu bircok ulkede gelir dagilimi sorunu gozardi edilen, kacinilmaz bir kader olarak sunulan bir durumdur.

peki gelir dagilimi gercekten kacinilmaz midir? yanitim cok acik, evet. kapitalist ekonomik sistemde gelir dagilimi bozuk olmak zorundadir, bu, sistemin calismasi icin sarttir. bir an icin turkiye’deki 2003 yilindaki gayrisafi milli hasilaya bakalim (bkz: gsmh): bu, cari fiyatlarla 240 milyon dolar civarindadir. bu degeri toplam nufusa bolersek gene yaklasik 3400 dolarlik bir kisi basina gayri safi milli hasila degeri bulunur. bunun anlami sudur: eger turkiye’de bir yil icinde uretilen tum mal ve hizmetlerin degerleri toplami tum turkiye vatandaslarina esit olarak dagitilsaydi, herkesin cebinde bir yilligina 3400 dolar olacakti. peki boyle bir durumda sistem isleyebilir miydi? hayir. kapitalist sistem dogasi geregi yatirim yapilmasiyla isler ve gelisir. eger herkesin elinde 3400 dolarlik sermaye olsaydi kimsede buyuk yatirim yapabilecek sermaye birikimi olmadigindan sistem tikanacak, islemeyecekti. ancak birkac kisi bir araya gelip bir yatirim yapabilecek, ardindan (kapitalist sistemin devam ettigi varsayimi ile) gelir dagilimi yeniden bozulacak, bozulacakti. bunu kimi liberaller herkesin yetenek ve zekalari ile orantili oldugu olcude zenginleseceklerdir diye de anlayabilirler. ama gercek hayatta boyle olmadi elbette. kimseye en bastan esit gelir verilmedi, hem verilse bile goruldugu uzere bu da bir ise yaramayacakti. sistem zaten bizzat esitsizlikler ve adaletsizlikler uzerine kurulmus oldugundan ister gelir dagilimi duzeltilmeye calisilsin, burjuvazi ayaga kalkacak sizi alasagi edecektir. bu sistemin icinde, gelir dagilimi sorununun cozumu yoktur. gecmiste refah ekonomileri orneginde goruldugu gibi kimi “iyi niyetli” cabalar olsa da sistem bu tur humanist caba ve tesebbuslere dogasi geregi izin vermeyecektir.

sonuc olarak, en basta da belirttigim gibi gelir dagilimi sorununu iktisat politikalari arasinda dusunmek gerekir ama sistem perspektifinden hareket etmek sartiyla. aksi taktirde soyledikleriniz ve yaptiklariniz ne kadar samimi olursa olsun sistemin icinde akisleri sonen bir sesten ibaret kalacaktir.

devamını okuyayım »
19.01.2005 22:53