amelie poulain

  • 1618
  • 1
  • 0
  • 0
  • 3 hafta önce

perfetti sconosciuti

birbirimize methiyeler düzdüğümüz sosyal medya hesaplarımız, hayatlarımızı bloglar ve fotoğraflar üzerinden oluşturduğumuz sayfalarımız, 'profillerimiz'... ne görmek istiyorsak, nasıl görmek istiyorsak öyle donattığımız albümlerimiz... hikayeye bakarsak bunların hepsi bir telefonun içinde: bahsi geçen kara kutuda toplansa da aslında biliyoruz ki bu sadece o oluşturduğumuz sayfaların birer anahtarı.

bu iletişim çağında, birbirlerini anlamak için en ufak çaba sarf etmeyen, birbirini dinlemek için değil, onun lafı bittiğinde konuşmak için bekleyen insanlar olmuşken, cevabını veremeyeceğimiz soruları sormaktan çekinmeyecek kadar yüzsüzleşmiş ve arsızlaşmış, kendimizi sorgulamayı bir kenara bırakıp başkalarını yargılamayı kendimizde inanılmaz bir şekilde hak gören insanlar olduğumuzu fark edemeyecek noktadayken, çat! ayna!

aslında hayatımın nerdeyse her anında düşündüğüm bir şeyi, filmi izlerken de sık sık gördüm. ne güzel yargılıyoruz insanları, ne rahat bakıyoruz yüzlerine, arkalarından konuşmakla kalmayıp hayatlarına müdahale ettiğimiz insanların. kendimizde ne güzel haklar buluyoruz başkalarının dedikodularını yapmak ve yaşam tarzlarını yargılamak konusunda...

bu film, işte bu fiberoptik kabloların üzerinde yaşayıp giderken, gittikçe sığlaşan duygularımıza ve dünyalarımıza birer ayna niteliğindedir.

ve şu repliği aklımda bırakmıştır: 'insanlar ayrılmayı öğrenmeli.'

devamını okuyayım »