anahtarr

  • 121
  • 2
  • 0
  • 0
  • geçen hafta

peri gazozu

" insan " olduğumuzu hatırlatan kitaptır.

--- alıntı ---

anne tarafından dedem kasaptır. rahmetli dedemi hep, nefis güveçlerle, kendi imalatı kuşgönü pastırmalarla ve çarşıda gazoz dağıtırken beni çağırıp, yanında taşıdığı geniş mendilinden çıkarıp ağzıma sokuşturduğu etli ekmeklerle hatırlarım. öğle saatlerinde abilerimin bir anlık boşluğunu kollayıp gazozhaneden çarşıya kaçtığımda görürdüm onu. caminin yanındaki bankların birinde, bastonuna yaslanmış dalgınca otururken. beni görünce gözleri ışıldar, hemen yanına çağırırdı: “aç mısın guzum?” bütün kalbiyle aç olmamı istediğini anlardım sesinden. tok da olsam “açım” derdim. bilirim ki az sonra serin bir kaya altı kilerinde, küçük bakır tasların içinde nefis pilavlar, tavandan sallanan sucuklar ya da tel dolabın içinden çıkan mis kokulu tereyağı beni bekliyor. ben yerken dedem de karşıma geçer beni seyrederdi. dedemden öğrendiğim, ‘insan olmak’ kendi mutlu olduğun şeyleri yanındakilere de iletmektir. insan, kendinde olmasını istediği herhangi bir şeyi bir başkası için de aynı şiddette isteyebiliyorsa “insanım” diyebiliyor. birbirimizin hayatlarının içindeyiz ve insan olmak galiba ‘diğerkam’ olmaktan geçiyor. çocukluğumda sofraya lezzetli ve özel bir yiyecek geldiğinde annem hemen başlardı konuşmaya: “aman bundan bi dilim fetiye halana götürün”. ya da “bitirmeyin bunu, muharrem dayınıza bırakın.” rahmetli babamın ince alaylarına rağmen devam eder giderdi bu cümleler: “karoğlan bunu pek sever, bi tabak ayırın ona. butun birini memiş amcana koydum, soğumadan götür”. çok sevdiğiniz bir şeyi ağzınıza götürdüğünüzde aklınıza gelen şey, sizin aslında ‘kim olduğunuzu’ da söylüyor, farkında mısınız?

--- alıntı ---

devamını okuyayım »
24.06.2014 11:21