animus

  • azimli
  • hırçın golcü (269)
  • 2359
  • 9
  • 0
  • 0
  • geçen hafta

kuran-ı kerim

büyük bir hayal kırıklığı. yıllardır elime almaya cesaret edemediğim tanrı kelamının içler acısı halini gördüğümde içine düştüğüğüm boşluk ve acı. oysa neler ummuştum ondan; gündelik sıkıntılarımı, dertlerimi söndürecek bir ışık, sonlu yaşamımı sonsuz rahmete bağlayacak bir köprü, yüce yaradanın beni karşısına alıp sonsuz katmanlara sahip, ilmim ölçüsünde anlayabileceğim, beni sürekli yukarılara taşıyacak bir ilahi, kutsal mesajlar bütünü... soğukkanlı, analitik bakıldığında ise, tüm bu uhrevi duyguların söndüğü, her yönüyle insan elinden çıkmış olduğu aşikar karmaşık, tutarsız bir metin; anlatılan tarihsel olaylar yanlış, anlatım kopuk ve tutarsız, insanlığın sonuna dek ışık tutacak sözlerden, ilkelerden çok, peygamber'in günlük ihtiyaçlarına göre şekillenmiş bir metin. şimdinin bakanı mehmet aydın, yıllar önce, kuran'ın yetmişli yıllarda çokça, tarihsel-marksist analize tabii tutulduğunu, ancak çürütülemediğini savunmuştu. kuran'ı eleştirmek için marksist olmaya gerek yok; islamın ilk yıllarında, "allah hakkında kötü bir söz ederlerse oradan sessizce uzaklaş", diyen kitap, müslümanların gücü artınca neden, "inanmayanları öldürün" desin? neden peygamber evlatlığının taze eşini görüp çarpıldıktan sonra "biz içindekileri biliriz, evlatlığının karısını almak izni bir tek sana verilmiştir" diye buyursun. peygamberlik makamı bu, insanın gözü evlatığının eşini görür mü? onun için vahiy gelir mi? yine, eşleriyle ilişkisini sıraya sokan bir peygamberin bu sırayı bozması üzerine ortaya çıkan kargaşanın vahiy tarafından düzenlenmesine ne demeli? "sen karı kısmının lagalugasına bakma, gönlüne göre takıl!" mealindeki vahiylerden nasıl bir ilham alacağız? yarın haziran güneşi altında kafam sulansa, bilimum çiçek böcek bana selam dursa, bu kadar sayılır mıyım?

devamını okuyayım »
13.06.2008 02:39