anise

  • 1454
  • 61
  • 18
  • 1
  • bugün

the hunger games

yolda başı boş gezen 27,5 kişiye sorduk,
kitabını okuyup izlemiş 16,5 kişiye göre yetersiz,
okumamış 19 kişiye göre anlaşılması güç bulundu
geri kalan 1.75 kişi ise "komşusu açlık oyunlarındayken tok gezen benim arkadaşım olamaz" cevabını verdi.
bu matematiği ne zaman, ne kadar aceleyle ve nereden öğrendik hala anlamadık ama olsun. maksat yıllarca öğrendiğimiz matematiği hayatımıza katmak.

öhüm neyse, yazının bundan sonraki kısmını kitabını yıllar evvelinde okumuş 80 anise gücünde yazıyorum. çiğnenmemiş cikletler aşkına!
filmi izleyip burayı okuyalım, gezelim, görelim, eğlenelim ve filmin açıklarını didikleyelim, hörmetler.

--- spoiler ---

saat 14.30 seansı film başladı efendiler.
önce bilmeyenler için açıklamalar, alt yazılar falan geçti. sonra arkasından 12. mıntıka gelmiştir herhalde, öyle bi şeyler takdir edersiniz ki her sahnesini şaapamayız neyse.
filmin işte bu ilk sahnelerinde bi katniss gördüm ama çok görmemezlikten geldim. piii dedim, ıyy dedim katniss bu mu muymuş yea dedim. dedim de dinletemedim, aşina olamadım katniss'e, resmen böyle bir yere oturursun da yerini yadırgarsın sonra kalkar yerini değiştirirsin falan ya, öyle katniss'i yadırgadım.
zira bu bizim kitabımızın katniss'i olamazdı. bizimkisi gayet doğal, sıradan, hayata isyeaaan ve azim dolu bir yüz ifadesiyle tutunmuş ve öyle dikkat çekici (pek) güzelliği olmayan bir minik bir kızdı.
insan bunu bekleyip onu bulunca, film de yerini değiştirmiş çiçekler gibi oluyor demek ki, yadırgadım bi tuhaf oldum, yaprak döktüm.
bu muymuş 16 yaşındaki katniss bu hatun baya 22 yaşında beyler!
beyler diyorum zira "beyler" diyecek kadar güzel bir kızcağız, yani ben baktım, bir daha baktım, çok baktım özetle.

bakmayı bıraktığım bir sahnede prim ağlayıp, katniss'in kulağına bir şey fısıldıyor ve katniss şarkı söylemeye başlıyordu. kitabı okumayanlar bundan ne anlasınlar hafız?

bu sırrı buradan açıklıyorum ki arkadaşlar o şarkıyı anneleri bu kızlara yasakladı, bu kızların babaları allah düşmanımın başına vermesin maden ocağıyla birlikte patlamıştı. bu şarkıyı babaları mı öğretmişti ne, neyse salla babalarını hatırlatıyordu işte şarkı özetle. anneleri de eşi ölünce çok üzüldü, kendini bir süreliğine kaybetti ilk kitapta da kendini aramakla meşgul. ilerleyen filmlerden anlaşılmayacağı üzre anneleri de bitkilerle haşırneşir, ilaç yapabilen falan bir hatun aslında.
filmde birkaç kez tekrarlanan "benim kardeşim var kazanmak zorundayım" kısmı da evin geçiminden katniss'in sorumlu olmasından ötrü.

sonra o evdeki kediyi prim sokaktan bulup getiriyor ama katniss kediden nefret ediyor. primse kediye bir o kadar bağlı kedinin ismi de "düğün çiçeği" lafı gelmişken düğün çiçeği diye isim mi olur küçüğüm? git boncuk yok, fındık koy, pamuk koy. düğün çiçeği ne allasen?
katniss zaten kedinin ilk geldiği sıra bunu boğmaya falan kalkıştı ama amacına ulaşamadı 3 kitaptır ölemedi nalet olasıca, neyse katniss bu sebepten "seni pişireceğim, iliklerini farelere yem edeceğim" gibi ifadeler kullanıyor kediye, yoksa kız satanist falan değil, hem öyle olsa takdir edersiniz ki "seni keseceğim" derdi. g.b.

ve bunlar gibi nice açıklama yapılabilir, yani ki film aşırı yetersiz. kitaptaki bütün detaylara girmek istemiş ama becerememiş, keşke bunu yapmak yerine önemli noktalara yoğunlaşsa ve adam gibi iş çıkartsalardı.

neyse, filmin ilk yarısı 12. mıntıkanın hızlıca tanıtımı ve arenaya gideceklerin seçimleriyle geçiyor, çok hızlı geçiyor önünü alamıyoruz, öyle böyle hızlı geçmiyor yani.

geçmeden evvel, kitapta katniss ve gale arasındaki duygusal yoğunluk önemliyken filmde bu ikilinin duygusal ilişkisine hiç mi hiç önem verilmemiş ve dahası katniss de peeta'ya aşık oluyor, güya, olaya bak sen. yani bilmeyen duymayan da inanır, peh.
lan biz oyun kurucu muyuz bizi niye şaşırtıyorsun?! adam gibi açıklasana katniss kime aşık, ne için bu şekilde davranıyorlar?

evet madem açıklamadınız, bu görev bana düşüyor.
katniss ve gale aslında birbirlerine yanıklar ama böyle kendi içlerinde birbirlerine bile açıklayamadıkları bir sevgi bu ay kıyamam, çok masumlar böyle sevgi kıtırları.
amma velakin ki arenada durum değişiyor da katniss gale i unutuyor mu? haşa! sırf hayatta kalmak, capitol'ü kandırmak, insanların sevgisini-ilgisini kazanmak maksadıyla bu şekilde davranıyorlar, kameralara oynamaca yane, zira isyanları halil sezai'ninkinden büyük. yani baya büyük.
umarız gelecek filmlerinde bu kafa tutuşlarını insan gibi gösterirler.

katniss capitol'den, başgan snow dan, oyunkurucudan, bu düzenden, sistemin işleyişinden, emek hırsızlığından, eğitim sisteminden, ödv. kdv. bdv. gibi bütün vergilerden ve dahası neredeyse herkesten ve her şeyden nefret ediyor. nadiren sert çıkışları da bu sebepten. o elmayı falan isabetliyor ya, rue ölünce mıntıkasının işaretini yapıyor ya hani hepsi hepsi bu yüzden işte.

rue demişken, ne kadar da tatlı bir kız mesela o rue. karakteri cuk oturmuş, ama rue ile katniss arasındaki samimiyet çok iyi ifade edilmemiş, katniss rue'yu prim'i kolladığı gibi kolluyor, onda primi buluyor aslında. kardeşi gibi seviyor, üzerine titriyor. ölümünden bu kadar etklilenmesinin sebebi de bu. onun için çiçekler toplamasının sebebi de insanlık! insanlık ölmedi dedirtiyor.

peeta'nın diğerleri ile gruplaşmasının sebebi de katniss i onlardan korumak ve uzaklaştırmak. yoksa sırtından vurmaya çalışmıyor katniss i hemen sinir yapmayın.

katniss avcı, çok iyi ok kullanıyor falan ama filmde bir okla işi bir o kadar az, saçma.
katniss'in haymitch in parmaklarının arasına bıçak isabet ettirdiği sahne de öyle değildi mesela. nasıl olduğunu yazmayacağım meraklanın, çatlayın.

daldan dala mantığı ile arena'ya dönüyorum müsadenizle. arenaya atınca bunları hani bu güçlü kuvvetli yemekler yiyen mıntıkaların savaşçıları öldürüyor ya rakiplerini, işte orda n'oluyor müdür?
yani ne kan gördük ne bıçak batırma, ne ara doğradılar o kadar 6 insanı? hiç mi bir şey anlaşılmaz, az dursaydınız da nasıl bir kavga kıyamet bir anlasaydık biz, bi izin verseydiniz de keşke. o kadar uğraşmışsınız hiç hora geçti mi bacım afedersin? yaptığınıza, filmi çektiğinize değdi mi sorarım size?

amaç zaten arenanın anlamsızlığı vahşeti falan değil mi? asıl filmin konusu bu değil mi güzel kardeşim! sanki filmi çekerken gerçekten insanları katlediyormuşsunuz da "bunu yapmayalım hafif yaralansalar da yeter, biz onlar gibi acımasız olmayalım" demiş gibisiniz yemin ediyorum.
o 6 kişi nasıl öldü? bana biri bunu açıklayabilir mi? bir iki bıçak gördük tamam, ben o bıçakları mutfakta da görüyorum, sinemaya gidene kadar mutfağa giderdim arkedeş bu neymiş ya? olmadı hafız, olmadı bu. bu sefer güldürmedi.
tek ölümlü sahne katil arılardı, rue bile nasıl öldü anlamadık. ya var ya tam ruenun ölümünde, tam işte o sahneyi slow motion çekecektiniz, o sahne ile bile 8 puan alırdınız yemin ediyorum bak 2 kere.

ama çekmemişsiniz ya, ayıp yeminle. yani bu filmden ne arena mantığının anlamsızlığını, ne capitolün kötülüğünü ve başgan snow un caniliğini ne de bu sisteme karşıt direnci göremedik. herkes memnun halinden maşallah, katniss gitti, yendi geldi. seneye tekrar seçimler olur, hiçbir şey değişmez. bu mudur arkedeş?

sonra o alaycı kuş iğnesi mesela, onu katniss kendisi mi alıyor onu? madge hediye ediyor onu katniss e ne kadar yalancıymışsınız arkedeş.

şimdi filmdeki beğendiklerimi yazayım dedim ama yazıyım mı yazmayım mı bilemedim yemin ediyorum fenalık bastı. oturtuyorsunuz beni burda saatlerdir ayaklarım şişti! ayaklarım şişti!

zaten müzikler de filmi yüceltememiş, humorsuzlar! ay nasıl sinirlendim ya. çok sinirli çılgın bir film olmuş.

bu yukardakileri görmezden gelirsek, gelebilirsek şayet,
iki dünya arasındaki müthiş uçurumu çok iyi sunmuşlar, bir tarafta açlıktan kırılan mıntıkalar, diğer tarafta şatafatın, lüksün, teknolojinin zirvesindeki insanlar.
o mıntıkayı görünce insan teknoloji daha gelişmemiş diyor ya, öyle değilmiş işte, teknolojinin doruğuna ulaşmışlar. diğer yandan başgan snow çok yaşlıymış ben daha genç ve zalimini bekliyordum. çok fazla sesi çıkamadı sesi kısılasıca.
açlık oyunlarını sunan sunucuya ne demeli, onu görünce insanın bi gülesi geliyor. saçlar kaşlar mavi, ismail abi kostümüyle bizleri selamlıyor.
oyun kurucunun o tarz sakalları. bunlar büyük detaylar, özenle kesilmiş.

yukarda nickmi lazım değil bir yazarda okuduğum, peeta ya katniss in soğuk davranışları aslında o yazarın da dediği gibi öldürmek zorunda olduğun kişiye alışmama, ne bileyim yakınlaşmama mantığıydı, yoksa katniss'in zaten peeta'ya bir ekmek borcu var niye öyle davransın diğmi.

--- spoiler ---

neyse işte öyle, şuan yazının başında ne yazdığımı bile hatırlamıyorum dünyalı hemşerilerim.

yani denilecek laf çokta, çok üşeniyorum hepsini yazmaya.

hatta yazarken sık düşündüğüm şey şudur:
bunları yazmaya böyle uğraşacağıma keşke kalkıp soğan doğrasaydım sonra gelip kitapla bütünleşmemiştir diye not düşüverirdim net olurdu. şimdi neresinden tutsam kayıp vermeye başladı film.
aslında idare ederdi ama şimdi birden bu filmden var ya bir halt olmaz'a kadar geldim gibi oldu.

ama yani bir yerde de çok olmuş gibi de değil. keşke kitaptan bağımsızdır notunu düşüp, bağımsız filmler festivaline gitseydiniz. yani biz bu kadar sene bunu bekleyen insanlara bu yapılmazdı, başgan snow dan 2 farkınız yok!

neyse, şimdi sessizce söylediğim bütün şeyleri unutun ve sadece çok umut bağlayıp, yıllarca hayalini kurup, "şu kısmı şöyle çekseler ya oovv yee meen" gibi hülyalara kapılıpta bu filme gitmeyin. benim gibi kitaba takılı da kalmayın, kafayı yersiniz, burnunuz akar, gözleriniz sulanır, kanınızdaki hts değeriniz düşer yapmayın bunu kendinize, yapmayın! filmin çıtasını kendi kendinize yükseltmeyin yani.
bakın, filme gitmeyin demiyorum, gidin, hobi olarak yine gidin.
bi arkadaşa bakıp çıkıcam mantığınız devrede olsun ki, filmden zevk alın.
emek vermişler sonuçta yok şöyle kötü oldu, yok böyle tiksinç demek ne kadar da yanlış ve çirkin. arkadaşlar kendi aralarında bir şeyler yapmaya çalışmışlar, yukarılarda bir yerlerde dediğim gibi çok fazla ayrıntıya girmişler ve bundan dolayı zamandan ve filmin işleyişinden çalmak zorunda kalmışlar.
benim naçizane özetim budur.

yazımın sonuna gelmişken,
göz ve kavanoz kapaklarınızdan öperim.
hörmetlerimle.

devamını okuyayım »