anoktale

  • azimli
  • kofti anarşist (177)
  • 14002
  • 505
  • 151
  • 19
  • bugün

rocky balboa

filedelfiya'nın gururu, bu güzel adam için herhalde "rocky balboa'dan iyi bir kapanış olamazdı. imdb puanı 7,8 ama ben 10 üzerinden 10 verdim.

az önce izlediğim film. nasıl olduğunu, nerden bulduğumu sormayın, "bir arkadaşım sağ olsun", sinema'da da gideceğim; 80 kuşağı olarak borçlu hissediyorum. stallone'a da soruyorum: "kardeşim, yeteneğin vardı da, şu zamana kadar nerdeydin?"

efendim, öncelikle rocky 4 gibi bişiy beklemeyin, hayal kırıklığına uğrarsınız. sağlam bir senaryonun olduğu, karakterlerin hakkının verildiği, yönetmenin görüntü yönetmeni ile döktürdüğü, yılın en iyi filmlerinden birisi ile karşı karşıyayız. gerisi spoilerlık, izlemeyenler okumasın..

--- spoiler ---
--- spoiler ---
--- spoiler ---

bir fan filmi, sevenlere saygı duruşu olmuş. stüdyonun zoraki verdiği 20 milyon dolarlık bütçe sonuna kadar hakkı ile kullanılmış. başında, filmdeki siyahi ağırsiklet şampiyonunu itici, zayıf bulsamda, sonunda sevdim. (boks sahneleri de çok iyi, hatta rockylerin en iyisi diyebilirim. gerçek maç havasında, zaten bir ünvan maçının öncesinde çekmişler . o meşhur, boksörleri sesini uzatarak sunan herif bile vardı filmde. tyson gereksiz olmuş belki. -bilmeyenler için izah edelim hiçbir boks maçı rockylerdeki gibi olmaz, bilenler, izleyenler bilir. bu nedenle filmleri, özel, istisna kabul etmek yerindedir.-)

metro golden mayer’ın aslanı ile selamlaştıktan sonra klasik rocky theme’in kısa girişinin peşinden siyahi şampiyonu bir hızlı knock out’ta izliyoruz. o kadar hızlı ki, seyirci gıcık oluyor ve film başlıyor. filedelfiya’nın arka sokaklarını hoş bir melodi ile klip estetiğinde hızla turluyoruz. kent manzaraları michael mann’ın kusurusuz şehir görüntülerini aratmıyor, onunkiler kadar steril değil, şükür. rocky saat 5’te iş başı yapıyor, adrian’ın resmi yanı başında. kurbağaları kocaman olmuş, kuşlar besleniyor, birkaç barfiks, şampiyon hamlamış, görüyoruz. sonra bir mezarlık turu, adrian ölmüş, içimiz cız ediyor. aşk böyle birşey. “time goes by to fast”. küçük oğlan kocaman bir loser olmuş, lakin umut veriyor, filmin sonunda görüyoruz, adam oluyor. babası ise pazardan balık, yeşillik seçiyor, akşama “adrian”’da yiyoruz; harika bir giriş. şampiyon enfes bir ortam yaratmış, ama yalnız, tek başına ve en kötüsü bu. geçmişin mutlu anıların sıcak günlerin gölgesinde yaşıyor. eskilerden bir paulie var, hala kahramanını omuzluyor, en iyi ikinci adam o. birazcık, lakin rahatsız etmeyen bir zorlama ile ikinci kadın ile tanışıyoruz, en azından aday. herşey fazlası ile yolunda giderken bir bilgisayar programı, yeni şampiyon ile eskiyi karşılaştıran bir program herşeyi karıştırıyor. şampiyonun içindeki canavar ölmemiş, eldivenler sandıktan çıkıyor ve son bir maça çıkıyoruz:

"when its not over, its not over."

filmden bu kadar. fazlasını yazmıyorum, sinema’da izlersiniz. çok çok sıcak, ilk filmin samimiyetinde ve rocky fanları için ayrıntılarla dolu. paulie maç ayarlandıktan sonra yine bağlantılar kurup, t-shirt, oyuncak satıp para kazanmaya çalışıyor. balboa’nın iznini alarak “tabi paulie, sorun yok”. klasik antreman sahnesi, o bildik, efsane müzik eşliğinde, "rocky knock out" ile sıfırdan tepeye çıkma. sabahın köründe çiğ yumurtaları kırıp yemeler, tek el şınavlar, ağırlık kaldırmacalar, paulie kovulmasına rağmen, kaçak soğuk hava deposuna giriyorlar, evet yine donmuş etler yumruklanıyor, en güzel kısımlardan biri değil mi. kum torbaları da payını alıyor, yumruklanıyor, ağırlıklar kalkıyor ve antremenın sonunda koşarak filedelfiya müzesinin merdivenleri tırmanılıyor, tek el yumruk, göğe kalkıyor.

tek aradığım belki de en çok aradığım şey, "mickey"i de (-burgess meredith'e saygılar, öte tarafta, nerde ise el sallıyorum kendine-) hayal meyal gördükten sonra, "adrian, adrian, adrian" çığlıklarıydı. ilk filmi hatırlayanlar bilir, enfes biter. adrian, kalabalık arasından ringin yolunu bulur, rocky film boyunca şapkasını çıkartmayan adrian'a "şapkan nerde" diye sorar, birbirlerine sarılırlar, görüntü donar. ruhunuzdan bir parçayı sonsuza dek alarak film biter. izlediğim en güzel film bitişlerinden birisi o. "rocky balboa"da o kadar değil ama çok güzel bir final var. enfes bir süprizi credits'te yapmışlar. film bitince çıkmayın, izleyin, göreceksiniz. ekranın sağında, credits boyunca sürüyor. adrian'sızlığı affettiriyor.

yapımcı, yönetmen, senarist, stallone hemen her ayrıntıyı düşünmüş. sonunda "a film by" demiyor "based on characters created by" diyor, hoşuma giden ayrıntılardan biri, sanki yaşanmış gibi, karakterler gerçekten var olmuş... credits melodisinin bachian style, orkestral hali ile, en sonunda, credits sonunda çalınarak filmi bitirdikleri için ayrıca bin teşekkür.

--- spoiler ---
--- spoiler ---
--- spoiler ---

bir erkek için çok özel bir filmdir rocky, bir kadın anlayabilir mi? bilmiyorum. tarihin en güzel loser öyküsü, en güzel sevda masallarından bir tanesi, bir kadının bir erkeğe inandığında neleri değiştirebilirdiğini anlatan masal. fazlası da var.. ilk filmi amerikan rüyasını pof pofladığı için eleştiriyorlar, vietnam savaşının çöküntüsünde geldiği için, olabilir kısmen kullanmış olabilirler ama bu tesadüfün filmin değerini düşürdüğüne katılmıyorum. tamamen doğru bir tesbitle, sinema tarihinin en samimi filmini izliyoruz, çünkü rocky gibiler heryerde her düzende vardır. yetenekli, potansiyel sahibi ama birşekilde bir baltaya sap olamamış, mecburen kaybetmişler, zoraki loserler. o bunlardan biriydi, bir şans çıktı, azmi ile makûs talihini tersine çevirdi. 2 eh işte, 3 zorlama, 4 politik, 5 boktan olabilir lakin sonuncu ile birleşince, taşlar yerine oturdu: güzel başlayan, başladığı gibi güzel bitti, samimiyetini, içtenliğini yitirmedi.

bildiğim şey, birgün yolum düşerse, filedelfiya'ya, o müzenin merdivenlerini koşarak çıkacağım, en tepede, nefes nefese iken yumruğumu sıkıp göğe kaldıracağım.

çok yaşa rocky!

devamını okuyayım »
08.01.2007 04:09