ardahan united

  • baldan tatlı (634)
  • 536
  • 3
  • 1
  • 0
  • evvelsi gün

bankacı

nedense kendilerini banka patronu olarak gören çoğunluğa sahip kişilerdir.
hasbelkader bende 5 yıl bu mesleği yaptım ve yapmaya devam ediyorum. ortalama bir iş yerinden ziyade ölçme, değerlendirmenin bu kadar yüksek olduğu, her anının denetlendiği ve baskı altında tutulduğu başka kaç meslek daha var bilmiyorum.
sabah saat 9'da bismillah demeden müşteriler önüne gelir ve akşam mesai bitimine kadar bu böyle sürer.
bu mesleğe ilk başladığım zaman bir şekilde kredi verdiğim ve ticari olarak desteklemeye çalıştığım kişilerin kendi çöküş süreçlerine şahit oldum. takır takır çeklerini ödeyen müşterilerin kriz nedeniyle çeklerinin yazıldığını ve yıkılışlarını gördüm.
birgün yaşlı bir teyze alt katta sorunlarına çözüm bulamayınca üst kata yanımıza geldi. masama davet ettim. oğlu kredi borcunu ödeyememiş, kredi kartları icralık olmuş. eşi adamı terketmiş. kadın bana " bu çocuğa neden kredi verdiniz " dedi . bilirsiniz sinirli bir anneyi kimse susturamaz.
o gün bende bu olaya paralel olarak istifamı sundum . kendimce bu ve benzeri durumların üstümde yük olduğunu ve bunu taşıyamayacağımı söyledim.
tabii istifam kabul olmadı. belli bir süreç sonra yine aynı şekilde kredilendirdiğim kişilerin büyük işler yaptığına şahit oldum. bu seferde kendimle gurur duydum.
işte bunun arasındaki dengeyi kurabilince bankacı oluyorsun. bunu da yaşayarak öğrendik.
misal sözlükte herkes bankacılara giydirmiş. bazı kişiler hariç hiç kimse diğer taraftan bakmamış.
olaya bir de bankacı boyutundan bakınca ne nankörlükler ne vefasızlıklar görürsünüz. işini görünce iyi, görmeyince kötü olan, en ufak bir pürüz'de diğer bnkaya gitmekle tehdit eden, ne olur ne olmaz diye her iki yerdende başvurular yapan nice insanlar var.
şunu unutmayın şubelerle iyi bir iletişim yakalayabilirseniz, kendiniz iyi bir şekilde ifade edebilriseniz size herkes yardımcı olmaya çalışır ama genel olarak masana gelen herkes bir ayar verme, ayar alma yarışında olunca olay itici duruyor.

gelelim bankacılar üzerindeki baskılara;
her ay yeni ve bir önceki aydan yüksek hedefler önünüze konur. siz bunları gerçekleştirmek için çırıpınırsınız. hedefleriniz tutar ama bir zaman sonra krediler patlamaya başlayınca sizden hesap sorulur. ay'da 400 bin tl kar yazarsınız ama 2000 lira maaş alırsınız.
kısacası çekilecek gibi bir iş değildir bankacılık. askerlik görevindeyken uzman çavuş olan bir komutan kar küremek için elime kürek tutturmuştu. karakolun tepesine çıkıp ;
- çalış ulan çalış, bankada mini etekli karılara çakmakla olmaz bu işler.
demişti.
herkeste böyle bir ön yargı var. sanki gün boyunca mail forwardlayıp, klimalı geniş masalarda türk kahvesi içiyoruz. 5 yıldır bu işin içindeyim bir kez bu rahatlığı hissetmedim diyebilirim.
yaa işte böyleyken böyle sayın okuyan..

devamını okuyayım »