ardelia lortz

  • prezentabl (597)
  • 908
  • 3
  • 0
  • 0
  • 2 hafta önce

steven moffat

doctor who açısından konuşursak ve kendisini russel t. davies ile karşılaştırırsak; çok güzel hikaye oluşturuyor bir iskelet olarak düşünürsek. ancak bunun içini doldurmayı başaramıyor.

şöyle anlatayım; güzel bir hikaye yapısı oluşturuyor ve başlıyor tam olarak yazmaya ama bir yerlerde (muhtemelen ortalarına doğru oluyor bu) bunalıyor bu kadar ayrıntılı yazmaktan ve "hadi nolursa olsun" diyerek tamamlıyor hikayeyi. böyle olmasa bile benim hissettiğim bu.

amerikanvari olduğu kesin. ataerkilliği, gereksiz gösterişi seviyor. bunu the day of the doctor'da da görmek mümkün. dalekler o hikayenin önemli bir parçası olmasına rağmen patlamaktan başka işe yaramıyorlar.

son bölümde de benzer biçimde gezegenin etrafında milyonlarca ırk gelmiş nöbet tutuyor ama hiçbir iletişim çabası, diyalog yok. sadece göz boyama.

hop bi 5-6 sene öncesine gidelim doomsday bölümüne:

cyber leader: daleks, be warned. you have declared war upon the cybermen.
dalek sec: this is not war - this is pest control!
cyber leader: we have five million cybermen. how many are you?
dalek sec: four.
cyber leader: you would destroy the cybermen with four daleks?
dalek sec: we would destroy the cybermen with one dalek! you superior in only one respect.
cyber leader: what is that?
dalek sec: you are better at dying.

şu diyaloga benzer bir şey yaşandı mı son zamanlarda? moffat'ın doctor'u silence ırkı için soykırım kararı verirken; davies'in doctoru "when you do, look up genocide. you'll see a little picture of me there and the caption'll read 'over my dead body!'" diyor.

davies'in doktorlarından kadınları ya da erkekleri genelleyen hiçbir şey duymamışken, 11. doktor bunu bolca yapıyor. sıradan cinsellik değil, holivudvari bir cinsellik hakim diziye. illa ki aşık olunan insanlar yakışıklı/güzel olmalı. fantastik bir diziyken gerçekçiliği olan diziyi bu hale getirdin moffat. sevmiyorum seni. hele söyleşisinde ne kadar kendini beğenmiş olduğunu gördükten sonra hiç sevmiyorum seni.

sonradan aklıma gelen not: amerikan gençliğine bu diziyi sevdiren kendisidir. böylece dizinin para kazanmasını sağlamıştır. fakat gelenekselliğini ve dizinin karakterini bozmuştur. 50 yıllık diziye yapılır mı lan?
ayrıca londra'daki 50. yıl söyleşisinde yine kendi doktoru matt'i överken bir an tennant'ın kayınpederi de olan peter davison sahneye çıkıp tarkan'ın kral tv ödüllerinde tuğba bişiye (hatırlayamadım adını) yaptığı hareketten yapcak sandım. ancak gerek kalmadan seyirciler olarak "meeeh!" tepkisiyle kendisine cevabı verdik neyse ki.

bazı insanlar var işte, kontrol altında bulundurdukları şeye tamamen hakim olmak istiyorlar. moffat'ı al devlet başkanı yap mesela diktatör olur. o uyuzluk var bu adamda. okul müdürü olsa nefret ettirir kendisinden. tam iyi şeyler de yapan ama gıcıklığı yüzünden nefret edilen müdür tipi.

50 senelik dizinin karakterini bozmasını ondaki bu egemenlik aşkından doğduğunu düşünüyorum sadece. (yazdığı bölümlerde de bol bol savaş, işgal vs kullanır zaten)

edit: 10. doctor ilk olarak runaway bride'da racnoss empress'ini ve çocuklarını öldürmeye başlar. ancak bunu "lanet olsun adamııım, güçlüyüm hepinizi öldürcem" diye yapmaz. hatta bu seçimi yüzünden yargılanır donna tarafından. donna'nın doctor'la gelmemesinin en önemli sebebi o halidir. kendine çeki düzen vermesi gerekmiştir.
evrenin ağzına sıçacağını bilmesine rağmen time lordları da öldürememiştir, onu yapan master olmuştur. bir süredir izlemedim ama eline silah aldığı bir sahne de vardı. bu ne lan napıyorum ben bunla? diye iç hesaplaşması olmuştu.
ancak 11. doctor tüm insanların beynine "you should kill us all on sight" mesajını yerleştirmiş, bununla da gurur duymuştur. elinde durmadan silahla geziyor. tam bir amerikan beyni.

devamını okuyayım »
09.07.2014 12:21