arsenelupin

  • 3373
  • 0
  • 0
  • 0
  • geçen yıl

kız istemek

günümüz büyük kentlerinde, genellikle bir formaliteye indirgenmiş, yine de anlamını koruyan ve -kişisel fikrimce- korunması da gereken bir gelenektir. vaktiyle kadının mal gibi alınıp satılmasından türemiş olduğu doğrudur, ancak gelenekler statik öğeler değllerdir ve zaman içinde evrilirler. noel'in, aslında isa'nın doğumuyla pek alakası olmadığını birçok hristiyan bilir; yine de o tarihlerde yaptığı tatilden vazgeçmez netekim.

çoğunlukla danışıklı dövüş şeklinde uygulanması da adetler içinde ayrı bir yere sahiptir. kimse kafadan bir kapıyı çalıp "burada daş bir hatun varmış; müsaitse alacağıdık." demez. kızın ana-babası zaten o "hıyar"ın ve ailesinin, ne maksatla evlerine geldiğini bilmektedir.

bu konuyu, allah ve peygamberle karıştırmak hata olur. halkının ekseriyeti müslüman olmayan ülkelerde be benzer gelenekler vardır; kız mutlaka "allah emri ve peygamber kavli" ile istenmez. bir sürü başka ifade tarzı olabilir.
eğer "söz kesme" ve "nişan" bir arada yapılacaksa, durum biraz daha çetrefilli bir hal alabilir.

kişisel tecrubem şu şekilde vucuda gelmiştir:
annem'i, bir kutu "şekilli" çukulatayı (eli-yüzü düzgün pastanelerde size fahiş fiyattan sokulmak üzere hazır beklemektedir) ve bir buket, ne anlama geldiği belli olmayacak şekilde karışık çiçeklerden oluşmuş bir "aranjman"ı alarak, annemin daha önce hiç görmediği müstakbel dünürlerinin (~dünyür) evine vasıl olunur.
olayın doğası ve içyüzü her ne kadar herkes tarafından bilinse dahi, verilecek ve alınacak bir kız mevzu-u bahis, ve dahi, annemle müstakbel kayın ebeveynimin ilk karşılaşması olduğundan mütevellit, ortamda bir soğuk hava eser. benim cin kayınpederim de, kelime oyunlu cin sözler söyleyerek, ağzını her açışında inceden bir laf sokar; bereket versin, annem uyanmaz ya da salağa yatar*.
havadan-sudan (hakikaten meteoroloji bile konuşulmuştur; anlayın) konuşmalarla ilerleyen plurologun bir yerden sonra tıkanacağı aşikardır.
herkes, toplanma amacını bilmektedir, ancak benim çenem bir türlü açılmamakta ve girizgah cümlesini kuramamaktayımdır. bir punduna getirip, rahatlayabilmek için, müstakbel hanımdan bir duble viski isterim. yine başka bir pundun vasıtasıyla, evin babasından konuyla ilgili müsaade alınır, viski kahve fincanında getirilir ve ben bir solukta içer, alkolün tesirini göstermesini beklerim.

nihayetinde, başka çıkar yol olmadığını idrak eder ve "artık bağlayalım mı şu işi?" diye soruveririm! kısa bir gülüşmenin ardından iş bağlanır.
artık herkes rahattır.

darısının, tüm yıllar boyunca yalnız kalmışların başına olması dileğiyle....

devamını okuyayım »
26.05.2005 12:31