at war with self

  • 380
  • 31
  • 8
  • 0
  • dün

honda transalp

uzun bir zaman sonunda v-strom, versys, f 650 gs, tenere falan derken 2016 yazı ortasında, pek önceden hayalini kurmadığım bir biçimde hayatıma girmiş motosiklet. bendeki son nesil xl 700'lerden, standart abs'li. noter satışını üzerime almadan çıkıp bir tur atmaya bile korktuğum motordur. hayatımda kullanacağım ilk orta hacimli motordu, yüksekti ve epey ağırdı. motosikletin resmi olarak adıma kayıdının ardından üzerine ilk oturuşum ve ilk vitese geçişimi unutmuyorum. son bir senedir scooter kullanıyordum, viteslere yeniden alışmam gerekecekti ve bu makina gözüme çok büyük görünüyordu. bu endişe ve korku dolu heyecan hali transalp'i yerinden kaldırdıktan takribi bir 100 mt. sonra oldukça eğlenceli bir vaziyete dönüşmüştü. bu kadar büyük, yüksek ve ağır bir motorun sürüşünün bu kadar kolay, tepkilerinin bu denli yumuşak olabileceğine hiç ama hiç ihtimal vermemiştim sanırım zihnimde. transalp'i döndürmek inanılmaz kolaydı ve yıllar önce cbf 150'den hatırladığım hemen herşey yerli yerindeydi. yüzümde aptal bir sırıtışla gezdim o gün. eşimin de gözü korkmuştu son iki hafta boyunca benden bolca dinlediği ve google görsellerde sayısız modeline baktığı motoru ilk kez yakından gördüğünde. ancak balayına 250 cc skuter tepesinde çıkmış çiftiz biz, bizi korkutamazdı bu. nitekim üçüncü günün şafağından bile önce yola çıkıp datça'ya kadar 850 km yol yaptık. on günlük bir tatilimiz vardı ve ege, akdeniz kıyılarında birçok yeri birlikte gezdik. o tatil boyunca transalp'i üç ya da dört kez yatırdım. ilk kez selesi ve ağırlık merkezi bu denli yüksek bir motor kullanıyordum ve boyum da bir çok enduro sahibi insana göre gayet kısa sayılır. transalp üzerindeyken ayaklarım yere tam basmıyor, her ne kadar tam olarak parmak uçlarımda duruyor sayılmasam da. yanlış eğimlerde park etme ısrarlarım ve dar alanlarda dönüş yapma çabalarım sırasında uyguladığım yanlış ön fren kullanımı bu motor yatırmalarımda başrolü oynayan hatalarım oldu. durduğum noktalarda bir ayağım sürekli havada kalıyordu. bu yatırmaları istanbul'a döndüğümde de birkaç kez tekrarladım. transalp'se hiçbirinde bana mısın demedi ve koruma demirleri dışında tek bir çizik bile almadı. bildiğim bir şey vardı; yeni tecrübe edilen her farklı motosiklet sınıfı insana motosiklet sürmeyi baştan öğretiyordu ve bu yeni tecrübe edilen motosikletin fiziksel gerçekliğine alışmak hatırı sayılır bir süre ve km tecrübesi istiyordu. tam da bu yüzden yerde yatan transalp fotoğrafı hiçbir zaman çok fazla canımı sıkmadı, her ne kadar motosiklet yatırmanın sürücüsü açısından gurur kırıcı bir yanı olsa da. endurodur, alışıktır dedim, üzerinde durmadım hiç. 8000 km sonunda şu an hakimiyetimin epey geliştiğini hissediyorum.

bu yaklaşık 6 ay ve 8000 km'lik tecrübeye istinaden transalp'in bir gün olsun herhangi bir konuda naz yaptığını, sağının solunun aksadığını bilmem. bu motorun en büyük sorunu yaz aylarında hava şartlarından mütevellit iyice ayyuka çıkan ısı problemi. saygıdeğer honda mühendisleri egsoz manifoltunu sağ bacak iç kısmına denk gelecek şekilde arkaya doğru yürütmüşler. sadece bu olsa iyi, motor fan açtığında - ki sıcak mevsimde epey erken fan açıyor - sol bacak iç kısmına fön makinesinden hallice bir sıcak hava vurmakta. kısacası xl700 oldukça sıcakkanlı bir motor ve sürücüsünü epey terletiyor. bunun dışında karakteristik v-twin bloğu özelliklerini fazlasıyla hissettiriyor. düşük devirler cansız ve vuruntulu, 3500 devir sonrası gayet dinamik, ve hatta capcanlı denebilir. xl700 durmasını da oldukça iyi bilen bir motor - tabi bunda anakee 3'lerin de hatırı sayılır bir etkisi vardır. abs+cbs standart donanımlı, arka fren sıkıldığında ön disklere de küçük bir baskı uyguluyor. herkesin bir şekilde tecrübe ettiği o 'fren yapmakta geç kalmışlık hissi' uyandıran durumların tümünde öngördüğüm mesafenin öncesinde durabildiğimi söyleyebilirim abs desteği olmadan.

özetle; seviyorum ben bunu be! hem de baya bildiğin çocuk sever gibi, embesil sesler çıkarıp sağını solunu mıncıklayarak.
nice uzun yollara birlikte çıkacağımızı umuyorum.
belki sonra yeniden editlerim.

edit: benzin tüketim verisi sorulmuştu.
elbette sürüşten sürüşe farklılaşacaktır bu değerler. ancak benim apaçi olmayan, fakat çok da sakin olmayan normal kullanımımla, istanbul şehir trafiği içerisinde artçılı ve solo karışık olarak bu değer; 6,5 lt/100 km civarlarında. kısa bir süre önce k&n hava filtresi takıp bujilerimi değiştirdim. bu işlemler öncesinde bu değer takribi 6,7-6,8 lt/100 km dolaylarındaydı. işlemler sonrası 0,3 lt kadar geriledi tüketimim. uzun yoldaysa tüketimi genel olarak 120-130 km/sa hız bandında devamlılık arz eden bir sürüşle ortalama 5 lt/100 km gibi oluyor.

edit 2: 13.000 km'yi beraber devirdik. benim ihmalkarlığım, biraz da şanssızlığım sebebiyle tecrübe ettiğim bazı durumlar - kötü zamanlarda / kötü lokasyonlarda lastik patlamalarım ve bu gibi durumlara karşı tamamen hazırlıksız olmam gibi - dışında gerçekten baş ağrıtan bir tecrübem olmadı. keyfi ya da zaruri çeşitli durumlarda honda servisleriyle birkaç kez iletişim kurdum ve yardım aldım. bu motor özelinde honda'nın genel tavrının özellikle yedek parça konusunda pek de kullanıcı dostu olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim. işçiliğine güvendiğiniz alternatif servisler ve kalitesinden şüphe edilmeyen alternatif marka yedek parça ürünler tercih sebebi oluyor. öte yandan lastik, akü ve fren balatalarımda da yolun sonu artık görünüyor. galiba bu ara biraz para harcayacağız. neyse enseyi karartmaya gerek yok, yola devam!

devamını okuyayım »
08.12.2016 18:44