aye aye captain

  • mangal yürekli rişar (520)
  • 738
  • 1
  • 1
  • 0
  • 6 gün önce

hatırladıkça iç burkan garibanlık anıları

üniversitede, abdi palasta kalırken, genellikle hafta sonları tuzlada evi olan(o da öğrenci ydo da) abimin yanına giderdim ki mevzu bahis olayda gene cuma akşamı gidiyorum abimin yanına.
biraz arkadaşlarla takılıp, taksimden bostancı sahil durağına, oradan da tuzlaya geçicem iett otobüslerini kullanarak. neyse işte bostancıya ulaştığımda hava kararmıştı. akbilimde tek basımlık para, cebimde sıfır lira son tuzla otobüsüne yetiştim.
otobüsü bekleyen 6 kişiydik, şoför geldi kapıyı açtı hepimiz bastık akbilleri, girdik oturduk otobüse.
bende bi rahatlama olmuştu çünkü eğer bu otobüse yetişemeseydim bostancı'da dımdızlak kalacaktım. malum cep telefonum falan da yok o zaman. zaten para yok ki abimden alıcam gidince.
yalnız şoför kontağı çevirince bizim otobüs bi kişneyip kendini salıverdi. şoförün bi kaç denemesi gene başarısız olunca, şoför döndü bize doğru; ''evet arkadaşlar otobüs arıza yaptı gidemiyoruz''dedi.
''aha şimdi şapa oturduk'' dedim içimden. durakta bizden başka kimseler yok. şoföre diyoruz bak bu son sefer nası gidecez biz tuzla'ya diye. şoför pendik üstünden gidin falan gibi alternatifler söylüyor da ben de metelik yok ki.
neyse gittim şoföre dedim;''abi ben öğrenciyim son akbili de biraz önce bastım ben nasıl gidecem tuzla'ya''.
hmmm dedi biraz düşündü. sonra şu dahiyane fikir geldi aklına; ''arkadaşlar erkekler insin, bi itsin otobüsü belki çalıştırabiliriz'' önce bi ''şaka mı bu?'' bakışları atan bizler sonra tıpış tıpış indik otobüsten.
2 kadın kaldı içerde, biz 4 sap otobüsü buraya dikkat önden ittirmeye başladık şoför talimatı gereğince. tabi biz otobüsü itiyoruz ama bir milim öteye gitse, 5 milim bize doğru geliyor meret. sanıyorum 8. deneme de başardık.
bana da güzel heyecan oldu o gün. tabi sefilliğimin de boyutlarını gösterdi doğal olarak.

devamını okuyayım »