aylin derler

  • 29
  • 0
  • 0
  • 0
  • 2 ay önce

ahmet kaya

"selam ederim halkıma / baş eğip el bağlamasın..." 20 yıl evvel, 16 kasım 2000'de "hoşçakalın gözüm" isimli albümünün kayıtlarını yaparken paris'in porte de versailles semtindeki evinde bir gece kalp krizi sonucu hayatını kaybeden ve "yurdundan uzak" père lachaise'ya defnedilen protest müziğin en önemli ismininin hikayesini bir de ben yazayım: ahmet kaya 1957 yılında adıyaman'dan malatya'ya göç etmiş olan bir ailenin beşinci çocuğu olarak doğdu. ilkokulu malatya'da okudu. müzikle altı yaşında babasının hediye ettiği bağlama ile tanıştı. ailesinin geçim sıkıntısı çekmesi nedeniyle 1972'de istanbul kocamustafapaşa'ya göç ettiler ve okulu bırakmak zorunda kaldı.

birkaç yerde çalıştı. çeşitlik iş yerlerinde çıraklık yaptı. istanbul'a adapte olmakta zorlanıyordu. o yılları şöyle anlatır: "onlarla konuşmuyordum; çünkü onlarla konuşamıyordum. giyimleri başkaydı, konuşmaları başkaydı. onlar gibi konuşmaya çalışıyordum. mesela terziye gidip onlar gibi pantolon diktirmeye filan başlamıştım. terzinin yaptırdığı pantolonların üzerime uymadığını görüyordum. onlara yakışıyordu bana yakışmıyordu. bir kız vardı bizim okulda; herkesin bir aşkı vardır, çocukluk aşkı. bir gün gittim dedim ki: 'biraz seninle konuşak beş dakika, kaçıyorsun hep...' bana dedi ki: 'rica ederim.' öyle bir ağrıma gitti ki: 'ben de sana rica ederim,' dedim.. ben o zaman anlamını bilmiyordum, yani onu bir küfür zannettim." izlemek için

bir süre sonra almanya'da dayısının yanına gitti. 2 yıla yakın köln'de yaşadı. ardından türkiye'ye döndü. işportacılık yaptı. 1977 yılında nazım hikmet anma gecesinde okuduğu şiir ve söylediği şarkı yüzünden 5 ay hapis yattı. cezaevinden çıktıktan sonra 1978 yılında gelibolu'da askerlik yaptı, bu arada askeri orkestrada müzik çalışmalarına devam etti. askerlik dönüşü emine kaya ile evlendi ve 1982 yılında kızları çiğdem doğdu. birkaç yıl sonra müzik tutkusu ve işsizlik yüzünden eşinden ayrıldı. çok sevdiği kızı çiğdem'i uzunca bir süre göremedi. 1986 yılında çıkardığı "an gelir" albümünde kızı çiğdem'e olan hasretini dile getirdi: çiğdem çiçek

yine 1982 yılında arabeskin parlayan yıldızı ferdi tayfur'la tanıştı. bir süre ferdi tayfur'un orkestrasında bağlamacılık yaptı. aynı dönemde yeraltı dünyasının önemli isimlerinden kürt idris'in oğluna bağlama dersleri vermeye başladı. dersleri yazıhanede veriyordu. yazıhane polis tarafından basıldı. bulunan ruhsatsız silahı ahmet kaya üstlendi. 3 ay hapis yattı. cezaevinden sonra tanıştığı hasan hüseyin demirel'le tanıştı. ahmet kaya’nın hayalini gerçekleştiren adam oldu. hasan hüseyin'in desteğiyle 1985'te ilk albümü "ağlama bebeğim"i çıkardı. bir türkü hariç bütün besteler kendisine aitti. albümde sabahattin ali, ahmet arif, karacaoğlan, nazım hikmet'in şiirlerini bestelemişti. albümünün sonuna mehmet akif ersoy'un "uğurlar ola" şiirini besteleyip koydu. amacı hakkında bir dava açılırsa cezayı hafifletmekti. hemen ardından şarkı sözleri yüzünden kasetleri toplatılma kararı alındı ve hakim karşısına çıktı. bu olayı şöyle anlatır: "'çok uzakta ne var?' diyor, 'sosyalizm mi var?' diyor. vallahi ne bileyim hakim bey.." hakkında hapis cezası verildi. ancak danıştay kararı bozdu, kaset özgürlüğe kavuştu. albüm

hemen arkasından aynı yıl ikinci albümü çıktı: "acılara tutunmak" bu albümde de önemli şairlerin şiirlerini bestelemişti: hasan hüseyin korkmazgil, ataol behramoğlu, enver gökçe, orhan veli kanık... aynı albümde ceza almamak için yine aynı taktikle sivastopol marşı'nı söylemişti. albümde kendisine vokal yapan kişi selda bağcan'dı. stüdyo sahibi ise selda bağcan'ın kardeşi sezer bağcan'dı. hatta sezer bağcan daha sonra gülten hayaloğlu ile tanışmasına vesile olacaktı. albüm yayımlandıktan sonra 1986'da evlendiler. albüm

1986 yılında yayınlanmış ahmet kaya albümü ise "an gelir"di. albüm albüme adına veren şarkının sözleri atilla ilhan'a aitti. bu kez albümünde nazım hikmet dışında ülkü tamer şiirine de yer vermişti. ve nevzat yalçın'dan bir şiir daha koymuştu. aynı yıl oğuz abadan'ın yapımcılığını üstlendiği "şafak türküsü" albümüne adını veren şiir yine nevzat çelik'e aittir. gülten hayaloğlu hapishanede idam cezasına mahkum olan nevzat çelik'in şafak türküsü şiirini ahmet kaya'ya iletti. nevzat çelik bu eser ünlendiğinde halen cezaevindeydi ve ünlendiğinden haberi yoktu. albümdeki bütün sözlerin neredeyse tamamı nevzat çelik'e aitti. eserdeki "sel dağ" adlı şarkıda "sen istedin gültenimde yaralar" sözleri gülten hayaloğlu'na ithaf edilmiştir. sel dağ

gülten hayaloğlu vesilesiyle kardeşi yusuf hayaloğlu'yla tanıştı. istanbul devlet güzel sanatlar akademisi'nde resim eğitimi görmüş hayaloğlu, yılmaz güney'le samimi olan hatta onun film şirketinde çalışmış bir isimdi. kız kardeşi gülten'in 1986 yılında ahmet kaya ile evlenmesi hayatında yeni bir dönüm noktası olmuştu. ahmet kaya'nın onun yıllardır karaladığı ve bir kenara koyduğu şiirlerle tanışmasıyla aralarında 13 yıl sürecek bir üretim ortaklığı başladı. bu süreçte “yorgun demokrat”, “adı bahtiyar”, “ayrılığın hediyesi”, “hani benim gençliğim”, “başım belada” gibi pek çok esere imza atarak bir döneme damga vurdular. zaman zaman ahmet kaya'nın ününün altında ezilen ve onu kıskanan hayaloğlu bazı dönemlerde ahmet kaya'ya vermek yerine müslüm gürses ve ibrahim tatlıses gibi isimlere satacak; ahmet kaya'nın hazzetmetdiği fatih kısaparmak'a bile beste verecekti.

kasım 1987'de bu ikilinin ilk birlikteliği bir albümle taçlandı: "yorgun demokrat" albüm attila ilhan ve enver gökçe şiirlerinin dışında neredeyse birçok eserin sözleri hayaloğlu'na aitti. albümdeki "unutulmayanlara" adlı eser enstrümantal olmasına rağmen sözleri (!) nedeniyle sansüre uğramıştır. unutulmayanlara

1987'de melis doğdu.

1988 yılında sadece iki şarkının söz yazarlığını hayaloğlu'nun yaptığı ve diğer sözlerin ersin ergün, georgi svejin, attila ilhan ve ülkü tamer gibi isimlere ait olduğu "başkaldırıyorum" albümünü çıkardı. albüm albümü aranjörlüğü tamamen osman işmen üstlendi. albümün ardından solo bağlama konserleri kayda alınarak yine osman işmen tarafından "resitaller" adıyla albümleştirildi. yine de her kasetten sonra soluğu çağrıldığı mahkemelerde aldı. “devlete mi başkaldırıyorsun?” aynı soruyu soran gazetecilere, “başkaldırmayayım da kıç mı kaldırayım” dedi.

1989'da pedro shimose'in bir eseri dışında neredeyse tamamı yusuf hayaloğlu'na ait "iyimser bir gül" albümünü çıkardı. albüm albümde "gökyüzü" adlı eser daha sonra "bahtiyar" adıyla anılacaktı. şarkının esas adını "kod adı bahtiyar" koyacağını ancak o zamanki müzik kurulundan çekindikleri için bunu koymadığını söyler. avrupa konserlerinde aynı şarkıyı "kod adı bahtiyar" şeklinde söyler. bahtiyar

1990 ve 1992'de "yakın dostum" dediği kadir inanır, tatar ramazan filmi için kendisinden film müziklerini yapmasını rica etti. hiçbir ücret almadan yaptı bunu. “kadir inanır için yaptım bu müziği, para kabul edemem” dedi. hatta filmde kadir inanır, ahmet kaya sesine playback yaparak "şu dağlarda kar olsaydım" türküsünü seslendirmiştir.

1990'da adını can yücel'in şiirinden alan "sevgi duvarı" albümünü çıkardı. albüm şiirin orijinalinde geçen "sidikli kontesim" sözü sansürlendiği için "pasaklı kontesim" diye değiştirilmiştir. konuyla ilgili açıklaması

1991'de "başım belada" albümünü çıkarmış, albümünde yine birçok şairin şiirlerine yer vermiştir. albümde ahmed arif'in en sevdiği şiiri olan "uy havar" şiirini ve attila ilhan'ın ısrarla okumasını istediği "sen benim hiçbir şeyimsin" şiirini okumuştur. aynı albümde "entel maganda" adlı eserinde ***'i eleştirir. albüm

1992'de "dokunma yanarsın" albümü, 1993'te "tedirgin"albümlerini 1994'de "şarkılarım dağlara" albümü takip etti. şarkılarım dağlara albümü 2 milyon 800 bin bandrollü satışla rekor kırdı. albümde yusuf hayaloğlu'ndan hiç eser yoktur. hatta onun açığını kapatmak için gülten kaya söz yazarak ahmet kaya'ya destek olmuştur. albümde ahmet kaya'nın "ev sevmediğim eserim" dediği "saza niye gelmedin" türküsü vardır. "gururla bakıyorum dünyaya" adlı şiirse orhan kotan'a aittir. aynı albümde"özgür çağrı" adlı eser yine orhan kotan'a aittir. daha sonraki albümlerinden birinde yine orhan kotan'a ait şiir olan "dosta düşmana karşı"yı seslendirmiş hatta öldükten sonra yayınlanan "gözlerim bin yaşında" albümünde tamamen orhan kotan şiirlerini seslendirmiştir. orhan kotan'ın eşi mehtap bora bir röportajında aralarının telif hakkı nedeniyle açıldığını ve bir daha konuşmadıklarını söylemiştir: "gelirin orhan’ın payına düşenini kendisine değil hapishanede yatan fikir tutuklularına verilmesini istiyordu ahmet’ten. ama ahmet bunun üzerine yatmış olmalı ki onun evine yapılan bir ziyarette 'ahmet, hapishanelere ne kadar gönderdin?' deyince cevap şu olmuş: (önce hafif bir şaşkın yüz ifadesi, sonra da) 'aaa, bak unutmuştum senin payını, gülten bana şurdan çek defterini verir misin?' ve orhan’a dönerek 'ne kadar istiyorsun?' diye sorunca orhan ve beraberindekiler hemen kalkıp gitmişler. orhan bunu bana hiç söylemedi, sorduğumda da cevap vermedi. bana diğerleri anlattı. o garip ziyareti kız kardeşim ve eniştemle birlikte yaptıkları için biliyorum. onlar anlattılar bana. kendileri hayatta."

1995'te yayınlanan "beni bul" albümü çok tartışılmıştır. eser "cumartesi anneleri"ne ithaf edilmiştir. "canım benim, can yoldaşım, gül tenimde belam benim" sözlerini içeren "can yoldaşım" şarkısını karısına yazmıştır. albümde bir iki eser dışında, siyasi mesaj içeren eser neredeyse yok gibidir. yusuf hayaloğlu yine bu albümün dışındadır. albüm

1996'da eski şarkılarına ithafen "yıldızlar" dediği "yıldızlar ve yakamoz" adlı albümü çıkarmıştır. albüm o günün şartlarıyla bazı eserlerini yeniden yorumlamıştır. "yakamoz" şarkısı albümde yeni tek eserdir. eserin şöyle bir hikayesi de vardır: ahmet kaya, ibrahim tatlıses'i çok sever ve sayar. hatta ibo show'a da katılmıştır. 1994 yılında prodüksiyonunu gülten kaya ve yusuf hayaloğlu'nun yaptığı, kanal d'de 13 hafta yayınlanan nihat akgün'ün katılması ve jet-pa'nın sponsorluğunu yapması yüzünden büyük eleştiriler alan "ahmet abi'nin vapuru" programını yaptı. programa defalarca çağırmasına gelmeyen ibrahim tatlıses'le araları açılmıştır. ahmet kaya, tatlıses'e bu yüzden hoş olmayan ifadeler kullanmıştır. küs kalan ikiliyi tekrar barıştıran şarkı ise yakamoz'dur. ahmet kaya, tatlıses'e eseri hediye ederek barışmak istemiştir. ahmet abi'nin vapuru adlı programda ahmet kaya'nın seslendirdiği " sensiz yaşayabilmerem"link türküsü ölümünden sonra bu programdaki kayıttan alınarak albüme konulmuştur. aynı programa serdar ortaç katılmış hatta birlikte halay çekmişlerdir.

1993’te aziz nesin’in liderliğinde solun hemen tüm renklerini kapsayan günlük “aydınlık” gazetesi’nde soner yalçın'la yol arkadaşlığı yaptı. bu arada kendisiyle ilk röportaj yapan kişi cemal süreya'dır. ikibine doğru dergisini çıkaran ekiple yakınlaşmıştır.

iyi aşçı ve masa adamıydı. güveç ve çiğ köfteyi iyi yapardı. stüdyo çalışmalarından önce yardımcıları oraya salça, güveç ve bulgur getirirdi. hatta osman işmen bunu şöyle anlatır: "iki özel harekatçı polis ahmet’in koruması olarak göreve başladı. ikisi de insan azmanı ve bellerinde çifte silah olan profesyonellerdi. adamların iki ay sonraki halini görmeliydiniz. biri önlük takmış mutfakta soğan soyuyor, diğeri çiğ köfte yoğuruyor. adamların hayatı kaydı ahmet’in sayesinde. korumalar aşçı oldu çıktı." kalp spazmı geçirirdi. amerikan hastanesinden içeri girerken kapıda karşılayan hemşirenin reaksiyonu inanılmazdı: “yine mi geldin?” artık hemşireler, ahmet kaya'yı görmeyi o kadar kanıksamışlar ki resmen bıkmışlardı. zira haftanın dört, beş günü hastanedeydi. tabii sadece çok yemekten kalp spazmı geçiriyor, biraz yatıyor sonra da çıkıyordu. hastane onun için otel odası gibiydi sanki. bir keresinde polonezköy’deki ünlü zayıflama kampında görevliye rüşvet vererek rakı aldırdığı için oradan kovulmuştu.

‘pako’ diye çok şirin ve akıllı kaniş köpeği vardı. onu stüdyoya götürürdü. stüdyo konusunda çok disiplinli değildi. 11'de stüdyoya gelir 19'a kadar yemek yer içer, sonra uyurdu. fırsat bulursa çalışırdı.

bilinenin aksine sürekli bağlama çalmazdı. bazı eserlerini piyanoyla bestelemişti. hatta banjo, gitar ve cümbüş de çalardı. ilk albümlerinde senfonik alt yapı kayıtları vardır.

anadolu rock denemeleri oldu. ekşi şeyler imaj değişikliği yaptı. kılık kıyafeti değişti. bir ara manikür yaptırdığı tartışması bile yapıldı. jet-pa sponsorluğunda konserler verdi. kliplerini sinan çetin çekti. bmw'ye binmeye başladı. etiler'de oturdu. bunlar sıkça eleştirildi. "benim hiç mercedes'im olmadı. şimdiki arabam mercedes'ten daha pahalı, cip olduğu için gözüne batmıyor insanların. salaklaşmamak lazım; bunlar önemli şeyler yani. biz insanların yoksulluğunu savunmadık. bizler yaşamımız boyunca insanların zenginliğini savunduk. yani ben cipe binsem, mercedes'e binsem; bunlar önemli şeyler midir? ben tarihin yüklediği misyonu yerine getiriyor muyum? bu önemli. tam 30 sene aç yaşadım bu ülkede, 30 yıl boyunca. bütün lokantaların kenarlarına gidip, o lahmacunların nasıl çıktığına baktım. artık ben bu saatten sonra bunu yerim ve kimse bunu engelleyemez.." diyerek eleştirilere cevap verdi. ancak tüm bunlara pek de uyum sağlayamadı. düzene başkaldırı devam etti. kürtçe bilmemesine rağmen çıkacak albümüne kürtçe bir şarkı koyacağını söylediği magazin gazetecileri derneği gecesinde linç edilmek istendi.

bu olayın hemen sonrasında ahmet kaya'nın 1993 yılında berlin'de kürt işadamları derneği'nin düzenlediği bir gecede verdiği iddia edilen bir konsere ilişkin fotoğrafların hürriyet gazetesi'nde yayınlanması üzerine "bölücü pkk terör örgütüne yardım ve yataklık yaptığı ve halkı ırk farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik ettiği" iddiasıyla hakkında istanbul devlet güvenlik mahkemesi'nde toplam 10.5 yıl ağır hapis istemiyle iki ayrı dava açıldı. ahmet kaya 1999 yılında mahkemeye yaptığı savunmada bu iddialara yönelik olarak "iddianamenin suçlamaya esas aldığı, hürriyet gazetesi'nin 14 şubat 1999 tarihli sayısında yer alan "ayıp ettin gözüm" başlıklı haber gerçekleri yansıtmamaktadır. yukarıda da belirttiğim gibi, 1993 yılı sonbaharında sanatçı arkadaşım zuhal olcay- 'ın da olduğunu hatırladığım bir avrupa turnesine orkestramla birlikte katıldım. berlin dahil avrupa'nın birçok kentinde bu arkadaşlarımla birlikte konserler verdim. bu konserler arasında almanya'da sadece pkk'nın katıldığı ve' kürt işadamları derneği' adlı bir kuruluşun düzenlediği ileri sürülen bir konsere katılmadım. böyle bir derneğin gerçekte var olup olmadığını dahi bilmiyorum. söz konusu gazete haberi üzerine yaptığım araştırmada 1994 yılı başlarında berlin'de 'demokratik esnaflar birliği' adlı bir kuruluş tarafından düzenlenen bir geceye katıldığımı tespit ettim. geceyi düzenleyen 'demokratik esnaflar birliği' tarafından gönderilen yazıda da belirtildiği üzere, bu gecenin hiçbir örgüt ya da başka bir kuruluşla ilgisi bulunmamaktadır. bu kuruluş, hatırladığım kadarıyla berlin'deki tüm yabancı esnafların bir araya gelip oluşturduğu bir meslekî kuruluştur. savcılık ifademde de belirttiğim gibi, sahne sıram gelinceye kadar sahneyi daha önceden görme şansım yoktu. sahneye çıktıktan sonra fotoğrafta yer alan pankartı görsem dahi hiçbir şey yapamazdım. konseri iptal etmem halinde salonu dolduran ve benim şarkılarımı dinlemek için gelmiş binlerce dinleyicinin haklı tepkisini alacak ve gecenin o atmosferinde, o salondan rahatlıkla ayrılabilmem bile mümkün olmayacaktı; ama sahneden fark ettiğim kadarıyla salonun çeşitli yerlerinde asılı başka pankartlar da vardı; fakat sahne ışıkları ve yüksek spotlardan dolayı benim onların içeriğini de görebilme şansım yoktu. her zaman olduğu gibi kendi şarkılarımı söyledim ve sahneden ayrıldım. bütün titizliğime rağmen bu konser sırasında çekilmiş olması mümkün olan fotoğrafın yıllar sonra ve tamamen gerçek dışı bir haberle birlikte kullanılması beni üzdü. böyle bir fotoğrafın varlığı ve bunun bugüne kadar yayımlanmaması hiçbir ciddi habercilik anlayışıyla bağdaşmaz ve haberin gerçek dışı oluşunu ve başka amaçlara yönelik bir yayıncılık anlayışı olduğunu açıkça ortaya koyar. bununla ilgili takdiri sayın mahkemenize bırakıyorum." demiştir.

16 haziran 1999'da türkiye'den ayrıldı. yargılamaların sonucunda gıyabında toplam 3 yıl 9 ay ağır hapis cezasına çarptırılmıştır. 1999 yılında münih'te pkk yanlıları tarafından düzenlenen konserde ‘‘arabamı o şerefsizlerin memleketinde bıraktım’’ dediğini iddia eden hürriyet gazetesi haberi için hakkında dgm tarafından bir kez daha soruşturma başlatıldı. bu iddiaları "ben 3 tane şerefsizin yüzünden ülkemde arabama bile binemedim dedim" diyerek yalanlamıştır.

16 kasım 2000'de "hoşçakalın gözüm" isimli albümünün kayıtlarını yaparken, paris'in porte de versailles semtindeki evinde bir gece kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. 17 kasım 2000'de 30.000'in üzerinde kişinin katıldığı törenle paris'in père lachaise mezarlığına defnedildi. ömrü boyunca yoksul edebiyatı yapmakla suçlanan ahmet kaya, fransız edebiyatının en ünlü edebiyatçılarıyla aynı mezarlığa defnedildi.

magazin gazetecileri derneği'nin gecesinde duyurduğu kürtçe "karwan" (kervan) parçasının ve klibinin de bulunduğu "hoşçakalın gözüm", link" biraz da sen ağla" albümü yayımlandı. haziran 2012'de magazin gazetecileri derneği tarafından ahmet kaya özel ödülü verileceği açıklandı. ilk ödülü kaya'nın bağlamacısı ümit yılmaz'ın alacağı söylendi. 28 ekim 2013'te 2013 cumhurbaşkanlığı kültür ve sanat büyük ödülleri’nde ‘müzik’ alanındaki ödül ahmet kaya'ya verildi.

paris'te kendisini ziyarete giden tek kişiyse büyük usta aşık mahzuni şerif'tir.

not: aynı yazıyı önceden de girmiştim. bugün onu anmak için tekrar etmek istedim.

devamını okuyayım »