baleyapansuaygiri

  • 2786
  • 0
  • 0
  • 0
  • geçen yıl

cumhuriyet halk partisi

oy vermeye karar vediğim günden beri delicesine tarihçesini araştırdığım parti.

1950'ye kadar olan dönem için çok bir şey söylenemez. kurucu olmanın getirdiği handikaplar. kraldan çok kralcılar zıttını kendi içinde barındırması falan derken günahı ve sevabı ile kuruculuğu üstlenmiş. almanya nasdap dönemi, fransa vichy dönemi, amerika iç savaş ve kızıl derili katliamı ile ne kadar yüzleşiyorsa türkiye'de 1923 1950 arası dönem ile o kadar yüzleşebiliyor. muhafazakarların goygoy ettiği kadar bir durum yok ortada. 1908 devrimini baz alırsak parlamento, halk temsili, demokrasi gibi kavramlarla tanınşması 100 yıldan biraz fazla olan bir toplumda olunabildiği kadar olmuş bu toplumda.
2. abdülhamit'i demokrat ilan eden zihniyet 23-50 arası dönem için biraz daha samimi olursa damir kırat değil demokrat olduklarına belki inanabiliriz.
bu dönemde en büyük sıçış şüphesiz 1946 seçimleridir. kraldan fazla kralcı kitle demokrat parti karşısında sandık kaçırmak, oy çalmak gibi işlere girmese imiş bu gün sağcı muhafazakarların elinde bu koz olmaz idi.

1950 seçimlerinde bu hata giderilmiş. kraldan çok kralcıların sivri zekası sayesinde seçimlerde çoğunluk sistemi sayesinde dehşet bir yenilgi alarak demokrasi konusunda ülkece demokrasi konusunda daha fazla fikir sahibi olmamıza sebep olmuş. öyle ki 60 darbecileri bile milli bakiye sistemi gibi bir sistem uygulayarak tip'in meclisine girmesine sebep olmuşlar. darbecilere dahi demokrasi konusunda bir fikir vermiş bu seçim.

chp halk partisi 40'ların ikinci yarısından sonra öyle pekte dediğim dedik öttürdüğüm düdük bir parti olmamış. olamamıştır.
şüphesiz en büyük kırılma 1945 senesinde gerçekleşmiştir. çiftçiyi topraklandırma kanunu gündeme gelip meclise taşınınca tarih sahnesi bizim demir kıratları ortaya çıkarmıştır. binlerce dönüm arazisiyle halkçılığın ve demir kıratlığın yılmaz bekçisi adnan menderes. şapka kanunun mucidi refik koraltan, iş bankası'nın kurucusu kendini chp'li den çok ittihadcı gören celal bayar, eski teşkilat-ı mahsusa ajanı fuat köprülü-ki kendisi sonra bizzat dp'ye muhalif olacaktır- dörtlü takrir denilen hadiseye imza atarak demokrasi tarihimizin ateşini yakmıştır. tamamen duygusal yani. bu gün chp eksenli tartışılan bireysel haklar gasp edilirken hepsi oradaydı. tıpkı dersim katliamı gerçekleşirken de. yani bizimkiler çok masum adamlar goygoyu türk muhafazakar siyasetçisinin iki yüzlülüğünden başka bir şey değildir.

1950'den sonra kurucu parti muhalefete geçmiş ve ondan sonra dp'yi çözmeye çalışan politikalar ile vakit geçirmeyi hobi edinmiştir. burada bir parantez daha açmak gerekli. zira imam hatipleri ve kuran kurslarının açılmasına izin veren parti chp'dir. üstelik bunu köy ensitülerini kapatarak yapmıştır. bu kapama fiili değildir. chp işe hasanoğlan yüksek köy enstitüsünü kapatarak başlamış dp geri kalan işi halletmiştir. köy ensitüleri kapatılsınciların başını tabi ki bizim demir kırat aslanlar yani dörtlü takrirciler çekmektedir. böyük kahraman paşa kazım karabekir, fevzi çakmak falanda kadroya katılan parlak isimlerdir. kapatılma sürecine çivi çakanlar arasında şüphesiz o zamanlar henüz minik bir faşist olan hüseyin nihal atsızı da saymamak olmaz. köylü fazla uyandırılmayarak oy deposu daha o zamanlarda sezilmiştir.

ortada bir cehape zihniyeti ararken nedense karşıma bu gün demokrasi kaharamanı diye parlatılan isimler çıktı hep. yani bir chp zihniyeti kesinlikle var o kesin. hatta iki chp zihniyeti var. birincisi mesala çiftçiyi topraklandırma kanunu diye bir şeyden bahsediyor. -ki bu olay ülkede olan feodal yapıların köküne kibrit suyu ekebilirdi.- bir de yok bu olmaz diyen bir chp zihniyeti var. bu zihniyet iltizam sistemi sayesinde malı götürmüş kodaman amcalar.
iki zihniyetin hep beraber olduğu konular da olmuş. mesela dersim, kürtler, varlık vergisi, ermeniler falan filan. ne demişti geçenlerde ismail saymaz ; hepiniz oradaydınız be.

neyse geri dönelim 1950 ile 60 yılları arası dönem düdük makarnası gibi bir dönem. iktidarı ele alan demir kıratlar at olduklarını derhal belli ediyor. bir anda chp'nin yerini almaya çalışan yeni terk parti olma sevdası ile dört bir yana sarıyorlar. vatan cepheleri kurup, chp'yi polis zoru ile meclisten falan kovuyorlar. görsen ölürsün muharrem öyle böyle değil. tek parti rejimini yıkmaya çalışan yeni tek partimiz film gibi. inönü duymaz ama her şeyi duyan kulağına gelenler ile meclis kürsüsüne çıkıyor. hacılar etmeyin eylemeyin. bakın ben bile sizi kurtaramam. şartlar meşrulaştığında ihtilal haktır diyerek. iki tarafıda uyandıran bir konuşma yapıyor ama nafile. 12 oturum ceza alıp gidiyor.

ülkenin siyasal rejimi faşizm, tek parti, din elden gidiyordan çıkıp direk fantastikoya dönüyor. yıl 2015 dünyada fantastiko ile yönetilen tek ülke biziz. 60'da olayı uyanamayan inönü bir kaç yıl sonra darbe marbe yapmayın yakarım canınızı diye talata falan ayar veriyor ama 60 olmuş bir kere. 27 mayısçı sivriler zaten mevzuyu 4 yılda anca oturtabiliyorlar. ortalık cunta'dan geçilmiyor bu süre boyunca. madanoğlu, aydemir, silahlı kuvvetler birliği. ordu da çok partili sisteme 1960 itibari ile geçiyor kısacası. dedim ya artık resmi rejim fantastiko. bir yanda darbe, beri yanda memleketin bir daha asla göremeyeceği manyak kral bir anayasa falan memleket çılgın atıyor. bu arada chp yine kurucu tribi ile ortada geziyor. yanına demir kıratların devamı akaret pardon adalet partisini de alıp hükümet kuruyor. inönü seçim kazandı diye okkaya gidecek adalet partisini kurtarıyor falan oldukça manyak işler. alkol almaya param yok diye ağlayan genç üniversiteli kardeşlerime bir abla tavsiyesi. türkiyenin son 70 yılını okuyun süper kafa yapıyor.

postallar siyasete adım attıktan sonra artık hiç bir şey eskisi gibi olmuyor. sosyalisti, kemalisti, amerikancısı, liberali. hepsi postallıları gazlayıp iktidarı ele geçirmeye çalışıyor. çok pis bir dönem başlıyor türkiye için. fantastiko artık iyiden iyiye yerleşiyor.

bu arada chp ortanın solu diye bir söylem ortaya atıp müthiş bir seçim yenilgisi alıyor. hatta yenilgi komple bu söyleme mal ediliyor. bir kişi o söylemi bırakmıyor. onun kuramsallaştırıp etrafına insan toplamaya çalışıyor. o çocuk alber einsteindı. yok lan bülent ecevit işte. 1960-1971 arası chp kendine yol arayan cuntaların ve demir kıratların gölgesinde bir acayip halde takılıyor. 1961 seçimlerinden birinci parti çıkmış görünsede yüzde 36,72 gibi bir oy alıp dp ardıllarının çok çok gerisinde kalıyor. bundan 4 yıl sonra dsi müdürlüğünden gelen islamköylü çoban sülü'nün yine ismet paşadan aldığı taktik sayesinde iktidardan oluyor ve ismet paşa son kez hükümet olarak artık defteri kapıyor.
chp'nin 1422 yıldır bitmeyen sağdan oy alma projesi bu seçimlerle beraber kapanıyor. ismet paşa böyüük marksizm tehlikesini seziyor. solu sahipsiz bırakmamak adına 1965 seçimlerine ortanın solu söylemiyle gidiyor gittiğiyle kalıyor. oy yüzde 28,7.

ülkede fantasiko devam ediyor tabi bu arada. 1960-1965 arası dönemde postallılar çok partili rejimi doyasıya yaşıyor. talat aydemir'in harbiye partisi 22 şubat 1962'de iktidara talip oluyor. lakin yeterli postal desteği alamadığı için güven oyu alamıyor darbe geçersiz sayılıyor. ismet paşa'nın demokrat damarı kabarmış olsa gerek !asssdfgh!! kol kırılıp yen içinde kalır diyor mevzuyu kapattırıyor. iktidar ortağı adalet partisi de pek olayın üstüne gitme heveslisi değil. el ele verip anayasa nizamını milli güvenlik ve huzuru bozan fiiller hakında kanun çıkartıp basın özgürlüğüne ceza kesiyorlar. bende basına o konuda çok kızgınım zaten. he ne demişti geçen ismail saymaz ; hepiniz ordaydınız.

postallılar demokrasiyi doyasıya yaşamaya devam ediyor. bizim talat tekrar hükümet kurmak için 21 mayıs 1963'de harekete geçiyor. harbiye partisinden tekrar adaylığını koyuyor fakat iktidarın kudretli albayı türkeş inönüyü uyandırıyor. güven oyu yine yalan oluyor. bu sefer e sen bokunu çıkardın diye el ele veren chp ve ap elele vererek talat aydermiri asıyor. bir demokrasi kaharamanı ipe giderken bu gün herkes sus pus. ayıb ayıb diyor 1963 postal seçimlerine burda noktayı koyuyorum. *

- bir kaç dakika ara vererek talat ile menderes arasında ne fark vardı diye anlamaya çalışıyorum. ikiside sırtını bir güce dayayıp iktidarı gasp etmeye çalıştı. fakat ikisi de asla ve katta ölmeyi hak etmedi. -

tsk sürekli denerken bu arada chp'de de başka bir demokrasi yarışı sürüyordu. bu memleketin sol neyine chp sol değildir, chp solcu olmaz sol chp'li olur diyen ve deniz baykal'ın atası konumunda bulunan turhan feyzioğlu ile bülent ecevit birbirine giriyordu. ortanın solu söylemini ortaya atan paşa ismet ne şiş yansın ne kebap modeli sağırlığının avantajını kullanıyordu. iktidar elden gitmiş. islamköylü çoban sülü ortamların kralı olmuş falan bu ara. lakin sol ne lan diyen turhan feyzioğlu chp'den ayrılıyor güven partisi diye harika bir parti kuruyordu. 47 adet vekil ve senatörcük yanında götürüyordu.

burda da bir parantez açarsak. işte chp sosyal demokrat, liberal adına ne dersek diyelim ilk defa solla o zaman tanışıyordu. o zamana kadar memleketin ekonomisi gibi karma bir hareketten ibaret parti kabuk değiştirmeye en azından çalışıyordu. feyzioğlu bu gün baykalların, emine ülker tarhanların, birgül ayman gülerlerin atasıdır. denizlerin idamına oy verecek kadar solcu. 1980 darbecilerinin başbakanı olmayı kendine yakıştıran bir adamdır. 1992 sonrası tekrar kurulan chp ne 65'in ne de ecevit'in chp'sidir. feyzioğlu zihniyetinin partisidir. bu gün aynı olaylar tekerrür etmektedir. kendine solcu diyen üç beş şaklaban ise hala inatla türk siyaset sahnesinde anca asker zoru ile kendine yer bulabilen bu zihniyetin payandalığını yapmaktadır. akp'yi ve dahi chp'ye karşı olan herkesi haklı çıkaran kafa burada gizlidir. bu kafaya karşı olup goygoy ile kafası karışanlar bu dönemi çok iyi anlamalıdır. 65 belki zamanı için başarısızdı ama gün geldi yüzde 40 gibi bir oya ulaşan bir parti yarattı. o yüzden andımızdan bir level yukarıda siyaset düşlemek önemli. hayatı goygoy ve faşistlik olan adamlara prim veren adamları gördükçe üzülüyor insan. halbusi az tarihten feyz almak kafi.

1965- 1970 arası parlemento da sakin postal siyaseti hareketliydi. uzun süreden beri iktidarı dürten ama pek yüz bulamayan postal spor şansını denemeye 1969 yılında tekrar karar veriyordu. o dönemde ismet paşa, komitacı galip hoca yani celal bayar ile barışıyor. siyaset yasağının kalkması falan konuşuluyor. ülke 60'ın gölgesini üstünden atmaya beraberce çalışıyordu. bu seferki darbeciler küreselleşme olgusunu daha o zamanlardan sökmüş amcalardı. washingtona, cia'ya, amerikan başkanı dahil herkese haber vererek bu işe giriyorlardı.
ismet paşa yabacağınız darbeye karşıyım hüleyn derken. islamköylü süleyman seçime de gider alayına da gider diye kılıç kuşandı mamafih amaçtan vazgeçiliyor meclis iradesine asker yine ipotek koyuyordu. gerçi bir yıl içinde falan siyasi yasaklar kalkacaktı.

velhasıl kelam 1950'den 1970'e geçen süre zarfında ne chp ne ap ne de başka bir aktör sahnede kendine rol bulabiliyordu. ortada bir zihniyet değil fantastiko vardı. başına geçen fantastikoyu yaşıyor, yaşatıyordu. takriri sükun kanunu konuşmak çok önemli elbette, lakin demokrat partinin uygulamalırını da konuşmak önemli.

hepiniz oradaydınız. ben değil kuzenim yapmış diyerek demokrat değil anca demir kırat olursunuz.

hiç şüphesiz bunların karşısında alınları dimdik olan kişiler solculardır. nazım resmor'dan bu yana bu ülkede hem parlemento hem sokakta demokrasi için mücadele eden solculardı. chp'de kendini sola açarak kurtardı. o yüzden chp daha fazla sol ile iletişime geçmeli. en azından köylüden işçiden bahseden bir chp. andımız okuyan chp'den daha fazla sesini duyuracak. daha fazla ihtiyaca cevap verecektir.

chp kendinle geçmişinle yüzleşmekten korkmamalı. kızlar ve erkekler yan yana diye hemen sapıkça düşünen köy ensitüsü karşıtları karşısında sinmese idi bu gün türkiye'nin çok kaliteli sağ seçmeni ve sağ partileri olacaktı. zira köy ensitüleri solcu değil demokrat yetiştiriyordu.

chp kürt dendi mi kafasını çevirip yok sayacağına. içinde ki sosyal demokrat ruha sığınıp kürt raporunu sallayan bir parti olsaydı türkiye için gerçek barış teminatı olurdu.

chp feyzioğlu gibi adamların değil halkının elini tutup çağdaşlaşmayı, aydınlanmayı onlarla yürütse idi bu gün hocalar kefen muskası satamazdı.

geç değil. bir musibet bin nasihat misali. chp'yi hala daha fazla sağ olmaya itenlere yüz çevirmeye çalışması dahi önemli. bizim gibi emanet oylar değil de. kendini chp'li görenler chp nasıl kurtuluru yine chp'nin kendi tarihinde bulabilir kanımca. ben sadece başkanlık sistemine karşı olduğu için oy vereceğim. gönülsüz vereceğim. kendimi solda tanımladığım için ehveni şer diye vereceğim. kendini chp'li tanımlayanlar ne için verecek ? en son bunu ne zaman düşünüp. kendilerini güncellediler. merak ediyorum. umarım ülkeyi diktatörlükten kurtarır. oy verecek kadar çaresiz hale düşürenler utansın.

devamını okuyayım »