banyodayken celme takan sabun

  • 1328
  • 21
  • 5
  • 0
  • dün

93 harbi

mithat paşa ve arkadaşlarının bir zafere olan ihtiyacından patlak vermiştir. rusların talepleri kabul edilmeyecek şeyler değildi, fakat yirmi yıl önceki kırım zaferi ve ordunun modern durumu sebebiyle osmanlı yönetim kadrosu özgüvenli davranmıştır.

harbin felaketle sonuçlanacağını düşünen yeni padişah abdülhamit elinden geldiğince balkanlara telgraf hattı döşetmektedir o sıralar. bazılarına bu absürd görünebilir ancak yaptığı icraat çok değerliydi. bu sayede savaş sırasında istanbul ile cephe arasında iletişim beklenenden çok hızlı ilerlemiştir.

harp ilanından kısa bir süre sonra ruslar kalabalık bir orduyla tuna nehrini geçer. osmanlı ordusunun ağzı açık kalır zira bu kadar hızlı şekilde saldırı geleceğini kimse tahmin etmemişti. niğbolu'yu tırnova'yı alan ruslar bulgaristan'ın tam ortasına ulaşır birkaç hafta içerisinde.

osmanlı açısından durum felaket tabi. dört kuvvet var adam akıllı; bulgaristan'ın kuzeybatısında kalan osman nuri paşa kuvvetleri (takriben 20.000 asker), bulgaristan'ın kuzeydoğusunda kalan ahmet eyüp paşa kuvvetleri, sofya'daki süleyman hüsnü paşa'nın kuvvetleri ve abdülkerim nadir paşa komutasındaki tuna kuvvetleri. abdülkerim nadir paşa'nın ordusu harp başlar başlamaz yalan oldu, çünkü kendisinin görevi tuna kıyısına gidip rus saldırısını durdurmaktı. paşamız daha kuvvetlerini oluşturamadan ruslar tuna'yı geçti, haliyle görevden alındı ve savaş mahkemesine verildi...

ahmet eyüp paşa kendi kuvvetlerini koruma derdine düşer, rusların kalabalık olmasından dolayı saldırması mümkün değildir ancak tuna'ya yakın bir yerde bulunan razgrad kentinde amansız savunma verir. batıdaki osman nuri paşa ise hala emir beklemektedir.

bu arada aylar geçiyor tabi, süleyman hüsnü paşa ordusuyla ahmet eyüp paşa'ya katılmak ister ama o da ne; ruslar yolu tutmuş. bulgaristan'ın güneyi ile kuzeyini birbirine bağlayan şıpka tepelerinde amansız bir çarpışma başlar. süleyman paşa geri çekilir.

rus taarruzu dördüncü ayına girmek üzereyken osman nuri paşa insiyatifi eline alır; ordusuyla vidin'den çıkar ve rus isgalindeki bölgenin tam kalbine girer korkusuzca. gece vakti gönderdiği becerikli istihbaratçılar sayesinde zayiat vermeksizin güvenli yollardan ilerler, ve rusların şıpka tepelerine giden ikmal yolunun üzerindeki plevne kasabasını işgal eder. tüm dünya şaşkına döner.

rus ana ordusu bütün gücünü plevne üzerine götürür. çünkü istanbul'a gidecek iki yol var; biri plevne'den geçen şıpka hattı, diğeri de varna kıyı hattı. kıyı hattından uzak durmak zorundalar çünkü osmanlı donanması o dönemde çok güçlü, karadeniz'de hasan paşa komutasındaki donanma "hele gelin de ağzınıza sıçayım" mottosuyla dolaşmaktadır.*

neyse efendim, velhasıl rusların gidebileceği tek yol osman paşa tarafından tıkanmıştır. osman paşa vakit kaybetmeksizin siper kazdırdı kasabaya. bütün cephaneyi erzağı güvenli yerlere koydu, soba borularından sahte top tabyaları yaptırdı. gerçek topları da stratejik noktalara koydu. ruslar başta özgüvenliydi, aradaki 5'e 1 sayı farkına güvenerek kasabaya tek yönden taarruz ettiler.

ilk rus taarruzu osmanlı hatlarında çözülmeye yol açtı. osmanlı askerlerinin daha önce harp görmemiş olması, rusların aşırı kalabalık birlikleri buna sebep olmuş olabilir. bazı subayların geri çekilme teklifini osman paşa "toplarımı size çeviririm" diyerek reddetti. nihayetinde ruslar durakladı ve geri çekildi. bundan sonrası ise ruslar için kabustu...

istanbul'da plevne zaferi sevinçle karşılandı. derhal yedekteki birlikler gönderildi, ahmet eyüp paşa'nın da gönderdiği birlikler sayesinde osman paşa'nın kuvvetleri iki katına çıktı. osman paşa doğru bir seçim yaparak ön siperleri askerle doldurmadı, bu düşman topçusunun ateş etmesi halinde ağır kayıp verilmesine yol açabilirdi, gelen takviyeleri arkadaki ikmal yoluna yerleştirdi. böylece plevne'ye erzak ve cephane yardımı bir süre daha devam edebildi. rusların saldırıları ağırlaşınca bu birlikleri plevne'ye çeken osman paşa dört cepheli savunma savaşına başladı.

osman paşa gelen rus taarruzlarını art arda püskürttü. temmuz'da girmişti kasabaya, ağustos eylül ekim derken bütün dünyanın gözü bu kasaba üzerine dikildi. neredeyse bütün batılı gazeteciler buraya yığılmış haber yazıyordu. bu sırada rus çarı da cepheyi ziyaret etmiş, romanya kralı'na hristiyanlık adına yardım göndermesi ricasında bulunmuştu. artık osman paşanın 40.000 dolayındaki kuvvetinin karşısında 200.000 kişilik dev bir rus-romen ordusu bulunuyordu.

son rus taarruzunun başarıya ulaşması kesindi; üç gün boyunca tüm kasaba topa tutuldu. ardından kalabalık piyadeler ve kazak süvariler dalga dalga kasabaya girdi. sonuç; 10 bin ölü ve kesin osmanlı zaferi.

bu olaydan sonra rusya sarsıldı. avrupa'da acaba harbi osmanlılar mı kazanacak sorusu konuşulmaya başladı. fakat plevne içerisinde durum hiç iç açıcı değildi, erzak ve yakacak bitmiş kış bastırmıştı. çok sayıda osmanlı askeri soğuktan açlıktan şehit olmaya başladı. osman paşa elindeki son çareyi değerlendirdi; ani saldırı. 10 aralık gecesi tüm gücüyle saldırıya geçen osmanlı kuvvetleri üç rus hattını yarmayı başardı. fakat zayiat çoktu, ve osman paşa vurulmuştu. karanlık çökmeden ruslar galip geldi, kasabadaki müslümanlar katledildi.

osman paşa saygıyla karşılandı. kılıcı iade edildi ve rusya'da bir süre saygıyla ağırlandı. ülkesinde de "gazi" unvanı almış bir kahramandı, koordinasyon eksikliğine rağmen bir avuç askeriyle direnmişti.

plevne'den sonra osmanlı cephesi çöktü. önce ahmet eyüp paşa'nın kuvvetleri çözüldü, sonra da şıpka tepelerindeki osmanlı kuvvetleri yenildi. ruslar sayıca üstünlüğü kullanarak tüm cepheleri kazandı, plevne'nin düşmesinden sadece üç ay sonra 450 km ilerleyerek istanbul'a girdiler.

ancak rus ordusunda zafer havası olduğunu söyleyemeyiz. plevne'deki yenilgiler, tifüs salgını vs. derken ordunun yarısı buharlaşmıştı. bu arada osmanlı padişahı abdülhamit, birleşik krallık kraliçesi victoria'ya telgraf çekerek istanbul'u rus gazabından korumasını rica etti. allah'tan o sırada birleşik krallık başbakanı benjamin disraeli idi, türk aleyhtarı gladstone olsaydı işimiz yaştı.* ingiliz donanması istanbul önlerine gelerek ruslara göz dağı verdi, ordusunun yarısını kaptırmış olan ruslar çaresiz ateşkes imzaladı.

osmanlılar zafer ümidiyle girdiği savaştan ellerinde kalan acı yenilgilerle çıkmıştı. katliamdan kaçan yüzbinlerce türk istanbul'a yığıldı ve istanbul'da çirkin yapılaşma sorunu ortaya çıktı. toprak kaybı ise faciadır; kars, ardahan, doğubeyazıt, bulgaristan ve kıbrıs. tazminat olarak da donanmadan birkaç gemi ruslara verildi...

bu savaşın balkan cephesi kadar önemli bir de kafkas cephesi vardır, o da başka bir entry konusu olsun. buraya kadar okuyan tarih meraklısı yazarlara teşekkür ederim.

devamını okuyayım »