baudelairee

  • 383
  • 21
  • 4
  • 0
  • evvelsi gün

ikinci el otomobil piyasası

kimse ucuza birşey beklemesin, artık herkes bir şekilde finansal okur yazarlığa sahip. yani o baby boomers nesil kafası kalmadı. iktisadi olarak arz şoku mu dersin, piyasa başarısızlığı mı dersin, sarı sitedeki logaritmik fiyatlandırma mı dersin bilemem ama bir şekilde artık insanların tamamı elindeki malı/hizmeti/parayı karşılaştırmalı değerlendirebiliyor.

sen elinde paranı herhangi bir yatırım aracında tutup arttırırken, karşı tarafta boş durmuyor arabasının, evinin değerini senin yatırım aracınla karşılaştırmalı tekrar fiyatlandırıyor. evet defalarca yazıldı, saçma sapan bir durum. eskiyen, kullanılan, teknolojisi yenilenen bir malın fiyatı nasıl artar diye ama dünyada fiyatı artmayan birşey mi var? geçen sene aldığım laptop'un fiyatı bu sene %30 artmış ki elektronik en hızlı eskiyen mallardan. bu sebeple ikinci el oto piyasasında da indirim beklemek zor.

bakın, 2014'te 23000 dolara aldığım sıfır(temmuz kuru itibariyle dolar 2.11 gibi birşeydi) orta sınıf araç şu ana dolar karşılığı olarak 16000 dolar ediyor. yani yıllık 1000 dolar aslında değer kaybetmiş. siz bu aracı yarı fiyatına almayı arzuluyorsunuz ama kimse satmaz. çünkü yerine koyma maliyeti diye birşey var, satsam aynı şekilde kazasız, düşük kilometreli bulma şansım yok, bulsam da çok daha fazla maliyete katlanacağım (yalnız tam aksine dolar bazında fiyatı artan araç dahi olduğunu biliyorum).

araç benim için fonksiyoneldir, yani malların herşeyde fonksiyonuna bakarım. kullanmayacağım hiçbir özelliğe de para ödemem. araç alırken sorun çıkarmaması, bakım maliyeti (bir dönem maalesef özel bir nedenle üst düzey spor mercedes araba almıştım, servise götürmeye korkuyordum. 0-20 6 litre yağ alıyor ki, o dönem o miktarda yağ, maaşımın 1/3'ü idi, bir de o arabaya yandan biri bindirdi ki değeri %20 düştü. o günden sonra lüks arabadan iyice soğudum), güvenlik, beni ekonomik olarak bir yerden diğer yere götürmesi yeterlidir. ama görüyorum ki özellikle, rusya, azerbeycan, türkiye, arjantin, brezilya gibi ülkelerde insanlar araçlarını statü elde etmek, karşı tarafa sosyal mesaj için alıyor ki, statü dünyadaki en pahalı şeydir ve pazarlamacılar maslow'un hiyerarşisindeki bu bileşeni mükemmel kullanırlar. üst sınıf araç kullanmadığınızda kendinizi, yetersiz, aşağılık hissetmenizi sağlarlar.

almanya'da, italya'da yollardaki arabaları görseniz, acırsınız. almanya'da en fazla ford ka görmüştüm ki, şaşırdım. italya ise fiat panda ile doluydu. fransa peugeot 206'larla ki bu araçlar en az 20 seneliktir. her yeri vuruk içinde. yani boşa konuşmayalım. suçu birazda kendinizde arayın. her taraf d sınıfı ya da suv benzeri araçlarla dolu. bunları sürecek yok, park edecek yer bile yok. yani verdiğiniz paranın bir bölümünü statüye veriyorsunuz. bu sebeple buralarda eleştiri yazmanın anlamı yok.

insanların çoğu hayatta kendini ifade edebilecek, diğer insanlardan ayırabilecek hiçbir özelliğe sahip olmadığından bunu kolayca gösterebileceği otomobile yönleniyor. hakikaten bir ailede 3 araba var ya, inanılır gibi değil (lütfen toplu taşımanın konforsuzluğu, yetersizliği, pandemi vb. tartışmaya girmeyelim, bu öncesi için geçerli). yani türkiye'de otoya talep asla düşmez. hatta şimdi yatırım aracı gibi görenler var.

şu konuda herkes haklı. maalesef türkiye'de ticari hayatta iş ahlakı olmadığından, az sayıda dürüst satıcı ile karşılaşırsınız. bu sebeple 2. el oto piyasasında keriz ya da enayi silkelemek için bekleyen tiplerle karşılaşmanız mümkün. kazalı, motoru bitik, masraf potansiyeli olan araçları size yüksek fiyatla satabilirler. gereksiz yüksek fiyat verebilirler ama ona yapacak birşey yok. çok dikkatli olmak gerekiyor.

hülasa, size tavsiyem, her malı alırken, buna gerçekten ihtiyacım var mı diye düşünün. varsa amacınızı belirleyin. amacınıza göre alternatifleri saptayıp, arasından amaçla en iyi eşleşeni seçip kararınızı verin. kullanmayacağınız özelliklere para vermeyin (yağmur sensörü, far sensörü gibi, bunları basitçe direksiyondaki koldan sizde yapabilirsiniz). ayrıca her özellik potansiyel arıza demektir. özellikle 2. el aracın bakımı çok önemlidir. bu sebeple 2. elde daha az özellikli araç tercih etmekte fayda var.

dizel araç 2. elde tehlikelidir. insanların çoğu turbo şarjlı arabanın ne olduğunu bilmez. çoğunun turbosunda balans problemi vardır ki turbo o tip araçlarda en önemli parçadır. ekspertizde falan enjektör iticileri, turbonun tam durumunu anlamak mümkün değildir. dynometre'ye falan hiç güvenmeyin. 5 ölçüm yaptırın 5'ide farklı çıkar (30 yıllık aracın motorunun %110 çıktığını gördüm). sekmanların durumu için motor kapalı marş motoru ile motor çevirilip, piston başına kompresyonu ölçmek gerekir ki bu da yapan ekpertizci görmedim. bu sebeple benzinli araç almanızı öneririm ki zaten benzin/dizel farkı çok düştü.

ben olsam bu dönemi 50-60 bin liralık araçla alarak kapatırdım. ürün/hayat eğrisinde zaten düşeceği en alt noktaya düşen bir maldan bahsediyoruz. fiyat kaybı da düşük olur. düşük kilometreli, mümkünse kazasız ya da değişeni olmayan bir araç alırım. hem luzumsuz maliyete girmem, hem de işimi şimdilik görürüm.

örnekte vereyim. bir dönem kullandığım fiat marea liberty'lerin fiyatları çok makul (50000-60000 arası). mükemmel arabalardır. çoğu parçası tempra'dır. klasik bazı basit sorunları var ama konfor açısından da, sürüş açısından da çok iyi arabalar. linea'ya, punto'ya benzemez. citroen c3'ler gayet iyidir, hyundai'ın i20'nin 1.2 benzinlisi şehir içi gayet iyidir. amacınızı bilmediğimden. eğer prestij, statü ise derdiniz o zaten golf'le, passat'la olmaz.

yani daha sayfalarca yazılır ama son olarak platon'un sözüyle bitireyim;
"eşyalarınızı arttırmak yerine, arzularınızı azaltın".

edit: cevap vermek huyum değil ama aşağıdaki yazar bu entry'ye "çöp" demiş. muhtemelen benden yaşı oldukça küçük olan, genç kardeşim "çöp" deme nedenini yazsa da ben de öğrenmiş olsam. retorik konuşmak kolaydır, insanlara duymak istedikleri, gerçekten, bilimsellikten uzak sadece ikna edici, heyecan, duygu dolu sözlerle herşeyi söyleyebilirsin. özellikle bazı insanlar böyle çok kolay yönlendirilir ve çoğunlukla da insanlar senin arkadan gelir. ancak acaba benim şu yaşıma kadar bilmediğim, okumadığım nasıl bir iktisadi bilgiye sahip öğrenmek isterim. euro bu kadar artarken, abd dahil tüm merkez bankaları piyasayı emisyona boğmuşken, pandemi de arz şoku yaşanmışken, pandemi sonrası basılan paraya bağlı enflasyon korkusu varken, toplu taşımada hastalık riski nedeniyle insanlar daha fazla şahsi araçlara yönlenmişken, üstüne üstlük davranışsal iktisat açısından fırsatı kaçırma ve kıtlık duygusu ile millet bayilere hücum ettiriliyorken, nasıl bir modelleme yapıyor zihninde ki "çöp" demiş. bu arada elbette sosyal bilimlerde doğru yoktur. yanılmış, yanlış yazmışta olabilirim, yazsa da öğrensem.

edit 2: altta 20 yıllık araba almanya'nın neresinde diyen var. herkeste sıfır araba var deyip, adamlarda 15.000 euroya araba var diyen yazar da var. zaten onu anlatıyoruz. defalarca almanya'da bulunmuş kişi olarak, adam 10-15 asgari ücretle (1600 euro asgari ücret ve ortalama bir araç 25000 euro) , sıfır araba alabilirken, almıyor.
sokaklar bu eski arabalarla dolu. sadece taksiler son model mercedes ve elbette bizim gurbetçiler bayılıyor arabaya. heryer eski corsa ile astra, golf ile dolu. buradakiler beğenip binmez. mesele bu ya. zira onun için araba tencere-tava gibi birşey. adı üstünde sadece araç. sen bu metaya gereksiz değer yüklüyorsun. gerçek ihtiyaç sahibi senin yarattığın bu talep yüzünden fazla para ödüyor. püritan etik yada protestan ahlakı burada anlatamam. o kadar çok şey yazılır ki bu konuyla ilgili de boşverelim. yaşım buradaki yazarlardan çok daha fazladır. bir akrabam övünerek anlatıyor geçende. 1996'da 690 milyona toyota corolla almış. araba almak şimdikinden çok daha kolaydı diyor. 690 milyon dönemin dolar kuruna göre 49.000 dolar ediyor. asgari ücrete göre ise 112. yani 250-300 bin lira para vermiş bugüne göre ki o yıllarda istanbul'da ortalama bir semtte, sıfır daire 20000-30000 dolar civarında idi. 1994 krizi olmuş dönemden bahsediyoruz. otomobiller evden daha kıymetli ya da iyi bir semtte neredeyse eşitti. değerlendirirken bunların hepsine bakmak lazım.

edit 3: müteahhitler, galerici gibi sizden daha niteliksiz gördüğünüz birçok kişinin sizin üzerinizden haksız kazanç elde etme hissiyatı hoş değil ama burada onu konuşmuyoruz. mesaj göndererek fikir almak isteyen bir kardeşim, çocuklarım var ve pandemiden dolayı almak zorundayım diyor. işte sorun bu zaten gerçekten ihtiyacı olanlar var ve zorla kazandığı parayı bu galerici ve bayilere kaptırmak istemiyor. bununla dalga geçmekte en basit anlamda vicdansızlıktır. burada olan kredi ile borç ile almak zorunda olan oluyor.

devamını okuyayım »