baysungar

  • 122
  • 0
  • 0
  • 0
  • geçen yıl

cuma hutbesi

ülkemizde terör can alırken, dünya üzerindeki müslümanlar hergün zulüm ile, işkence ile inlerken; sömürülürken, uyutulup, uyuşturulurken, ülkemiz masa başlarında pazarlıklarla bölüşülürken;

zina, fuhuş vbz. haramlar gündelik iş haline gelmişken, durumun vahametinden müslümanlar olarak gafil iken,
orada, burada türlü işlerle, internet ile, tv ile ve dahi nice uğraşlar ile yur-gezerler olarak yaşar iken,
nefsimizin kölesi olup uyuşmuş, alışmış ve hatta kimi zaman kokuşmuş olarak yaşlanıyor iken,

bizi bir araya getiren, bizi titretip kendimize döndürmesi gereken, islamın sosyal yönünün en temel yapılarından biris olan cuma hutbeleri ne yazık ki bizi uyandırmak şöyle dursun, uykumuzu daha da derinleştirir hale gelmiştir.

dünya üzerinde oluk oluk müslüman kanı akarken cuma hutbeleri tıpkı "başbakanın, cumhurbaşkanının ulusa sesleniş konuşması" gibi. oysa meydanlarda nasıl konuşuyorlar, tv de nasıl konuşuyorlar. geceleyin izlenen belgesel gibi sesin stabil olduğu, değişkenlik göstermediği, duygulardan yoksun, kuru bir okuyuştan öteye gitmeyen bir "konuşma" durumuna dönüşmüştür.

haftada bir toplanılan cuma cemaati demek o hafta boyunca yaşanmış olan dünya işleri için müslümanca yaşanabilmesi için stratejiler, geliştirmek içindir. sürekli yenilenen karşı fikirlere, şeytanın ve şeytanlaşmış insanların fikri ve mülki saldırılarına karşı taktik geliştirmek içindir. uyanmak, uyanık kalabilmek içindir.

oysa birazdan eda edeceğimiz cuma namazında ön saflara girin ve hutbe okunurken ardınıza bir bakın. kimisi yaslanarak uyuyor, kimisi oturduğu yerde uyuyor, kimisi bambaşka alemlere gitmiş yalnız bedenini bırakmış camiye..

hutbede belediyelerin çöp konteynırlarından, ağaç dikmenin faydalarından, misvağın ne mucize bir araç olduğundan, emniyet kemeri takmanın gerekliliğinden, hurma yemenin 40 bin faziletinden, yeşili sevmenin sevabından, mezar sulamanın müstehaplığından, alkollü iken araç kullanmanın kul hakkı yemek olduğunu, haram olduğundan *
hutbe 3 5 satır ile yukarılardan belirlenip, hocalara okutturulmaya devam ettikçe düzen değişmez. bir adım bile yol alamayız. böyle mi olmalı cuma? böyle mi olmalı hutbe?

tevhid nedir, ihlas nedir, zühd nedir anlatsanıza muhteremler.. gerçi anlatmış olsanız caminin cemaatinde de değişimler yaşanabilir belkide. belki de siz haklısınız. cemaat bunları duymak istiyor. hakikati değil de işine geleni, kulağa hoş geleni duymak istiyor. zaten hutbe bitişinde ayakkabılarının tam olarak nereye koyduğunun derdinde olan insanlar az değil.

aklıma gelmişken, bazı aklievvel müslümanlar ayasofya'nın açılması derdine düşmüşler , önce karşısındaki sultanahmet'in icine hakiki ve temiz islami hakim kıl da sonra ayasofya'nın derdine düş. islam adına, islamın yayılması adına bir tuğla bile koymuyorsan, hakiki iman şuurunu(tevhid'i) yaşayamadıktan sonra yeryüzünde herkes cemaate iştirak etse bile bir arpa boyu yol alamayız.

hülasa,

islamı gönüle, ruha tahsis edemedikten sonra camaatin hacminin, cami sayısının ne önemi var ki?

kimse kusura bakmasın ama bir cümle de devletin namaz kıldırma memurlarına söylemeden geçemeyeceğim.

cami = fabrika.
namaz= iş
cemaat= müşteri
sabah ve yatsı = gece mesaisi

allah sonumuzu hayır eylesin.

akıl, irade ve vicdan ölüyse insanda yaşayan bir ölüdür..

devamını okuyayım »