bbhkeydefe

  • 2719
  • 0
  • 0
  • 0
  • geçen ay

elçin arabacı

insanı "kendisi ne ki savunanı ne olsun" diye düşünmeye iten bir kişi. resmen sabrın sınırlarını zorluyorlar. ya güzel kardeşim, adam insan gibi meramını yazmış, diyor ki bir konuda yanlış bir şey söyledi, yanlışını söyleyip uyarınca da yanlışını kabul etmedi, yanlışında ısrar etti, biz düzelttikçe üslubu çirkinleşti, bir akademisyen olarak kesinlikle akademik yatkınlıklarla bağdaşmayan hareketlerde bulundu, yetmediği gibi üstüne hakaretlere başvurdu ve geri adım atmamakta ısrar etti. ben olayın şahidi değilim, belki bu iddialar da yanlıştır, bilemem. ama karşı çıkan tiplemenin yazdıklarını okuyunca insanın sinir krizi geçirmesi işten değil.

bu iddialara karşı yapılan savunmaya gel: sözlük yazarları hep son sözü söyleyen olmak istiyor, kendini dev aynasında görüyor, kompleks yapıyor, etkileşim alınca kuduruyor gaza geliyor, ayrıca elçin çok iyi biridir, gezi'de kimse yokken o vardı... lan bunlar ne? ne oğlum bu? bu ne saçma sapan bir ad hominem-demagoji kombosu? bu nasıl bir saçmalamayı yeniden tanımlama biçimi? insan utanmaz mı ya şunu yazarken?

sizin temel hatalarınızdan birkaçı şöyle: 1) yazılanları okumayıp aynı şeyi tekrar ediyorsunuz. 2) iddiaların neredeyse hiçbirine cevap vermiyorsunuz. 3) dizdiğiniz övgülerin konuyla zerre alakası yok. 4) tartışmaya haklıyı haksızı ayırmak için değil dostunuzu savunmak için dahil oluyorsunuz. 5) bu çirkinliğinizin dahi farkında değilsiniz.

yemin ediyorum hayatımda gördüğüm en itici savunmalardan biri şu. yapmayın kardeşim böyle şeyler. kol gibi yazı yazıp da meselenin özüne dair elle tutulur tek bir söz söylemediğin zaman senin haksız olduğun ve haksız birini savunmaya çalıştığın daha da net anlaşılıyor. savunma? şart mı yani birini şahsen tanıyor ve seviyorsun diye savunman? tanıyıp sevdiklerinizin yanlışlarını teslim etmek size bu kadar zor geliyorsa savunmak yerine susun, en azından çirkinleşmemiş olursunuz. rezilliğe yeni bir boyut getirmek zorunda değil hiç kimse.

devamını okuyayım »