beatrixl kiddo

  • 133
  • 0
  • 0
  • 0
  • geçen ay

hakan muhafız

an itibariyle ilk 10 bölümünü bitirdim ve de buraya bu dizi hakkında bir şeyler karalamak istiyorum. belki yazdıklarım derinlemesine bir analiz olmayacak ancak önemli gördüğüm bazı noktalara değinmek istiyorum.

hakan muhafız dizisine bir türk yapımı olmasından dolayı biraz önyargılıydım yalan söylemeyeceğim. aslında bu önyargımın çok sağlam temelleri var. günümüz türk dizilerine bakarak bunu çok net anlayabilirsiniz. takdir edersiniz ki sadece reyting peşinde koşan yapımcılar, senaristler dizi kültürümüzün içine etmekteler. her kanalda farklı isimde ancak aynı içerikte onlarca dizi oynuyor. bunun da dünyaya açılan ama onlardan biri olacağını düşünmüştüm. ancak daha sonra bu önyargımdan dolayı kendimden utandığımı da söylemeliyim. çünkü beklentimin son derece üstüne çıkan bir yapım olmuş. severek izledim ve bölümleri birbirini sürükledi. bunu yapabilmesi öncelikle dizinin bir başarısıdır söyleyeyim.

dizi istanbul'da geçiyor ve hikayesi istanbul'un kurtarılmasına dayandırılmış. bu ilk başta bizlere garip geliyor. çünkü bildiğimiz, tanıdığımız bir kültür. kimimizin doğduğu, yaşadığı, çalıştığı şehir. bu yüzden ölçeği biraz küçük hissedebiliyoruz. "istanbul'u kurtarmak mı? kurtaracak başka bir şey mi kalmadı?" diyebiliyoruz. ancak bir de olaya şöyle bakmak lazım. özellikle amerikan yapımları film ve dizilerinde onlarca kez new york'u kurtarıyor. o da yetmiyor hayal dünyasında yarattıkları şehirlerde kahramanlıklar oynuyorlar, misal gotham city, starling city vs. biz istanbul'u kurtarınca mı "aooouvv" oluyor? hagi 100 tane vuruyor bir şey yok biz bir tane vuruyoruz aoooouvvv. ayrıca istanbul ülkemizin en önemli değeridir. evet pisliği de vardır ancak bir değerdir. tarihi olsun, dokusu olsun, imkanları olsun. istanbul'un işlenmesi bu nedenle son derece normal.

dizide başrol olarak ekrana yakışan karakterler seçilmiş. elbette ki dünyaya açılan bir yapımda bir takım stereotiplerin kullanılmasını anlayabiliyoruz. ki zaten bu dünya starlar dünyası. buna çoktan alıştık, alıştırıldık. starları seviyoruz. yakışıklı, güzel, karizmatik karakterleri seviyoruz. bu bir gerçek. ama şöyle de bir gerçek var ki çağatay ulusoy'un oyunculuğunu daha önce oynadığı dizilerde beğenmememe rağmen bu dizide kendini geliştirdiğini çok açık anlayabiliyoruz. iyi iş çıkarmış. diğer oyuncular da öyle. tek sorun şu; replikler... repliklerin yabancılar tarafından yazılıp türkçe'ye çevrildiği sanki çok belli oluyor. sürekli "bu böyle olmalı. o kişi şu olmalı." gibi replikler duyuyorsunuz. bu repliklerin bizim ağız yapımızda ve söyleyiş tarzımızda çok doğal durmadığı aşikar. bu durum oyunculukları da biraz baltalıyor. donuk ve doğal olmayan bir oyunculuk ortaya çıkmasına neden oluyor.

gelelim özel efektlere. özel efektler evet, birazcık amatör. hatta diziye başlamadan önce internette o meşhur yumruk atınca bileğin kırılması sahnesini görmüştüm. onu görünce daha da bir izlememeye karar vermiştim. ama şöyle ki, hikaye içine dalıp gittiğinizden dolayı çok da önemli olmuyor. yine de çok daha gerçekçi yapılabilir. ama bu da birazcık finansla ilgili bir durum. umarım dizinin yakaladığı ivme biraz kazanç sağlar da sonraki sezonlarda çok daha iyi efektler görürüz. bu diziye ekstra bir hava ve izlenebilirlik katacaktır şüphesiz.

son olarak da değinmek istediğim bir şey daha var. özellikle youtube'da yapılan türk yorumları. kendimizi aşağılamaya ve yaptığımız işleri beğenmemeye o kadar alışmışız ki, kenyalısı, avustralyalısı, amerikalısı, rusu gelip "aktörleriniz ve aktrisleriniz çok iyi. hikaye çizgisi de çok başarılı. heyecanla izledim ve ikinci sezonu merakla bekliyorum" gibi yorumlar yaparken bizim türkler gelip herkesin içinde "its awesome series. (beğenin de iyi bi dizi sansınlar)" gibi yorumlar yapıyorlar. bunu translate'den ingilizce'ye çevirmek zor değil. resmen aşağılık kompleksini bir milletin üstüne yıkıp bizi rezil ediyorlar dünyaya. bu dizi ve bunun gibileri alıştığımız türk dizi profilini kırmanın yollarıdır arkadaşlar. daha destekçi olmalıyız diye düşünüyorum. bizler harika bi kültüre sahibiz. her çeşit insanımız, her çeşit oyuncumuz, her çeşit sanatçımız var. bunların potansiyelleri dünya çapında ortaya çıkmalı. izlemeliyiz, destek olmalıyız. eleştirmeliyiz elbette ki ama yapıcı olarak. ancak bu şekilde bu aşağılık kompleksinden kurtuluruz ve millet olarak bir olgunluğa erişiriz. yabancıların yorumlarını okuyunca gururlandım. bizim yorumlardan ise utandım. yapmamamız lazım böyle şeyler.

yolları açık olsun. ikinci sezonu merakla bekliyorum. :)

devamını okuyayım »