beautiful judgement

  • 201
  • 8
  • 5
  • 2
  • bugün

2 ağustos 2021 halkın trt muhabirlerini dövmesi

bu aynı zamanda, basına ve tüm basın çalışanlarına "taraflı haber yapmayın. yalan/yalaka/hunharca yalamaya dayalı haberlerinizi biliyoruz ve bu haberleri istemiyoruz. artık yalnızca gerçekleri istiyoruz." uyarısıdır. "trt" muhabirine tepki ise çok çok stratejik; bunu iyi okuyun.

nereden nereye? halk tarafından büyük bir saygı, sevgi ve onurlandırma ile karşılanan gazeteciler dayak yemeye başlamış. gerçekten (bkz: akp döneminde gerçekleşmiştir)

gazetecileri halk sever ve sayar, her konuda elinden gelen yardımı yapardı. polis ablukası altında bulunan bir yere sizi halktan birileri, tereyağından kıl çeker gibi sokardı. polisler bile gazetecilerden çekinirdi. size laubali ve küçümser bir tavırla kim olduğunuzu soran polislere "gazeteciyim/muhabirim, ... gazetesi/televizyonu" dediğinizde bir adım geri çekilir, saygılı bir tavır takınırdı. siyasetçilerin ise gazetecilerden ödü patlardı. halk gazeteciye ne istediğini bildirir, gazeteci de bunu siyasetçiye bildirir. siyasetçi, mesajı alır.

... çünkü gazeteciler o zaman görevini yapıyordu; fonlayanların değil, halkının ve mesleki onurunun yanında; haksızlık, adaletsizlik, hukuksuzluk, hırsızlık ve kötülüğün karşısındaydı. haberi tarafsız olarak alır, getirir, yayınlar, kimsenin yalakalığını yapmaz, skandalları ortaya çıkarır; yolsuzluk, hırsızlık, usulsüzlük yapanları halkın önüne "işte bu adam, işte bu kadın" diye atardı. bir şey yolunda gitmiyorsa, halk, bunun asıl sebebini kanıtlarıyla bilip öğrenirdi.

işte bu nedenle halktan çok büyük bir saygı ve sevgi görürdünüz. gazeteci olarak haber amaçlı bir yere gittiğinizde "kurtarıcı" veya bir "süper kahraman" gibi karşılanırdınız. sizi en güzel yiyeceklerle krallar gibi yedirip içirir, rahatınızla ilgilenir, sizi polis vb'den saklar, en gizli/zor istihbaratları bile sağlarlardı.

size söyleyeyim: şu an tüm gazeteciler yalnızca mesleki gerekliliklerini ve görevlerini yapsa, halk arasında en ufak bir ayrışma olmaksızın, bu hükümetin istifa etmesi veya düşmesi iki haftayı bulmaz ve bu, "bir varmış, bir yokmuş" şeklinde, oldu bitti olur; sığınmacılar ise bırakınız bu şekilde sınırların içine oluk oluk akmayı, bu ülkeye hiç giremezdi. orman yangınları ise henüz başladığı gün söndürülür, yangın söndürme uçakları - herhangi bir yangın felaketi olasılığına karşı - hazır bulunuyor olurdu.

bu durumda halktan dayak yiyen trt muhabiri ile kimlerin, halkın uyarısını dikkate alması gerektiğini anlıyoruz. o dayağı gerçekte kimlerin yediğini de anlıyoruz: nagehan alçı vb gibi yandaş gazeteciler/basın ile malumunuz siyasiler... yandaş medya, bu sizlere bir uyarı.

trt muhabirine geçmiş olsun diyorum; fakat işte gazetecilik hiç de kolay bir meslek değildir; çocuk oyunu hiç değildir. halkın uyarısını alan, bu uyarıyı okuyabilen gerçek gazetecilerin, yandaş medyalardan kurtulup gerekirse birleşerek kendi tarafsız medya/gazetelerini kurmaları umuduyla ve dileğiyle. halk affetmez yani; bir gazetecinin ilk bilmesi/öğrenmesi gereken gerçeklik budur. para/zenginlik/fonlanmak tatlıdır belki; fakat emin olun, gerçek gazetecilik, özgür habercilik çok daha büyük bir onur olarak çok çok daha tatlıdır.

daha ilk orman yangın başladığında ya da henüz başlamadan gazetecilerin sorması gereken muhtemel sorular:

- yangın söndürme uçakları neden kaderine terk edildi?
- yangın söndürme uçakları madem ki kaderine terk edildi, neden yerine yeni uçaklar alınmadı?
- iktidar saray üstüne saray yaptırırken, sarayın günlük harcaması x milyonken yangın söndürme uçakları neden satın alınmadı? devletin hazinesi mi boşaltıldı? boşaltıldıysa ne amaçla boşaltıldı, halkın paraları nerelere/kimlere harcandı?
- halkın ödediği vergiler nerede?
- her yaz mevsimi orman yangını çıkar, bu gerçek bilindiği halde neden hazırlık yapılmadı?
- ilk orman yangını başladığında, birkaç yangın söndürme uçağı almak için yapılacak telefon görüşmeleri kaç dakika sürerdi?
- yangınlar çay dağıtarak mı söndürülecekti? birileri çay paketlerini yangın söndürme uçağı mı sanıyor? vatandaşlar, yangını çay bardakları ve çaydanlıklarla mı söndürecekti? yoksa yanan evlerini, topraklarını, ormanlarını ve doğayı seyrederek keyif çayı içmeleri mi gerekiyor? yangının söndürülmesi için ciddi bir girişimde bulunmayanlar yangına bakarak keyif çayı mı içiyor? bu durum, bölgedeki her şeyini kaybetmiş halkla alay etmek ve dolayısıyla büyük bir skandal değil midir?

... ve her gazetecinin soramayacağı soru, araştırması gereken bağlantı:
- yangınlar söndürülemediğine ve yangınların söndürülmesi konusunda kalıcı bir etki ortaya konulamadığına göre terör örgütleri ile kimin/kimlerin bağlantısı var?

gibi, gibi... şu veya benzer sorular - tabi ki gerekli olan her konuda - gazeteciler tarafından sorulsa, o yangınlar bir hafta devam etmezdi. halkın öfkesinin nedeni, elbette bu ve benzeri soruların gazeteciler tarafından 20 yıldır sorulmaması.

devamını okuyayım »