becauseyouunforgiven

  • 1550
  • 0
  • 0
  • 0
  • 2 ay önce

chris gardner

1974 yılında, medikal cihazlar satmak için san francisco’ya gitmişti. otoparkta gördüğü kırmızı ferrari'ye hayran kalmıştı ve sahibine nasıl aldığını sordu. arabanın sahibi bob bridges borsacıydı ve yaptığı konuşmayla chris gardner’ın da borsayla ilgilenmesini sağladı.

bob bridges, gardner’a bir şirkette staj ayarladı. staj sırasında park cezalarını ödeyemediği için tutuklandı. sonrasında ise maddi durumu giderek kötüleşmeye başlamıştı.
neredeyse bir yıl boyunca henüz birkaç aylık olan oğlu christopher gardner ile birlikte sokaklarda yaşadı.

27 yaşındayken staj yaptığı yerde borsa brokerlığı dersleri alıyordu. ancak maddi durumu çok kötüydü. ev kirasını bile ödeyemeyecek durumda olan gardner’ı eşi de terk edince oğlu ile beraber sokaklara düştüler.
...
tren istasyonunda, parklarda, kiliselerde yatıp aşevlerinde yemek yemek zorundaydılar. chris gardner’ın kazandığı para sadece oğlunu kreşe göndermeye yetiyordu.

tüm bu yaşananlar gardner’ı vazgeçmeye zorlasa da o, hiçbir zaman pes etmedi ve stajını tamamlayarak aynı yerde tam zamanlı işe girdi.

artık tam zamanlı bir işi olan gardner, ev kirasını karşılayabilecek miktarlarda para kazanmaya başladı. kariyer basamaklarını azmiyle üçer beşer çıkarak 1987 yılında gardner&rich adıyla bir danışmanlık şirketi kurdu.

1987 yılında chicago’da kurulan şirketin new york ve san francisco’da da ofisleri bulunuyor.
...
2006 yılında hayatını anlattığı “the pursuit of happyness” (umudunu kaybetme) kitabı ile hollywood’un ilgisini çekti ve aynı yıl, aynı isimle filmi çekildi.

başrolünde will smith’in oynadığı “umudunu kaybetme” filmi, will smith’in oscar’a en iyi erkek oyuncu dalında aday gösterilmesini sağladı.
...
gardner bugün 64 yaşında, 60 milyon dolarlık bir servete ve hikayesini dinlemek isteyen milyonlara sahip.

dünyayı gezerek hikayesini paylaşan gardner, evsizler için bağış yapmayı da ihmal etmiyor. kadına karşı şiddetin bitmesi için ise elinden geleni yapıyor.
...
ve kendisi yaşadıklarını şu cümle ile özetliyor:

“çocukluğum kaderim olsaydı, bugün karısını döven, çocukları taciz eden alkolik bir herif olurdum. ben ise annemin sesini dinledim. karanlığa değil, ışığa doğru yürüdüm…”

(bkz: the pursuit of happyness)

devamını okuyayım »