belespritribinebandim

  • 803
  • 8
  • 1
  • 1
  • bugün

bir minibüste yaşanabilecek en dumur olaylar

toplumun nabzını en rahat yoklayabileceğin, sosyoloji adına cilt cilt kitaplar yazabileceğin en verimli mekan dolmuşlardır. ömrü dolmuş, otobüs ve bilumum araçlarda geçen bir istanbullu olarak şimdilik aklıma gelen birkaç anıyı anlatacağım.

1) yer: ankara
70lere ait, her tarafı dökülen ve kapısı manuel kapatılan eski püskü dolmuşa, o dolmuşa ait olmayan inanılmaz bakımlı, hoş, deniz ülke arıboğan tipinde bir hanım biner. kapıyı kibarca kapatmaya çalışır. çeker, kapanmaz, çeker kapanmaz, çeker kapanmaz. en sonunda dolmuşçu "bırah bırah kapının ağzına sı.tın" der. kadın kıpkırmızı vaziyette iner aşağı.

2) yer: istanbul
ineceği yere yaklaştıkça bir endişeye kapılıp kapıya doğru milim milim yaklaşan yolcu yığını, o anda inecek olan yolculara engel teşkil etmeye başlayınca minibüsçü ile kapıda birikenler arasında şu dialog gerçekleşir:
-kardeşim niye kapıda bekliyorsunuz
-biz birazdan inicez
-herkes bir gün bu minibüsten inecek, bütün gün benle gezmek isteyen mi var?

3) beşiktaş-sarıyer hattında ak saçlı tonton bir teyzeye yer vermek için kalktım. "ne yani yaşlı mı görünüyorum" dedi. alındı malındı, ben dedi daha 50 yaşındayım, izmirliyim, halis zeytinyağlı yemekler yerim yürüyüş yaparım falan. ben ve yolcuların tamamı teyzeyi ciddiyetle dinledik. 4.leventte minibüsün yarısı indi, maslakta öğrenciler indi ama kadın katiyen oturmadı. o hacıosman'ın virajlarında napolyon'un meşhur portresi gibi dimdik durdu, 1 cm eğim göstermedi.

devamını okuyayım »
01.04.2014 14:48